Hiçbir konuda özellikle de siyasette, eleştirmiş olmak için eleştiri yapılmaz. Sayın Kılıçdaroğlu, hasbelkader CHP Genel Başkanlığı koltuğuna, birilerince bir biçimde oturtulduktan sonra, konuşmuş olmak için konuşmaya, eleştiride bulunmuş...

Hiçbir konuda özellikle de siyasette, eleştirmiş olmak için eleştiri yapılmaz.
Sayın Kılıçdaroğlu, hasbelkader CHP Genel Başkanlığı koltuğuna, birilerince bir biçimde oturtulduktan sonra, konuşmuş olmak için konuşmaya, eleştiride bulunmuş olmak için sürekli eleştirme saçmalığı içine balıklama dalar oldu!
Kılıçdaroğlu’nun en vahim açıklamaları ise son günlerdeki iki saçma çıkışıydı
Mevcut Başbakan ve Bakanlar, Ak Partili olabilirler ama onlar özünde bu ülkenin yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Başbakanı ve Bakanları olduğunu herkesin bilmesi gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı çıkıyor, Suriye’ye dönük olarak “Sabrımız taştı” derken, bu çıkışa Suriye yetkililerinin tepki göstermesi gerekirken, Kılıçdaroğlu çıkıyor, “Ne o savaş mı ilan edeceksin?” mealinde bir saçma açıklamada bulunuyor.
Bu çıkış, Erdoğan’ı değil, Türkiye Cumhuriyeti Devletini küçük düşürmeye dönük çok çirkin bir açıklama olarak değerlendirilmesi gerekir.
Suriye ise, Erdoğan’ın bu sert çıkışına rağmen, Devlet Başkanı Esat, Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile altı buçuk saat görüşebiliyor.
Ne acı değil mi?
Suriye Türk Devletini ciddiye alırken, Türkiye’nin Ana Muhalefet lideri Türkiye’nin Başbakanını küçük düşürmeye çalışıyor!
Bir başka saçma çıkış da, dünyada sözü edilen küresel kriz konusunda, Türkiye’deki ekonomistlerin önemli bir bölümü, Türkiye’nin ekonomisinin gücünden bahsedip, ciddi bir krizin Türkiye’ye yansımayacağını söylerlerken, Başbakan ve Bakanlar da, Türkiye’nin güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu tekrarlayarak, halkın panik yapmamasını önerirlerken, sanki krizin çıkmasını ister gibi, Kılıçdaroğlu’nun “Madem kriz yok neden sık sık toplanıyorsunuz?” diyerek kriz çığırtkanlığı yapması da akıl alacak bir şey değil.
Bu çıkışlar devlet adamı ciddiyetiyle bağdaşmaz.
CHP lideri, dört Paşa emekliliğini istediğinde de, apar topar, tatilini yarıda kesip, sanki kıyamet kopuyormuş gibi, parti yöneticileriyle toplantı üstüne toplantı yaptı.
Kılçdaroğlu’nun beklediği kriz gerçekleşmeyince de, görevden ayrılan komutanların neye ayrıldıklarına dönük açıklamada bulunulmasını isteme komikliğine düştü.
Halbuki paşaların neden emekliliklerini istediklerini en sıradan vatandaş bile anlayabilmişti!
Eğer Kılıçdaroğlu paşaların neden emekli olduklarını anlayamadıysa, o zaman, kendisinde bir algılama sorunu var demektir.
Eleştiri yaparken, Başbakanın ve Bakanların AK Partili olmalarıyla, Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil etmeleri arasındaki farkı çok iyi ayırt etmekte yarar var.
Erdoğan’ı Ak Parti Genel Başkanı olarak eleştirmek ayrı şey, uluslararası arenada, Türkiye’yi temsil eden bir Başbakan olarak eleştirmek çok farklı şeyler!