2011 yılı içinde 1 Ağustos tarihinde yapılan YAŞ toplantısı öncesinde, Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner, KKK. Org. Erdal Ceylanoğlu, Hv.K.K.Org. Hasan Aksay ve Dz.KK.Ora. Eşref Uğur Yiğit emekliliklerini istemişler, böylece iktidara...
2011 yılı içinde 1 Ağustos tarihinde yapılan YAŞ toplantısı öncesinde, Genelkurmay Başkanı Org. Işık Koşaner, KKK. Org. Erdal Ceylanoğlu, Hv.K.K.Org. Hasan Aksay ve Dz.KK.Ora. Eşref Uğur Yiğit emekliliklerini istemişler, böylece iktidara karşı topluca eylem yapmışlardı. Başbakan R.Tayyip Erdoğan’ı ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü köşeye sıkıştırarak YAŞ toplantısında, Silivri’de yargılanan ve mevkuf bulunan general ve amirallerin serbest bırakılmalarını sağlamakla beraber yeni komuta kademesinde de istedikleri generallerin atamasını temin etmek olduğu şüphesizdir. Ancak, gerek Başbakan ve gerek Cumhurbaşkanı önce generallerin emekliliklerini işleme koydukları gibi aynı gün J.Genel K. Org Necdet Özel’i K.K.K.Lığına atayarak, vekaleten de Genelkurmay Başkanlığına tayin ettiler. 1 Ağustos’ta başlayan YAŞ toplantısına emekli olan 4 general ile mevkuf bulunan Hv. Orgeneral Bilgin Balanlı katılamadı. Böylece, 13 general ve 1 amiralden oluşan YAŞ toplantısı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ve 8 orgeneral 1 oramiralin huzuru ile toplandı. Bu suretle çokların beklediği ve umduğu herhangi bir kriz olmadı Devlet idaresi kendi yörüngesinde ve hiç bir engellemeye uğramadan yürüdü. Ancak, yıllardır masa başında Başbakan ile Genelkurmay Başkanı yan yana otururken bu kez masanın başında Başbakan tek başına oturmuş sağ tarafında Genelkurmay Başkanı, sol tarafında ise Milli Savunma Bakanı yerlerini almışlardır ki bu husus demokrasiye ilk adımın bir göstergesi olarak sevinçle karşılanmıştır. Yeni yapılacak Anayasa’da Genelkurmay Başkanlığının Milli Savunma bakanlığına bağlanması da gerçekleşirse işte o zaman askeri vesayet artık gündemde olmayacaktır.
Ne hikmetse, CHP, yine aynı şekilde ve aynı gerekçelerle muhalefetini, Grup Başkan Vekili Muharrem İnce tarafından şu sözlerle ileri sürdü: “Askerin siyasallaşması kötüdür, ama daha kötüsü sivil iradenin askerleşmesidir. Sivilin askerleşmesi, askerin siyasallaşmasından daha kötüdür. Hitler, Musolini, Stalin de sivildi. Bunları unutmamalıyız.” CHP Grup Başkan Vekili, ki partinin görüş ve düşüncelerini yansıtmaktadır, Başbakanın, tek başına masa başında oturmasının sonuç olarak onun askerleştiğini ima ederek ileride sivil diktatörlüğe gidileceği vehmini ileri sürmektedir. Yıllardır, askerin politize olduğundan yakınır, her konuda sivil iktidara müdahil olduğundan dert yanar ve durumun bir an önce normalleşmesini istemez miydik. Türk milleti yıllardır, irtica geliyor diye korkutuldu, iktidardaki AKP hakkında bu suçlama ile dava bile açıldı, Anayasa Mahkemesi çok kritik bir kararla davayı sonuçlandırdı, yetmedi halkımız koca göbekli bir şey bilmez, cahildir diye aşağılandı, şimdi de Başbakan diktatörlükle suçlanıyor. CHP’nin bugüne kadar hiçbir konuyu müspet yönden alıp ta bu da iyi olmuş dediğini, ben 1950 yılından beri ne duydum, ne de böyle bir söylemle karşılaştım. Hitler ile, Mussolini ile hatta Rus canavarı, Türk düşmanı Stalin ile aynı kefeye koymasını doğru bulmadığım gibi ayıplıyorum da. Rauf Tamer bir yazısında: “Vesayetin sivili olmaz, çünkü sivil seçimle gelir,arkasında halk desteği olur. Peki, halk desteği vesayet midir?” diye soruyor. Doğru söze ne denir; değil mi? Muharrem İnce daha ne demiş, izleyelim: “Tayyip Erdoğan’ın kişisel egolarını tatmin etme yeri midir? Başbakan, Çakmak salonunda 1 saat sürüyor, sonra Genelkurmay Başkan Vekili ile konuta geliyor, 2 saat toplantı yapıyorlar. Diğer komutanlardan neyi gizliyorsunuz? Fatih Sultan Mehmet’in bile böyle bir yetkisi yoktu. O savaşı kaybettiğin de kellesi gidiyordu.” Bildiğim kadarı ile hiçbir padişah savaşı kaybetti diye kellesinden olmamıştır. Savaşın kaybedilmesi halinde bedelini sadrazam kellesi ile öderdi. İlla muhalefet edeyim de ucu nereye giderse gitsin mantığı insanları böyle kötü sonuçlara getirebiliyor. Bu yıl yapılan YAŞ toplantısındaki oturma düzenini, böylesine menfi yönde yorumlamak yerine alkışlamamız gerekmez miydi? En sonunda sayın Kılıçdaroğlu, Genelkurmay Başkanının Milli Savunma Bakanlığına bağlanmasını kabul ettiklerini ilan etmiş ki, işte bu davranışın demokratikleşme yönünde CHP’nin doğru yolu bulduğunun göstergesidir ki, alkışlanmağa değer bir müspet adımdır. İnşallah, 2011 yılı partilerin el ve gönül birliği içinde yeni anayasayı çıkaracakları bir güzel demokratik hareket olacaktır. Bu umutla bekleyeceğiz.