Terör örgütlerinin en önemli gücü propagandadır. Örgüt, toplumu korkutma ve yıldırma adına eylem yapar. Bu eylemler, toplumun her kesimine yayılmadığı sürece, eylemin anlamı kalmaz. Öyleyse eylem, ne kadar kanlı olursa, kan ve gözyaşı...

Terör örgütlerinin en önemli gücü propagandadır.
Örgüt, toplumu korkutma ve yıldırma adına eylem yapar.
Bu eylemler, toplumun her kesimine yayılmadığı sürece, eylemin anlamı kalmaz.
Öyleyse eylem, ne kadar kanlı olursa, kan ve gözyaşı medya tarafından ne kadar dramatize edilerek, uzun süre gündemde kalırsa, örgüt o ölçüde amacına ulaşmış olur.
Türkiye’deki terör eylemleri sonrasında medyanın bu eylemleri nasıl ele aldığına bir bakın.
Yayınlar, örgütün mü, yoksa toplumun lehine mi?
1980 öncesi Ülkücü ve Devrimci gruplar, kentleri, mahalleleri ve sokakları paylaşmışlardı.
Mahalle ve sokaklardaki militan güçleri ise, elli yüz kişiyi geçmezdi.
Beyin takımı ise üç, beş kişiydi.
Aynı alanda farklı dünya görüşüne sahip insanlar olmasına karşın orada etkin güç, orayı ele geçiren yapılanmaydı.
Okullarda da bu böyle şekillendi.
Bir kentte, mahalle ve sokakta, örgütlü gücün sayısı önemli değildir.
Önemli olan, etkinliği ve bu etkinliği sağlayan propaganda becerisidir.
Genellikle yığınlar, bir güce karşı örgütlenme yerine, mevcut güce biat etmeyi tercih ederler.
Doğu ve Güneydoğu’da, terör örgütüne sempati duyanlarla, karşı olanların sayısı fifti, fifti.
Karşı olanlar, tepkilerini sadece seçimden seçime sandıkta gösteriyorlar.
Diğer zamanlarda ister istemez örgütün kuyruğuna takılmak zorunda kalıyorlar.
PKK terör örgütü, salt bu ülkenin ve bu ülkede yaşayan Kürt nüfusunun dışında kalan halkın baş belası değil, bana göre, bu örgütten en çok zarar gören kesim Kürt halkı.
BDP’nin o yüz binleri bulan gösterilerinde yer alanların çoğu, istemeye istemeye oraya gitmek zorunda kalanlar.
Demek ki, bu tür eylemlere katılanların önemli bir bölümü de, örgütten korktuğu için buralarda bulunuyorlar.
İşte zurnanın zırt dediği yer burası.
Örgütün propagandasının önünü keseceksin.
Eylemlerin önemli bir bölümü topluma yansımayacak.
Bunu için de, Türk medyası belli bir sorumluluk duygusu içinde hareket edecek ve toplum gerilmeyecek, korkutulmayacak örgütün eylem gücünün varlığı abartılmayacak.
Başta Doğu ve Güneydoğu olmak üzere, metropollerde yuvalanmış, militan kadrolar, özellikle de çocukları sokağa salanları, Türk istihbaratı ve güvenlik güçleri bal gibi biliyor olmalı!.
Biliyorlarsa mesele yok.
Bir gece de bunların burunları sürtülebilir…
Bilinmiyorsa o zaman yapacak bir şey yok, işimiz Allah’a kaldı demektir..
BDP’de bülbül gibi şakıyanlara da, dut mevsimi geçmeden, bir tabak dut ikram edilse hiç fena olmaz!
Değerli okurlar ben de, diğerleri gibi, bir çırpıda terörün nasıl yok edilebileceği konusunda epeyce palavra sıktım.
Bu ülkede palavra sıkan sıkana olduğuna göre, biz de bir palavra sıktıysak bunun ucunda ölüm yok ya!
Sık sıka bildiğin kadar.
Yine de sürçü lisan ettikse af ola…