Sözcü gazetesinin aktardığı habere göre, ABD, Avrupa ve Kanada'dan bilim insanlarının oluşturduğu uluslararası bir araştırma ekibi, Güneş Sistemi'nin iki uzak cismi olan Plüton ve Titan'da daha önce literatürde yer almayan ortak bir kimyasal iz keşfetti. James Webb Uzay Teleskobu verileriyle yapılan incelemelerde, iki gök cisminin yüzeyinde de aynı bilinmeyen maddenin varlığı doğrulandı.
Araştırmacılar, kızılötesi gözlemler sırasında yaklaşık 5,11 mikrometre dalga boyunda yeni bir emilim bandı saptadı. Farklı cihazlarla da teyit edilen bu sinyalin atmosferden değil, doğrudan gök cisimlerinin yüzeyindeki katı maddelerden geldiği belirlendi. Özellikle Plüton'dan alınan sinyalin, Satürn'ün uydusu Titan'a kıyasla çok daha güçlü olması maddenin bu cüce gezegende daha yoğun bulunduğunu gösteriyor.
BİLİNEN HİÇBİR MADDEYLE EŞLEŞMİYOR
Gözlemlenen spektral imza; laboratuvar ortamındaki asetilen, benzen, keten ve çeşitli organik buz bileşikleriyle karşılaştırmalı olarak incelendi. Yapılan analizler sonucunda, elde edilen verilerin bilinen hiçbir kimyasal yapıyla tam olarak örtüşmediği ortaya çıktı. Bilim insanları, bu durumun laboratuvarlarda henüz incelenmemiş karmaşık bir madde grubuna işaret ettiğini vurguluyor.
BU KEŞİF NEDEN ÖNEMLİ?
Birbirinden milyarlarca kilometre uzakta bulunan ve tamamen farklı çevresel koşullara sahip bir cüce gezegen ile bir uyduda aynı tanımlanmamış yapının bulunması, dış Güneş Sistemi'ndeki kimyasal evrime dair yeni veriler sunuyor. Bu ortak imza, Güneş'ten çok uzak gök cisimlerinin yüzeyinde benzer ve evrensel bir kimyasal sürecin işliyor olabileceğini gösteriyor.
Keşfin kesin olarak tanımlanabilmesi adına laboratuvar deneylerinin devam edeceği bildirildi. Maddenin tam kimliğinin, gelecekte yapılacak detaylı uzay gözlemleri ve NASA tarafından Titan'a gönderilmesi planlanan Dragonfly görevi sayesinde netlik kazanması bekleniyor.




