Herkesin, herkesi

Herkesin, herkesi "potansiyel suçlu" gibi gördüğü, kimsenin kimseye güvenemediği bir toplumsal dokuda, insanların huzur içinde mutlu bir biçimde yaşaması imkansız hale gelir.
Yüzleri gülmeyen, birbiriyle selamlaşmaktan bile kaçınan bir toplumda yabancılaşma ve yalnızlaşma, içe kapanma had safhaya varır.
Her terör eylemi sonrasında ortaya çıkan şehitler karşısında, medyada günlerce süren yayınlar, herkesin kimyasını bozmakta.
Duygusallığın tavan yaptığı aklın ötelendiği böylesine durumlarda hepimiz, zıvanadan çıkarak, saldıracak bir suçlu arayışına girerek, birbirimizi bile suçlama gafleti içine girebiliyoruz.
Terör her alanda tavan yapmış durumda.
Trafik terörü, soygun ve vurgun, üçkağıtçılık, onu bunu dolandırma,sahtekarlıklar aldı başını gidiyor.
Tüm bu karmaşa ve kaos ortamındaki rezillikte bir insanın yüzünün gülmesi mümkün mü?
Bu, sosyal şizofreniye dayalı, salgın hastalığa dönüştü.
PKK terör örgütü salt Türkiye içinden kaynaklanan ve bizim içimizden beslenen bir olgu da değil.
Örgüt bölgesel bir güç olma noktasında Türkiye, İran, Suriye ve Irak’ı da içine alan büyük bir sahadan beslenmekte.
Örgüt, Türk militanlarından ya da liderlerinden de oluşmuyor.
İçinde bir sürü ülkeden, insanlıktan çıkmış beyinlerin ortaya sürdükleri, beyinlerini yıkayıp canavarlaştırdıkları militan gençler var.
PKK terör örgütü salt Türkiye’de biz Türklere dönük değil, önce bölge ülkelerindeki Kürtleri baskı altına alıp onları yıldırarak çok ciddi bir yapılanma içine girip sonra sözde Kürt hareketiymiş gibi bir imaj yaratarak bölgede, her tür yasadışı kaynakları kontrol altına alarak, mafya türü bir yapılanmayla da büyük rantlar elde etmeye çalışan ve her ülkede kendisiyle işbirliği içine girebilecek çıkar gruplarını ve menfaat peşinde koşan bireyleri de yanına alabilen, bazı ülkelerin istihbarat örgütlerinin de taşeronluğun yapabilen çok kapsamlı ve çok yönlü rezil bir örgüt.
Bugün için Türkiye’de PKK terör örgütünden en çok mağdur olanların Kürtler olduğunu iddia etmek saçmalık gibi görünse de özellikle Doğu ve Güneydoğu’da örgütün baskısı altında yaşamak zorunda kalan Kürtler için bunu söylemek mümkün.
PKK terör örgütü ülke genelinde Türk-Kürt çatışmasını çıkartarak Türkiye’nin kan gölüne dönmesini istemekte.
Kürt halkı, demokrasiye yelken açmış, kalkınan ve güçlenen bir Türkiye’ni eşit vatandaşı olmayı mı ister yoksa, PKK terör örgütünün diktası altındaki bir coğrafyada mı yaşamak ister?
Siyasilerimizin ve de bizlerin, duygusallığı bir yana iterek aklımızı kullanıp PKK’nın hesaplarını boşa çıkartmalıyız. Özellikle de hamasete dönük çıkışlarla pirim toplamaya çalışanların ilkel çıkışlarının dolduruşuna da gelmemiz gerekiyor.
Kürtler de biraz cesaretlenip örgüte dönük demokratik tepkilerini ortaya koymaya başlarlarsa, ülke en kısa zamanda terörden kurtulamasak bile, Türk-Kürt düşmanlığının önü alınır ve her iki kesim de huzura kavuşabilir.