Yunanistan ile Ege denizinde her zaman karşı karşıya kalıyoruz. Geçmişte Türk ve Yunan jetleri it dalaşı denilen bir şekilde karşı, karşıya gelirler birbirlerini taciz ederlerdi. Yunanistan, Ege denizinde bulunan adaları için kıta sahanlığı...

Yunanistan ile Ege denizinde her zaman karşı karşıya kalıyoruz. Geçmişte Türk ve Yunan jetleri it dalaşı denilen bir şekilde karşı, karşıya gelirler birbirlerini taciz ederlerdi.
Yunanistan, Ege denizinde bulunan adaları için kıta sahanlığı oluşturmaya çalışır, böylece Türk askeri ve sivil gemilerinin seyri seferini engellemek isterdi. Bu hususun, iki devlet arasında bir savaş nedeni olacak kadar ileri gittiğini unutabilmemiz mümkün mü?
İkinci Cihan Harbi'nde, Yunanistan Almanların işgaline maruz kalmış, ardından birkaç yıl süren iç savaşı yaşamıştı. Almanlar Yunanistan’dan çekilirken Ege’deki adaları Türkiye’ye teslim etmek istemiş, İnönü, "Ne toprak alırız, ne toprak veririz" zihniyeti ile bu isteği geri çevirmişti. Kaş’a 40-50 km. uzaklıktaki Meis Adası'nı dahi teslim almamışız. Atatürk sağ olsaydı, bu boşluktan kim bilir neler neler kazanırdık. Ne ise geçmişe mazi derler deyip bu faslı geçelim.
Yunanistan gerek işgalin verdiği sorunlarla, gerekse iç savaşın verdiği kargaşalık sebebiyle öylesine fakrü zaruret içinde kalmıştı ki, Türkiye her hafta Cuma günü, Kurtuluş adlı kargo gemisiyle, yiyecek, giyecek gönderir, Rum halkı Pire Limanı'nda geminin gelmesini hasret dolu gözlerle bekler, uzaktan geminin dumanı görününce öylesine sevinirlerdi ki, o günleri yaşayanlar hâlâ acı ile hatırlar o gün yaşadıklarını.
Türk milleti, Yunanistan’ın 1915-1922 yıllarında işgal ettiği Trakya'da, Ege'de yaptıklarını içine gömerek yine de yardım elini uzatmıştı. Bu yapılanları unutan Yunan devleti, Ege denizini tamamen kapatmak istemiş, Kıbrıs Rumlarını kışkırtarak ve destekleyerek adayı tamamen ilhak etmek için her türlü entrikayı çevirmişti.
Halbuki Yunanistan, 1458'den 1821 yılına kadar 363 yıl Osmanlının bir vilayeti idi. Bugün olduğu gibi o günde yine Avrupalı devletler ve Rusya her türlü yardım ve desteği vererek Yunanistan’ı Osmanlı İmparatorluğundan koparmışlardı. Ancak, Yunanistan bu ihanetinin cezasını dün olduğu gibi bu gün de çekmektedir.
Yunanistan AB'ye bağlı bir devlettir ama oradan aldığı kredileri hovardaca ve hesapsızca kullandığından şu sıralarda iktisaden büyük bir kriz yaşamakta, halk her gün sokaklarda nümayiş yapmakta, işçiler, memurlar grev yaparak ülkeyi iyice kaosa sürüklemektedirler. Devlet, iflasın eşiğindedir. AB devletleri ve İMF bazı zecri tedbirler almasından sonra ancak kredi musluğunun açılabileceğini beyan etmektedirler. Böylece Yunanistan büyük krizin içinde yuvarlanmaktadır. Pekala çare nedir?
Yunan asıllı Türkolog Prof. Dr. Dimitri Kitsikis, ekonomik açıdan batmanın eşiğine gelen Yunanistan’ın Avrupa’dan kopacağını, Türkiye ile birleşeceğini savunarak: "50 yıllık hayalim, Osmanlı döneminde 400 yıl boyunca kardeşçe yaşamış iki toplumun tekrar bir araya gelmesiydi. ‘Çamlıca Hayali’ kitabımda bunun üzerinde durdum. İstanbul’un, Türkiye’yle Yunanistan’ın Brüksel’i olabileceğini anlatmaya çalıştım. Konfederasyon tarzında iki devletli, çevredeki diğer ülkelerin de şemsiyesi altına girebileceği yeni bir oluşum hayalimin gerçekleşeceğine olan inancım şimdi çok daha güçlü. Avrupa’dan kopacak Yunanistan’ı ancak Türkiye kurtarabilir. Yunanistan'da bu konuşuluyor, en koyu Yunan milliyetçileri bile bu birliktelikten bahsediyor, şartlar müthiş bir değişimi hazırladı. Osmanlı’dan bağımsızlığın ilan edildiği 25 Mart 1821 tarihi artık özgürlük gününden çok, çöküşün başlangıcı olarak değerlendiriliyor" diyor.
Allah’ın hikmetine bakınız ki, dünün işgalcisi, Ege’yi Yunan gölü yapmak için her türlü entrikayı mübah sayan Yunanistan, bugün çok şükür biz Türklere muhtaç duruma gelmiştir. Türkiye Ortadoğu devletlerinin hamisi durumundadır ama hiç akılda olmayan Yunanistan’ın da el açacağını doğrusu hayal bile edemezdik. Ancak, Doğu Almanya’nın Batı Almanya ile birleşmesinin ekonomik krize neden olduğunu da düşünmek zorundayız.