Seçimler sonuçlandı. Sonuçtan memnun olmayanların çıkışları çok ilginç. AK Parti ile ilgili bu kadar olumsuz haberlere, suçlamalara ve de soygun vurgun bombardımanlarına karşın hala oylarını %46 düzeylerinde tutabilmesine, koskoca Türkiye...
Seçimler sonuçlandı. Sonuçtan memnun olmayanların çıkışları çok ilginç.
AK Parti ile ilgili bu kadar olumsuz haberlere, suçlamalara ve de soygun vurgun bombardımanlarına karşın hala oylarını %46 düzeylerinde tutabilmesine, koskoca Türkiye coğrafyasında en çok belediye başkanlıklarını kazanabilmesine kimse akıl sır erdiremiyor!
Atalarımız “Dünyada akıl kalmasa kimse akılsız olduğunu kabul etmez” dediklerinden olacak, herkes desteklediği partiyi en mükemmel parti, destekleyenleri de en akıllı ve de çağdaş beyinler olarak kabul edip, diğer partilere oy verenleri genellikle aptal olarak görmeleri bir yana bunu deklere edebilmeleri hatta yazıp çizebilmeleri ekranlarda seslendirebilmeleri düşündürücü!
Aslında bunlara da kızmamak gerekir.
İnsan kendisini beğenmezse çatlarmış!
Çatlamamak için bu akıl daneler, kendilerinin zeka küpü olduğundan söz etme saçmalığını ya da ilkelliğini sergileme yerine, en azından karşı tarafı küçük göstererek kendilerine bir merdiven oluşturmaya, onları aptal olarak ilan ederek kendi akıllarını, dolaylı yollardan da olsa öne çıkartmaya çalışmaktalar.
Rahmetli Aziz Nesin’in toplumun önemli bir kesimini aptal olarak ilan etmesi anlaşılır bir şey olsa da, hangi kesime aptal dediğini sorgulamakta yarar var! Rahmetli, yaşadığı tarihlerde, düşünsel anlamda ya da ideolojik bakımdan kendisiyle aynı çizgide koşuşturanlara sanırım akıllı, karşıt görüşlerdekilere de aptal demiş olabilir.
O tarihlerde ben de rahmetlinin akıllı saydıklarındandım!
Aziz Nesin’i 1995 yılında kaybettik.
Yani aradan tam 19 yıl geçti.
Dünya değişti.
İki kutuplu dünyadan tek kutuplu dünyaya geçilirken, Komünizm umacı olmaktan çıktığı içindir ki, 1980 öncesinin düşmanları CHP ve MHP bugün aynı doğrultuda ama iki farklı sözcük kullanarak “Ulusalcılıkla = Milliyetçilik” çizgisinde sarmaş dolaş olmuş durumdalar.
Solun kolektivist ekonomik modeli nalları dikti.
Materyalist felsefi boyutunu ise, dogmatizme dayalı mahalle baskıları nedeniyle gündeme taşıyabilen pek yiğit yok gibi bir şey!
CHP yıllarca türban kavgasında başrollerdeydi.
Bugün oy kaygısına dayalı olarak kara çarşafa rozet takarken, cemaatlerle kucaklaşabiliyor.
Tüm bu altüst oluşlara karşın CHP’nin hala sol çizgide olup olmadığı tartışılıyor!
Bugün CHP’ye solda diye oy vererek kendilerini akıllı, diğer partilere oy verenleri de aptal olarak gören ve gösteren dostların aklına kurban olasım geliyor!