Türkiye'nin Mersin Anamur'dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kentine uzanacak deniz altı doğal gaz boru hattı projesi, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nde geniş yankı buldu. Rum lider Nikos Hristodulidis'in projeyi Avrupa Birliği'ne şikayet etmeye hazırlandığı bildirilirken, Rum basını projenin bölgesel etkilerini tartışmaya başladı.

Fileleftheros gazetesinin aktardığına göre, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın yakın zamanda KKTC'ye giderek projenin ilk adımlarını atması bekleniyor. Anamur ile Girne yakınlarındaki Teknecik santrali arasına kurulacak olan deniz altı hattının toplam uzunluğu 97 kilometre olacak.

ÇİFT YÖNLÜ ENERJİ KORİDORU

Enerji Bakanı Bayraktar'ın projenin gidiş geliş şeklinde çift yönlü çalışacağına dair açıklamaları Rum medyasının temel odak noktası haline geldi. Bayraktar'ın, birinci hattın Türkiye'den KKTC'ye gaz taşıyacağını, ikinci hattın ise Doğu Akdeniz'de keşfedilecek olası kaynakları Avrupa'ya ulaştıracağını belirtmesi, bölgedeki enerji rekabetini yeniden alevlendirdi. Rum basını, projenin detaylarını irdeleyerek olası yeni sondaj hamlelerine dikkat çekti.

ASELSAN'dan 845 milyon dolarlık uzay ve uydu anlaşması
ASELSAN'dan 845 milyon dolarlık uzay ve uydu anlaşması
İçeriği Görüntüle

PROJE DOĞU AKDENİZ DENKLEMİNİ NASIL ETKİLEYECEK?

Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarının Avrupa'ya ulaştırılması konusunda uzun süredir devam eden diplomatik rekabet, bu projeyle yeni bir boyut kazanıyor. Bölgesel enerji politikaları bağlamında, Türkiye'yi dışarıda bırakan ve maliyet sorunları nedeniyle uygulanabilirliği tartışılan projelerin aksine, KKTC üzerinden kurulacak bu hat stratejik bir alternatif sunuyor. Bu durumun, adadaki iki devletli çözüm vizyonunun altyapısını ekonomik olarak da destekleyeceği değerlendiriliyor.

Rum basını da benzer endişeleri dile getirerek, Türkiye'nin Doğu Akdeniz sularında yeniden sondaj faaliyetlerine hız verebileceğini öne sürdü. İddialara göre, bu stratejik hamle hem Türkiye'yi devre dışı bırakmayı hedefleyen bölgesel enerji planlarını zayıflatacak hem de KKTC'nin enerji koridorlarındaki jeopolitik konumunu önemli ölçüde güçlendirecek.

Kaynak: Haber Merkezi