TRT'nin saygın dünya televizyonlarından birisi olmasını sağlayan Birleşmiş Milletler'le imzaladığı anlaşma dolayısıyla üçüncü kez geldiğim New York'ta da iç siyasetten kopamadım ne yazık ki… Aday listelerinin Yüksek...
TRT’nin saygın dünya televizyonlarından birisi olmasını sağlayan Birleşmiş Milletler’le imzaladığı anlaşma dolayısıyla üçüncü kez geldiğim New York’ta da iç siyasetten kopamadım ne yazık ki…
Aday listelerinin Yüksek Seçim Kurulu’na sunulacağı 11 Nisan’a sayılı saatler kala, siyasi partilerin adayı olabilmek için kıyasıya bir rekabet ve amansız bir yarış var kuşkusuz…
Hele bir de New York’ta, AK Parti hükümetinin en kudretli bakanı Sayın Bülent Arınç’la beraber olunca, ister istemez siyasi kulislerin içinde buluyorsunuz kendinizi…
Sayın Arınç, herkese mesafeli ve seviyeli bir tutum içerisinde…
Ama, şundan emin olunuz ki, baba ocağı Manisa için ne kadar çaba harcıyorsa, ana ocağı Alanya için de aynı çaba ve gayreti fazlasıyla sarfediyor.
New York’ta cemaatin yaptırdığı Brooklyn’deki Fatih Camii’ne bir ziyaret gerçekleştirdik Sayın Arınç’la…
Cemaatin kanaat önderi A. Ahmet Denizolgun’a da sıcak bir mesaj gitti Fatih Camii’nden…
Cemaat ile AK Parti arasında, “Buzlar eriyor mu?” diye soranlara cevabım; “Bekleyip görelim” şeklinde şimdilik…
Peki, neden?
Biz gazetecilerin olmazsa olmaz bir düsturu vardır:
“Her doğru yazılmaz, fakat her yazdığın doğru olmalıdır.”
Doğruluğuna inandığımız ve emin olduğumuz bazı şeyler vardır, memleketin ya da toplumun çıkarı adına yazılmaz.
Gazeteciliğin etik değerleri bazen memleketin ve toplumun çıkarlarıyla çatışsa da gerçek bu…
Bazen de doğru olduğunu bildiğiniz halde, doğruluğunu ya da gerçekliğini kanıtlayamadığınız için yazamazsınız.
Ancak, genellikle ya da mutlak surette, yazdıklarınızın doğru olması esastır.
Toplum zaten biz gazetecilere rol biçerken, siyasetçilerden biraz önde, hukukçulardan biraz arkada bir güven endeksine tabi tutuyor.
Bu yüzden ben de bildiğim bazı doğruları yazamıyorum; “isbatı vücut edemem” diye!
Lafı fazla eveleyip geveledim farkındayım.
Bilmeniz gereken şu ki, özellikle AK Parti’de Pazartesi günü saat 17.00’de YSK’ya verilecek Antalya listesinde sürprizler olabilir.
Dikkat ederseniz, “Olur” demiyorum, “Olabilir” diyorum.
Diğer partilere gelince…
MHP’de de bir sürpriz bekliyorum.
Tunca Toskay’ın yerine bir başka isim liste başı olabilir.
Hüseyin Yıldız’ın sıralamadaki yeri değişebilir.
Osman Doğan’a şans doğabilir.
CHP’de ise fazlaca sürpriz yok bana göre…
Deniz Baykal’ın elinin değeceği bir liste bekliyorum.
Alanya’da aday adaylarının çokluğu, “Artık yeter” diyenlere rağmen, Atilla Emek’in ekmeğine yağ sürdü bence…
Alanya teşkilatı, tek bir aday üzerinde anlaşarak, o adayı Atilla Emek’in alternatifi olarak ortaya koyabilseydi eğer, sonuç farklı olabilirdi.
Bekleyip göreceğiz; pazartesi kime gülecek; kimi ağlatacak acep!