PKK önce Apo'cular olarak, Marksist sol hareket olarak ortaya çıktı. Bu hareket Kürt halkı üzerinde büyük bir baskı kurdu. Kürtleri öldürdü, köyleri yaktı yıktı, tehdit ve şantajla, hakim olduğu alanları hızla genişletti. PKK'nın...

PKK önce Apo’cular olarak, Marksist sol hareket olarak ortaya çıktı.
Bu hareket Kürt halkı üzerinde büyük bir baskı kurdu.
Kürtleri öldürdü, köyleri yaktı yıktı, tehdit ve şantajla, hakim olduğu alanları hızla genişletti.
PKK’nın bu etkisine karşı, geçmiş hükümetler döneminde, bir tepki olarak çok sert önlemler alındı.
İşte bu yanlış önlemler yüzünden Kürt halkı PKK ile güvenlik güçleri arasında sıkışıp kaldı.
Bu sıkışıklık ve mağduriyet yüzünden Kürtler ister istemez, en acımasız yöntemler uygulayan PKK’ya ister istemez biat etmek zorunda kaldı.
Bu durumda, hükümetler de Kürt halkı üzerinde büyük baskı kurmaya kalkıp güvenlik güçlerini bu yöne itince, Kürtler hükümetlere dolayısıyla güvenlik güçlerine olan güvenlerini kaybettiler.
AK Parti iktidarının terörü sonlandırıp barışın sağlanmasına dönük attığı adımlar, muhalefet tarafından desteklenme bir yana engellenmesi yüzünden, PKK giderek güçlenmeye ve bölgede belirleyici olmaya başladı.
İşte bu aşamada, hükümetin barış adına attığı her adım, Kürt halkına PKK’nın başarısı olarak gösterilmeye başladı.
Bunda muhalefet partilerinin iktidara dönük haksız eleştirilerindeki söylemleri de etkili oldu.
Muhalefet ne dedi: “Hükümet PKK’ya teslim oldu.”
Kürtler bu açıklamalar karşısında, hükümetin her olumlu ve demokratik açılımını PKK’nın talepleri doğrultusunda yaptığı kanaatine varma yanılgısı içine girdi.
Bugün PKK, BDP ile legal yollardan siyasete yönelme çabasında.
Silahlı mücadele döneminin bittiğinin onlarda farkında!
Barışa giderken tabii ki, taleplerini en yüksek noktalara taşıyacaklar.
Ama er geç silahlar bırakılacak bir uzlaşma zemininde buluşulacak, barışı Türk halkından çok Kürt halkı istemekte.
Burada bu süreci baltalayan iki temel unsur var.
Birincisi, PKK örgütü içinde yer alan, mafya türü çalışan, tehdit ve şantajla para toplayan, kaçakçılıktan büyük vurgunlar vuran Kürtlerle bu hareketten nemalanan Türkler barışa karşılar.
İkincisi ise, Ergenekon yapılanmasının baş aktörleriyle onların her alana yayılmış uzantıları kesinlikle barışı istemiyorlar.
Bu yapı hala çok güçlü.
Her alanda destekçileri var.
Bunlar parlamentoya bile girmeyi bırakın, CHP ve MHP üzerinde de büyük oyunlar oynayabilmekteler.
Eğer CHP’de bir lider değişikliği gündeme gelirse, bunu gerçekleştirebilecek tek güç onlar!
PKK’ya özellikle de Apo’ya rağmen bu iki kanat, terörü yeniden hortlatıp barışı baltalamak için ellerinden geleni yapmaya çalışacaklardır.
Bunda ne kadar başarılı da başarısız olacaklarını bekleyip göreceğiz.
Bu şer yapının etkisiz hale gelebilmesi için, davaların biran önce sonuçlanması, suçlularla suçsuzların ortaya çıkması şart.