Seçimin hedef tahtasında MHP vardı. Seçimin mağduru da bana göre MHP idi. Milliyetçi, muhafazakar hatta Türk-İslam sentezine odaklanmış bir siyasi yapının en önde gelen isimlerinin, nasıl yaşadıklarını açıkça ortaya koyan kasetlerin...

Seçimin hedef tahtasında MHP vardı.
Seçimin mağduru da bana göre MHP idi.
Milliyetçi, muhafazakar hatta Türk-İslam sentezine odaklanmış bir siyasi yapının en önde gelen isimlerinin, nasıl yaşadıklarını açıkça ortaya koyan kasetlerin kamuoyuna yansıması sonrasında MHP’ye gönül vermiş idealist beyinler şaşkına döndü.
Bu kasetler yüzünden mağdur gibi gösterilmeye çalışılan MHP’nin, seçmen tarafından sahiplenileceği iddiaları boşa çıktı.
MHP’yi hedef tahtası haline getirip, mağduriyetine neden olanlar, kasetleri yayınlayanlar değil, bu kasetlerdeki çirkin görüntülerde rol alan MHP’nin önde gelen aktörleriydi.
Bana göre MHP’nin beklenen oyu alamamasının suçlusu bunlardı.
Tabii ki, 1980 öncesinin idealist militan ruhlu ve de büyük badirelerden ve mağduriyetlerden geçmiş kadrolarının partiden tasfiye edilmeleri, yerlerine de bu kasetlerde yer alanların getirilmiş olmaları, MHP’nin en büyük handikabıydı.
Adayların tespitinde de büyük yanlışlıklar yapıldı.
Örneğin Alanya’dan seçilebilir bir noktada aday gösterilmediği gibi, Hüseyin Yıldız geçen seçimde ikinci sıradayken bu seçimde beşinci sıraya indirildi.
Tunca Toskay’da ısrar, büyük bir hataydı.
MHP’ye ve Ülkücü harekete 1980 öncesi ve sonrası büyük hizmetlerde bulunmuş isimlerin partiye sonradan taşıdıkları isimlerin öne çıkarılıp, bu isimleri partiye zorla kazandıranların partiden uzaklaştırılması büyük hataydı.
Sayın Bahçeli’nin barajı aşmayı bir başarı olarak göstermesi de düşündürücü!
MHP ve CHP, özellikle de MHP tam anlamıyla bir ideoloji partisi.
MHP’nin köklü bir değişime yelken açmasının mümkün olmamasına karşın, sayın Bahçeli son yıllarda, MHP’den beklenmeyecek ölçüde demokrat bir tavra girdiği gibi, Türk–Kürt kutuplaşmasının tavan yapmaması için ciddi anlamda fren görevi yapıp, Ülkücülerin sokağa dökülmesine engel oldu.
MHP’nin temel felsefelerinden birisi de, “Kemiyet değil keyfiyet önemli” anlayışını benimsemiş olmasıdır.
Yani MHP, topladığı oyla değil, kendisinin sahip olduğu dinamik kadrolarıyla övünmeyi hep tercih etmiştir.
Umarız MHP, bundan böyle, kendisine uygun en özverili ve de idealist kadrolarıyla yepyeni bir yapı oluşturma başarısını gösterir.
Her şerden sonra eğer yeterince ders alınabilirse bir hayırla buluşmak mümkün olabilir.
İnşallah MHP’nin bu şer süreci hayırlara vesile olur.
Sayın Bahçeli, Başbakan ve Kılıçdaroğlu gibi balkon konuşması yapma yerine, yazılı bir açıklama yapmakla yetindi.
Bu açıklaması çok sertti.
Umarız bu sert çıkışını TBMM’de sürdürmez!
Bu seçimde MHP’nin barajı aşabilmesinin, kasetlerin yayınlanmasına dönük bir tepkiden çok, CHP tabanından bir bölümüyle, Süleymancılar cemaatinin bu seçimlerde MHP’yi desteklemiş olmalarından kaynaklandığını sanıyorum.