TOPLUM ve birey olarak, siyasilerimizin hamasi çıkışlarının gazıyla, bilgisayarın başına geçip, sosyal medyada, tarihteki kimi başarılarımızla övünerek yiğitlenme yerine, bugünün somut koşullarının gerçeklerine göre bir duruş sergilememizde...

TOPLUM

ve birey olarak, siyasilerimizin hamasi çıkışlarının gazıyla, bilgisayarın başına geçip, sosyal medyada, tarihteki kimi başarılarımızla övünerek yiğitlenme yerine, bugünün somut koşullarının gerçeklerine göre bir duruş sergilememizde yarar var.

Suriye’de ve de Ortadoğu’da büyük güçler bilek güreşi yapmakla meşgul.

Bu alanda atlar tepişiyor!

Her an birbirlerine çifte atmaları söz konusu olabilir.

Bu oyunun içine, şu ya da bu biçimde sürüklenmek isteniyoruz.

Ülkemizin çıkarları için bu oyunun içine aktif olarak girmemiz bugün için çok tehlikeli.

Zira, bu oyunda rol oynayan tüm unsurlarla sağlıklı bir birlikteliğimiz yok gibi bir şey!

ABD, Irak’a müdahale etme aşamasında Türkiye olarak sınırlarımızı açma sözü verip, ABD güçleri İskenderun’da konuşlanıp yol güzergahlarında inşaatlar başlatıldığı halde, 1 Mart Tezkeresiyle tüm bu çalışmalar akamete uğratılıp, ABD güçleri böylesine kritik bir savaş süreci öncesinde, gerisin geriye yollanınca, ABD’nin bize olan güveni ortadan kalkmış, bizim yerimize Kuzey Irak Kürt yönetimi ABD’nin Ortadoğu’da İsrail’den sonra bir numaralı müttefiki haline geldi.

Halbuki biz, bu sözü vermemeliydik.

Sözü verdiysek de yerine getirmeliydik.

Bugün de, ABD Suriye’de PYD ile birlikte hareket etmekte.

Uçak düşürme olayından sonra da, Obama açıklamasında, "Sorun Rusya ile Türkiye arasında halledilmelidir" diyerek, bize dönük net tavrını ortaya koymuş oldu.

Cumhurbaşkanımız uzun bir süredir başta İsrail olmak üzere, BM’deki 5 daimi üyeyle birlikte, Avrupa Birliği'ni, Amerika’yı, Rusya’yı, Suriye ve Filistin’le ilgili olarak sürekli eleştiri bombardımanına tutuyordu.

Rusya ile aramızdaki krizde, sözde değil özde bize destek verecek bir tek ülke yok gibi bir şey.

NATO’nun da ne yapacağı henüz belli değil.

Rusya, İran ve bir sürü ülke, Esat’ı ağzına bile almazken, biz hala Esat karşıtlığına dayalı bir tavır içinde Esat’ı suçlamakla meşgulüz.

Erdoğan bu konuyu kişiselleştirme noktasına taşıdı!

Bir başka ülkenin iç işlerine karışmanın, Suriye’nin bir devleti, hükümeti ve devlet başkanı varken, devletine karşı savaşan unsurlara ılımlı muhalefet diyerek açıktan destek vermenin mantığını anlamakta zorlanıyorum.

Suriye yönetimleri yıllar boyu PKK’ya destek vermiş olmasına karşın, iki ülke, özellikle de Erdoğan ve Esat bir süre sarmaş dolaş olmuşken, Arap Baharı safsatasının peşinden gidip, Libya, Mısır ve Suriye’deki Arap kışı hatta felaketinin içine balıklama dalmanın alemi ne?

Dün Kuzey Irak Kürt yönetimini tehlike olarak görüp karşı çıkarken, bugün bir numaralı dostumuz durumunda.

Kuzey Suriye’deki PYD’yi de bugün düşman olarak görüyoruz.

Yarınsa ne olacağını bugünden öngörebilmek mümkün değil.

PKK ile PYD birlikteliğinin ileride, Kuzey Irak’taki Kürt yönetimini nasıl etkileyeceği de belli değil!

Böylesine çorbaya dönmüş bir belirsizlik ortamında hala biz ona buna meydan okumakla meşgul olup, herkesi karşımıza almanın saçmalığı içindeyiz.

Bu saçmalığa, kimi vatandaşlarımızın da alkış tutması, tehlikenin boyutlarının farkına bile varmamaları düşündürücü!

Allah hepimize akıl fikir ihsan ederken, inşallah sonumuzu da hayırlı eder.