Hangi etnik kökenden olursanız olun, herkes kendi etnik kökeniyle övünür. Bir Türk olarak, ben de herkes gibi Türklüğümle övünüyorum. Her toplumda, iyiler ve kötüler olduğu gibi, bizde de kötülerin bulunması kadar doğal bir şey olamaz....
Hangi etnik kökenden olursanız olun, herkes kendi etnik kökeniyle övünür.
Bir Türk olarak, ben de herkes gibi Türklüğümle övünüyorum.
Her toplumda, iyiler ve kötüler olduğu gibi, bizde de kötülerin bulunması kadar doğal bir şey olamaz.
Eğer böyle olmasaydı, cezaevleri bomboş kalırdı!
Bir insan ya da toplum, kendi etnik kimliğini öne çıkarırken, diğer kimlikleri, belli bir genelleme içinde insan yerine koymaz, ötekileştirip aşağılarsa o toplum ya da birey, insanlıktan çıkmış bambaşka çizgilere taşınmış demektir.
Kimliklerimizle övünürken, insan olduğumuzu ve bütün toplumların da insan olduğunu unutmamamız gerekir.
Türkiyelilik ise bambaşka bir şey…
Türkiye'nin yaşanmaz bir hale geldiği dönemlerde, on binlerce insanımız Türkiye'yi terk etti.
Bir insanın kendi ülkesini sevmesi ve orada mutlu bir biçimde yaşaması için oranın yaşanır bir yer olması gerekir. Coğrafi güzellik de önemli değil, önemli olan huzurdur.
Irak'tan özellikle de Suriye'den yüz binler kaçıyor.
Türkiye, insan kaçakçılığının bir anlamda geçiş noktası haline geldi.
Bu insanlar, vatanlarını ölüm tehlikesine rağmen terk ederek, kaçak yoldan batıya koşuşturup duruyorlar.
Biz, Türkiye'yi yani kendi vatanımızı, birbirimize zehir etmek için elimizden geleni yapıyoruz.
'Memleketim, memleketim' diyerek herkes kendi şehrini de öve öve bitiremez ama çoğu, benim gibi başka şehirlerde yaşamayı tercih etmesine karşın yine de memleketçiliği dilinden düşürmez.
Memleketim Kastamonu. Doğum yerim İstanbul. Yirmi yıldır çok mutlu ve huzurlu bir biçimde Alanya'da yaşıyorum.
Son günlerde T.C, Türk bayrağı ve Atatürk modası tavan yaptı.
Bu üç olgu, bizim en temel simgelerimiz…
Bu değerlerimizi, günün siyasi kamplaşmasının bir parçası haline getirmek kadar yanlış bir şey olabilir mi?
1980 öncesinde Ülkücüler, Atatürk rozeti takan solculara saldırıyorlardı.
Çok şükür bugün, onlar da Atatürk rozeti takabiliyorlar.
Bugün Türklüğümüzü öne çıkarırken, dünlerde biz Türkler 'Sol - Sağ, Alevi - Sünni' diye birbirimizi kırıyorduk.
Bir toplumun tümünün benimseyeceği, sahip çıkıp övüneceği temel değerleri, günün siyasi çekişmelerinin bir parçası haline getirilirse bu değerler, değerini kaybetmese bile çatışmanın diğer taraflarınca, bu değerlere gereken değerin verilmemesi gündeme gelebilir.
Türk bayrağını herkes, gelişi güzel, yerli yersiz her yere asıp takabiliyor. Nedense temizliğine, rengine, muntazamlığına dikkat eden yok.
Türk Bayrak Kanunu'na uyulmaması ve bu yasanın uygulanmaması bana göre, Türk bayrağına yapılmakta olan en büyük saygısızlık.
Türkiye'de bir kurum ya da kuruluşun adının önüne 'Türkiye Cumhuriyeti' demenin ne anlamı olabilir? Koysan ne olur, koymasan ne olur? Burası zaten Türkiye değil mi? Bu, mesele yapılacak bir konu mu?
Bu tür tanımlamalar, ülke dışıyla bağlantılı olan ulaşım araçlarımızda, ülke dışındaki elçiliklerimizde ve de belli ürünlerimizde kullanılırsa bir anlam taşır.
Türklüğümüzü birbirimize mi kanıtlayacağız?
Sporcularımızın yakalarına ay yıldızlı amblem takmaları, Türkiye’de değil, uluslararası müsabakalarda anlam taşır.
Sanırım ne demek istediğim anlaşılmıştır.