Demokrasi, bir kültür, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Tepeden inme bazı kararlarla ortaya konmuş ya da konmaya çalışılan yapılanmaların demokrasiyle uzaktan yakından bir ilgisi olamaz. Ortadoğu'daki gelişmeleri bırakın, Türkiye...
Demokrasi, bir kültür, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.Tepeden inme bazı kararlarla ortaya konmuş ya da konmaya çalışılan yapılanmaların demokrasiyle uzaktan yakından bir ilgisi olamaz.Ortadoğu’daki gelişmeleri bırakın, Türkiye bile, bir asra yaklaşan Cumhuriyeti yani toplumculuğu, bir türlü Demokrasiye yani halkçılığa tam anlamıyla taşıyabilmiş değil!Cumhuriyetçi anlayış genelde "Halka rağmen halk için” ortaya konan politikalar manzumesidir.Demokrasi ise, bir fiil halkın kendi kendini yönetmesidir.Salt seçimlerin yapılması da demokratik bir yapının oluşması anlamına gelmez.Seçileceklerin de halk tarafından tespit edilmesi gerekir!Günümüzde, liderler adayları belirliyor, seçmen de ister istemez belirlenmiş bu adaylara oy vermek zorunda kalıyor.Atatürk, bakın bu konuda ne diyor:“Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk, o on yaşını doldururken demokrasinin bütün icapları sırası geldikçe uygulamaya konmalıdır."Atatürk bunu derken, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran irade yani egemen güç, birçok konuda, halka rağmen halkçı bir anlayışla, otoriter bir yaklaşımla hareket etmiş, demokratik açılımları zamana bırakmıştır.Yani, Demokrasi kültürünün oluşması ve bu kültürün bir yaşam biçimine dönüşmesinin beklenmesi gereğine inanılmış.İşte bu anlayıştaki güçler, göstermelik (Temsili) parlamenter demokrasiyle, ülkenin kendi vesayetleri altında yönetilmesini daha uygun görmüşler!Bu anlayış içinde olanlar, zamanla ittihatçı ve Jakoben bir gelenekten de yararlanarak, egemenliklerini şu ya da bu biçimde kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarında ya darbe yapmışlar, ya da darbelere çanak tutmuşlardır.Türkiye, Osmanlıdan kalma bu kötü miras yüzünden sosyoekonomik anlamda büyük zararlara uğrarken, yapılan her darbede, genç kuşaklar ya öldürülmüş ya sakat bırakılmış, ya da iğdiş edilmiştir.Darbelere karşı çıkan yetişkin, çağdaş ve de demokrat beyinler ise ya öldürülmüş, ya mahkum edilmiş, ya da sürüm sürüm süründürülmüştür.Bu rezil zihniyetin ortadan kalkmasının tek yolu, bu topluma demokrasi kültürünün yerleşmesi ve bunun bir yaşam biçimine dönüşmesidir.Yoksa, iktidarı ele geçirme sevdasına kapılan herkes, çok farklı bir yapılanmayla, ya açıktan ya da perde arkasında kalarak, bir ya da birkaç gücü yanına alarak, şu ya da bu biçimde, bu ülkede iktidarı ele geçirebilir!