26 Şehit ve onca yaralı. Bu, iki ülke arasında yapılan askeri bir savaş değil. Kendi sınırlarımız içinde ve üç beş koldan yapılmış bir saldırı. Sınır boylarındaki karakollarda görev yapan askerlerimize, karakollardaki polislerimize...
26 Şehit ve onca yaralı.
Bu, iki ülke arasında yapılan askeri bir savaş değil.
Kendi sınırlarımız içinde ve üç beş koldan yapılmış bir saldırı.
Sınır boylarındaki karakollarda görev yapan askerlerimize, karakollardaki polislerimize ve de bu birimlerde görev yapanların ailelerinin yaşadığı lojmanlara yapılan bir saldırı.
Dünyanın birçok bölgesinde iç çatışmalar ve bazı küçük boyutlu da olsa savaşlar ve de her ülkede zaman zaman küçük ya da büyük boyutlarda terör eylemleri gündeme gelebilmekte.
Bizde öylemi ya?
Terörle iç içe yaşamayı neredeyse kanıksar olduk.
Türkiye, her alanda belli başarılara imza atmaya başladığında terör belası atağa kalkıyor.
Bu belayla mücadele edebilmek ve bu beladan kurtulabilmek için, geçmişten bu yana birsürü yönteme başvuruldu.
Hiç birinin işe yaramadığı ortada.
Geçmişte jitem benzeri özel timlerle yapılan operasyonların yasa dışı olması nedeniyle, bu mücadeleyi yapanlar, bugün yargılanmakta.
Ergenekon denilen yapılanma hep yanlış ele alınıyor.
Balyoz ve diğer darbe girişimleriyle ilgili davalar da Ergenokonla karıştırılıyor.
Faili meçhul cinayetlerle bağlantılı ergenokon yapılanması, bir anlamda, bir etkiye karşı devletin bir tepkisi ya da teröriste karşı anti terör örgütü ve de gerillaya dönük kontgerilla yapılanması gibi değerlendirilebilir!
Böyle bir yapıda görev alan unsurların, görevlerinin dışına çıkarak şahsi çıkarları için belli eylemler ve yapılanmalar içine girdilerse tabii ki bunların sorgulanması ve de cezalandırılması gerekir.
Ancak, bu yapılanma siyasi bir kararın uygulanması, terörün ve teröristin bertaraf edilmesi için gündeme gelmiş, belli bir hiyerarşik düzen içinde planlı programlı uygulamaya sokulmuş bir eylemler bütünü ise ve bu zor görevde yer alan unsurlar da bunu kişisel ikballeri için değil, ülke için yaptılar ve hiçbir menfaat gözetmedilerse bunun sorumlusu görevlerini yerine getirenler değil, eğer bir yanlış varsa bu yanlışın sorumlusu görevi verenlerdir.
Susurluk kazasıyla başlayan süreçte, sapla saman hep birbirine karıştırıldı.
Çok daha önemlisi, darbe girişiminde bulunanlarla teröre ve teröriste karşı mücadele edenler aynı kefeye konma yanlışı içine girildi.
Toplumun önemli bir kesimi de bu yanlış algı içinde.
Türkiye her alanda bir sıçrama noktasına geldi.
Türkiye’nin bu başarısından rahatsız olanlar güç birliği yapmış, Türkiye’yi terör belası içinde çökertmeye ayağa kalkmasına engel olmaya çalışmaktalar.
Artık bu bir terör eylemi noktasını da aşarak savaş düzeyine tırmanmış durumda.
Bu savaşın strateji ve taktiklerinin ve düzeyinin hangi boyutlara varacağını da bu konunun uzmanlarıyla bir araya gelerek siyasi karar vericiler biran önce kararlaştırıp, bu kararı hayata geçireceklerine yürekten inanıyorum.
Bıçak kemiğe dayandı.
Bunun başka yolu kalmadı gibi!