Gazetecilik mesleği bana bugüne kadar birçok şehir ve ülke görme fırsatı sundu. Ancak Özbekistan, ziyaret ettiğim ülkeler arasında bende ayrı bir iz bıraktı. Çünkü burada sadece tarihi yapıları görmedim; ortak geçmişimizi, kültürel bağlarımızı ve kardeşlik duygusunu da yakından hissettim. Ne bileyim köklerimin derinliklerine inmek iyi geldi, şifalandırdı belki de yüreğimi.
Küresel Gazeteciler Konseyi’nin düzenlediği Özbekistan-Türkiye Medya Buluşması kapsamında bulunduğum bu kadim coğrafyada, tarih ile bugünün nasıl iç içe yaşadığını görme fırsatı yakaladım. Program boyunca hem meslektaşlarımızla fikir alışverişinde bulunduk hem de Özbekistan’ın sosyal, kültürel ve ekonomik yapısını yerinde gözlemledik. Gerçekten inanılmaz bir deneyimdi. Tüm soydaşlarıma şiddetle öneriyorum. Yurt dışı seyahat planınız varsa mutlaka rotanıza eklemeniz gerekiyor bu canım ülkeyi.
Semerkant’a ilk adım attığımda, tarihin sayfaları arasında yürüyormuş gibi hissettim. Registan Meydanı’nın görkemi, mavi kubbelerin ihtişamı ve asırlardır ayakta duran eserler karşısında hayranlığımı gizleyemedim. Bir gazeteci olarak birçok fotoğraf çektim ancak bazı manzaraların insanın hafızasında bıraktığı etkiyi hiçbir kare tam anlamıyla anlatamıyor. Bu nedendir ki görmeniz şart. Ne ben bu satırlara aktarabilirim tam anlamıyla hislerimi ne de çektiğim fotoğraflar sizde aynı hisleri uyandırır.
Buhara’da ise farklı bir duygu yaşadım. Dar sokaklarında yürürken, geçmişten bugüne uzanan büyük bir medeniyetin izlerini gördüm. Şehrin sakinliği ve manevi atmosferi bana tarih ile insan arasındaki güçlü bağı yeniden hatırlattı. Hive’de ise adeta zaman durmuş gibiydi. Her köşe başında farklı bir hikâye, her taşın üzerinde farklı bir medeniyetin izi vardı. Abartmıyorum tam olarak böyle. Gezip gördüğünüz her bir metrekare sizi zamanda yolculuğa çıkarıyor adeta.
Bu ziyaret boyunca beni en çok etkileyen unsurlardan biri de Özbek halkının misafirperverliği oldu. Gittiğimiz her yerde sıcak bir ilgi ve samimi bir yaklaşım gördük. Türk olduğumuzu öğrendiklerinde yüzlerinde beliren tebessüm, iki ülke arasındaki kardeşliğin en güzel göstergesiydi. Size yüreklerini açıyorlar. Bunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Mesleki açıdan baktığımda ise bu buluşmanın önemli bir medya diplomasisi örneği olduğunu düşünüyorum. Küresel Gazeteciler Konseyi’nin öncülüğünde gerçekleştirilen program sayesinde farklı ülkelerden gazeteciler aynı masa etrafında buluştu, deneyimlerini paylaştı ve geleceğe yönelik yeni iş birliklerinin temellerini attı. Gazeteciliğin sadece haber üretmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumlar arasında köprü kuran önemli bir güç olduğunu bir kez daha gördüm. Bu nedendir ki ne kadar doğru bir yerde olduğumu ve ne denli doğru işler yaptığımı hissettirdi bana.
Özbekistan’dan ayrılırken valizimde hediyelerden çok daha fazlası vardı. Kadim şehirlerin hatıraları, kurulan dostluklar, paylaşılan sohbetler ve Türk dünyasının ortak geleceğine dair umutlar benimle birlikte döndü. Ama aklım ve ruhum o eşsiz coğrafyada ne yalan söyleyeyim. Sanırım Özbekistan’ın büyülü atmosferi bir müddet daha beni etkisi altında tutacak.
Bugün geriye dönüp baktığımda, Özbekistan’ı sadece gezdiğimi değil, yaşadığımı hissediyorum. Çünkü bazı ülkeler görülür, bazıları ise kalpte yer edinir. Özbekistan benim için ikinci grupta yer alan, unutulmayacak bir deneyim oldu. Tekrar görmek dileği ile hoşçakal Özbekistan.