Türkiye'nin çok zor bir döneme girdiği ortada. Burada tek avantajımız, güçlü ve deneyimli bir hükümetle bu sürece girmemizdir. Ortadoğu üzeride ABD ve AB'nin kendi çıkarları doğrultusunda türlü oyunlar oynandığı iddia edilerek...

Türkiye’nin çok zor bir döneme girdiği ortada.
Burada tek avantajımız, güçlü ve deneyimli bir hükümetle bu sürece girmemizdir.
Ortadoğu üzeride ABD ve AB’nin kendi çıkarları doğrultusunda türlü oyunlar oynandığı iddia edilerek ciddi tepkilerde bulunan siyasilerimiz ve aydınlarımızla birlikte yazar çizerlerimiz vardı.
ABD ve AB ile çok iyi ilişkiler içinde bulunan diktatörleri bile, bu son toplumsal tepkilere dayalı demokratik arayışlara dayalı olarak, ABD ve AB demokrasi talebinde bulunan halkın yanında yer alabildi.
Mısır’da, Libya’da ve Tunus’ta bu böyle oldu.
Türkiye de, Suriye ve Libya’da ikilem içinde kalmış olsa da, son tahlilde aynı tutarlılık içinde davrandı.
Suriye’deki gelişmeler bizi ciddi anlamda etkileyecek gibi görünüyor.
Suriye’deki gelişmeler İran’la olan iyi ilişkilerimizi de bozabilir!
Ortadoğu’da Türkiye’nin en ciddi rakibinin İran olduğunu unutmamak gerekir.
Ermenistan’ın koşulsuz olarak görüşmelerin başlatılmasını istemesi tek olumlu gelişme.
Yunanistan’ın iflasın eşiğinde olmasına sevinmekten çok üzülmemiz gerekir.
Küreselleşen dünyada her olumsuzluk Türkiye’ye de az çok yansıyabilmekte.
Kısa vadede tüm bu olumsuzlukların nasıl bir seyir takip edeceği ve bizi nasıl etkileyeceğini kestirmek zor olsa da, orta ve uzun vadede, Ortadoğu’daki bu değişim rüzgarı yerli yerine oturduğunda Türkiye’nin lehine olacağını iddia etmek kehanet olmaz.
Tabii ki, Türkiye dışarıdan kaynaklanan bu sorunlarla uğraşırken, içeride de, PKK terör örgütüyle de uğraşmak zorunda kalacak.
Bu sorunun ayrıntılarına da yarın girmeye çalışacağız.