Bugün size bir anı anlatıvereyim. 1950’lerde Obalı Sarıgadıllıoğlu Cemal Emmi, bağımsızdan engile bir aday olmuş. Hanımı Adalet Teyze de engi işe öfkelenmişmiş. Adalet Teyze, öfkesinden İstanbul’a anasının, babasının yanına varmış gitmişmiş. Cemal Emmi bağımsızdan seçilememiş. Amma lakin sonraki seçimde Oba’ya muhtar adayı olmuş, bu sefer Oba’ya muhtar seçilmiş. Cemal Emmi, hanımı Adalet Teyze’ye bir mektup yollamış. “Hanım, mebus olamadım amma Oba’ya muhtar oldum. Gel garı” demiş.

Bilader aday olusam alayınızın desteğini bekleyom. Bilirsiniz, şeyh uçmaz, müridleri uçurur. Hazar Ahmet Emminize bir omuz verisiniz. Kiminin parası, kiminin duası, kiminin reyi bize lazım. Kiminin de aklı bize lazım olur. Şansımı bir deneyeyim deyom. Seçilisem mebus maaşının ucundan her ay kazan evlerinde gülüklü garın çorbası pişirdib, Guylarönü Meydanı’nda dağıtacam. Amma kafama takılan bir şey var. Hindi piyasaya çıkıp da şalvarla rey istenmez. Mecbur Terzi Zeki’ye çift düğmeli iki üç takım diktirmek lazım. Medeniyet yularını da takmak lazım. Medeniyet yuları deyince kravatı derim. Bakalım Allah kerim.

Benden bugünlük bu kadar. Hadi kalın sağlıcakla.