İnsanın çok mutlu olduğu bir anda ya da bir sevincini yaşarken, çığlık atma ya da 'yaşasııın!” gibi bir kelimeyi, avazı çıktığı kadar bağırırken, bazen de ağzından anlamını bilmediği kelimeler, nidalar dökülür. Eskiler...

İnsanın çok mutlu olduğu bir anda ya da bir sevincini yaşarken, çığlık atma ya da “yaşasııın!” gibi bir kelimeyi, avazı çıktığı kadar bağırırken, bazen de ağzından anlamını bilmediği kelimeler, nidalar dökülür.
Eskiler hatırlar mı bilmem ama 1970’li yıllarda Alanya’da sıkça kullanılan bir “curruk” kelimesi modaydı.
Bu kelime kimden çıktı? Ne amaçla söylendi? Kimse sağlıklı bir bilgi veremiyordu. Ancak, kullanıldığı zaman bir sevinci ifade ettiği biliniyordu. Örneğin, sokakta bilye (misket) oynayan çocuk, isabetli atış yaptığında sevincini bu cümle ile haykırırdı : “Curruk deee!”
Bu örneği, tavlada düşeş atan da, Java motora binip, caka satan da her durumda sevincini yüksek sesle bağırarak ifade ederdi ve sonuna da simge sayılan bir isim de eklerdi: “Curruk de Leylaaaam!”
Bu kelime aklıma gelip de bu başlığı attığımda, bir kez de TDK sözlüğüne bakma gereği duydum ve karşıma, 5 anlamı bulunan şu açıklamalar çıktı : 1- Martı 2- Kışın görülen, güvercinden küçük, sarı renkli bir cins kuş, 3- Ocak çekirgesi, 4- Bir çeşit çocuk oyunu, 5- Özleşmemiş koyulaşmamış sulu (yemek vs.)
Alanyalıların kullandığı kelimenin ise, “Yiyecek bulan (insan-hayvan) ya da yavrusuna yiyecek taşıyan bir martının ya da kuşun sevinç çığlığı” anlamı taşıyor diye düşündüm.
Öyle ya. Biz de maaşımızı aldığımızda, evimize nevale götürürken mutlu olmaz mıyız? Hele, aldığımız balığın yanında iki tek atacağımızı düşünerek, ıslıkla karışık bir şarkı mırıldanmaz mıyız?
1970’li yıllarda, Alanya’da dillerde dolaşan bu cümle, bugün hala kullanılıyor mu bilmem ama yakında dillere düşerse ya da yeniden moda olursa şaşırmayalım.
* * *

İlkbahar aylarında, Yeni Alanya Gazetesi’nde bir yazı okumuştum. Kübra Duman’ın haberine göre, Akdeniz Üniversitesi Alanya İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Güngör, Türkiye’de il olması uygun olan ilçeleri “Analitik Hiyerarşi Proses” (AHP) yöntemi ile belirleyerek, 8 ilçe tespit ettiklerini açıklamış ve Alanya’nın % 33 ile ilk sırada yer aldığını ifade etmişti (Diğer 7 ilçe : Bandırma, Fethiye, Elbistan, Ereğli, Bergama, Ödemiş, Erciş). Daha sonraki haftalarda medyada, güvenlik önlemleri nedeniyle Cizre ve Yüksekova’nın da İL olacağı dile getirildiyse de araya seçim girdi ve proje bir süre askıya alındı anlaşılan. Ancak, şartlar ne olursa olsun Alanya, 82 ya da 84. İL olmalıdır ve buna layıktır.
Alanya’nın İL olması için bir başka beklenti de Mevlüt Çavuşoğlu ve Bülent Arınç faktörü. Sayın Arınç unutmasın ki bir “Laba Dolması”nın kırk yıl hatırı vardır!
İkinci güzel gelişme de 17 Şubat 2011’de TBMM tarafından resmen onaylanan “Alanya Hamdullah Emin Paşa Üniversitesi”nin (AHEP) açılmasıyla ile ilgili çalışmalarda sona yaklaşılması.
Her ne kadar Gazipaşa’ya uçak inip kalkmaya başladıysa da Gazipaşa Havaalanı’nın pist uzatımı gerçekleşmediği taktirde, Manavgat’ta bulunan ve zirai ilaçlama uçaklarının iniş ve çıkışı için kullanılan pistin, büyütülerek havaalanına dönüştürülmesi, Alanya için de bir avantaj sağlayacaktır sanırım.
Gündemden hiç düşmeyen Alanya-Antalya hızlı tren projesi ya da metro ile teleferik ve Akdağ Kayak Merkezi gibi projeler tamamlandığında, Alanya gittikçe büyüyen bir değer olacaktır.
Bu arada, Alanyaspor’un yeni başkanı Mevlüthan Çavuşoğlu ve ekibine başarılar diliyorum. Güzide kulübümüzü, artık daha üst liglerde ve Süper Lig’de görmek isteğimizi, bir kez daha yineliyorum.
Bütün bunlar ya da büyük bölümü gerçekleştiği taktirde, insanın havalara sıçrayıp çığlık atası geliyor.
Ben şimdiden o çığlıkları duyar gibi oluyorum ve havalara sıçrayarak sevinçle haykırıyorum: “Curruk dee Leylaaaam! Curruk deee!”