Alanya belediyesinin Temmuz oturumunda, 2014 yılında Alanya'ya bağlanacak beldelerin sorunları gündemdeydi. Bazı beldelerin imar planı değişiklikleriyle beraber, bu yörelere ulaşımı sağlayan denetimli halk otobüslerinin durumu konuşuldu....
Alanya belediyesinin Temmuz oturumunda, 2014 yılında Alanya’ya bağlanacak beldelerin sorunları gündemdeydi. Bazı beldelerin imar planı değişiklikleriyle beraber, bu yörelere ulaşımı sağlayan denetimli halk otobüslerinin durumu konuşuldu.
Belediye başkanı Sipahioğlu, haklı olarak, halk otobüsü işleyişine düzen getirilmesi için kontrolün Alanya belediyesine geçmesi isteğindeydi. Öneri mecliste tartışıldı; kanlılarıyla(!) çaktırmadan kapışıldı… İtirazlar çoğunlukla başkanın böyle bir hakkı olup olmaması üstüneydi. Böylesine önemli bir konunun bilimsel ölçeklerle belirlenmesi konusunda ise görüş belirten olmadı.
Tevazu göstermeye gerek yok; bu satırların yazarı ve birkaç arkadaşı çevre ulaşım planı diye bir kavramı 1990’lı yılların başında dillendirmeye başlamışlardı. Değerli Alanyalı bilim insanı Güneş Gür’ün heyecanla telefonda verdiği bilgileri not ediverdiğim peçeteyi, o günlerin bir anısı olarak hala saklarım… Gür, büyümekte olan Alanya’nın ulaşımının bilimsel yollarla saptanmasının gerekliliğinden ısrarla bahsediyordu…
Gün oldu harman döndü, Alanya abur cubur yiyerek şişmanladı, kabına sığmaz oldu. Ona yeni yerler bahşettiler, rahatça yayılacağının müjdesini verdiler. Yönetsel olarak verilen karar doğru gibi görünüyordu. Kendisine bağlanacak alanlarla birlikte büyüyecek Alanya’nın, içinde ulaşım da dâhil olmak üzere detaylı bir planlamaya gereksinimi vardı. Adı ne olursa olsun böyle bir planlama şehrin gelişimini, yapılaşmasını, dolayısıyla rantını etkileyeceği için kasabadaki(!) bilenlere bırakılmamalı, bilimsel ölçütlerle belirlenmeliydi. Ama öte yandan gözlerden kaçan bir durum söz konusuydu.
Seçim öncesinde kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının imar yetkileri son dakikadaki değişikliklerle genişletilmiş ve bakanlığa da TOKİ eski başkanı Erdoğan Bayraktar getirilmişti. Yetkisindeki alanlarda plan değişikliklerini resen belirleyecek olan bakanlık, yerel yönetimlere görüş sormadan işlem yapabilecekti. AKP’li bir tanıdığın söyledikleri ise ilginçti: “Bundan sonra Ankara’ya giden işi bitirecek, belediye başkanları artık birer bez bebek olacak!”…
Basit bir halk otobüsü düzenlemesinden nerelere geldik. Pardon, unutuyordum; ne oldu şu Alanya’nın il olma işi? Ya da, başbakanın bizzat açıkladığı, nüfusu 750 binden fazla olan illerin büyükşehir olma projesi? Antalya’nın doğu belediyesi Alanya!
AKP’nin “ileri planlaması” tüm hızıyla devam ediyor… Yerinden yönetim denen, yerel halkın istemlerinin, en demokratik ve katılımcı bir şekilde belirlenip yaşama geçirilebileceği sistem artık bir ütopya olarak kaldı. Yöredeki rant alanlarını yandaşlarına peşkeş çekebilmek için, yerel otoriteyi yetkisizleştirerek zayıflatma yolunda hızla ilerleniyor... Canım iki şeye sıkılıyor. Birincisi, geri dönüşümü imkânsız olacak şekilde doğayı tahrip etme olasılıkları; ikincisi bunu yerel yandaşlarıyla beraber Alanya’nın gelişimi olarak adlandıracak olmaları…