Ülkemiz 12 Haziran 2011 tarihinde milletvekili seçimi yaptı. Neyse bu yıl yaz sıcakları erken bastırmadığından sahada seçim çalışması yapanlar fazla zorlanmadılar. Ama yine de bazı bölgelerde hava sıcaktı. Sadece hava mı sıcaktı? Seçim...
Ülkemiz 12 Haziran 2011 tarihinde milletvekili seçimi yaptı.
Neyse bu yıl yaz sıcakları erken bastırmadığından sahada seçim çalışması yapanlar fazla zorlanmadılar.
Ama yine de bazı bölgelerde hava sıcaktı. Sadece hava mı sıcaktı? Seçim meydanları, televizyon ekranları da sıcaktı.
Söylenmedik söz, kırılmadık kalp bırakılmadı…
Projeler havada uçuştu, heyecanlandık, ufkumuz açıldı…
Sonunda seçmen herkesi dinledi ve tercihini yaptı.
Sonuç iktidar partisi AKP tüm oy verenlerin oyunun yarısını almayı başardı. Rüya gibi oy oranı, insanın başını döndürebilir.
Başarının hakkı teslim edilmeli, eğer bu oyu başka bir parti alsaydı yer yerinden oynardı…
Muhalefet partileri istedikleri başarıyı gösteremediler.
Hemen kendi içlerine dönüp, birbirleriyle hesaplaşmaya başladılar.
Oysa birbirlerini yiyeceklerine “ben ne yaptım, yüzde elli oy alan parti ne yaptı” diye araştırma yapmalılar.
Seçim öncesi operasyona tabi tutulduğu söylenen MHP’nin meclis dışında bırakılmasına sağduyulu seçmenin gönlü razı olmadı.
Tanıdığım birçok insan “MHP sokakta değil, mecliste olmalı” diyerek oy verdi. “Daha evvel MHP’ye oy vermiş miydiniz?” dediğimde “hayır” cevabını aldım çoğundan…
Saygıdeğer okurlarım, hiçbir başarı tesadüfî değildir. Siyasetin malzemesi insandır. Siyaset insanla yapılır.
Kendisine oy versin, vermesin, bütün kesimlerle sadece seçim zamanı değil, her zaman ilgilenenleri seçmen unutmuyor.
Şu anda fiili olarak bakan olan kişiler “nasıl olsa evimde yatsam seçilirim” demeden son dakikaya kadar halkın ayağına giderek gönüllerini aldılar. Siyaset kibir ve riya kaldırmıyor…
Bütün bu tespitlerden sonra benim için bu seçimin tarihe not düşülmesi gereken iki önemli sonucu var. Bunlardan birincisi, seçim barajının yerle bir olmasıdır. Barajı mağduriyet olarak gösteren bağımsızların başarısıdır. Bana göre de yüzde on barajı çok yüksek ve neye yaradı…
İkincisi ise sosyolojik olarak incelenmesi gereken ve çoğu insanın gözünden kaçan bir durum…
Ne mi, tabi ki asker eşlerinin Ergenekon benzeri davalardan hapiste yatan eşlerine meclis yolu açmak için harcadıkları çabalar…
Ben kendilerinin çabalarına saygı duyarken, siyaset yapmanın ne kadar zor olduğunu görmeleri bakımından faydalı olduğunu düşünüyorum.
Sokaklarda, soğukta, sıcakta, gece, gündüz seçim çalışması nasıl yapılırmış, ne kadar meşakkatliymiş gördüler.
Kendilerinin yaşam biçimine hiç uygun değil. Çünkü her şey ve herkes onların emrine amade idi. Oysa siyaset herkesle konuşmayı, herkese selam vermeyi gerektirir. Ama şu faydası oldu, eşlerini seçtiremeseler de, içinde bulundukları toplumda siyaset yapmanın ne kadar zor bir iş olduğunu gördüler. Siyasetçinin de insan olduğunu fark ettiler.
Eşlerini seçtirmek için çırpındılar. Hatta televizyonlara reklam verdiler. Reklam vermekle kalmayıp, reklam filmlerinde kendileri oynadılar. Bunlar, rüyamızda görsek inanmayacağımız şeyler ama hayat bize daima sürpriz yapmaya devam ediyor.
Bakalım bundan sonra bu gözler daha neler görecek, kulaklar neler duyacak… Kalın sağlıcakla…