DÜN soldaki değişimden söz etmiştik. Bugün de sağdaki değişimden söz edelim. 1980 öncesinde 9 Işık'taki 'Emek Seferberliği” çok ilginçti. Özetlersek: - Dışarıdan makine ithal edeceğimize, ülke içindeki atıl iş gücünü...
DÜN
soldaki değişimden söz etmiştik.
Bugün de sağdaki değişimden söz edelim.
1980 öncesinde 9 Işık’taki “Emek Seferberliği” çok ilginçti.
Özetlersek:
- Dışarıdan makine ithal edeceğimize, ülke içindeki atıl iş gücünü belli bir disiplin ve belli bir ücretle istihdam edip, kazma kürekle çalıştırmalıyız.
Ülkücüye Notlar’daki:
- Bir Türk için, milliyetçiliğinden başka bir şey yoktur. Bir ülkücü milliyetçiliğin dışındaki her şeyi silip atmalı, her fikrin yalan, her düşüncenin hurafe ve safsata olduğuna yürekten inanmalıdır (30)
- Teşkilatta demokrasi yok, merkezi otorite ve o merkezi otoriteye mutlak itaat vardır. Lider ne diyorsa, ne istiyorsa o olur. Lider ne yapıyorsa doğru olan odur. (22)
- Bizim hareketimizin temelinde, ilminde, aklında, mantığında zekanın da işgal ettiği yer, inancımızın işgal ettiği yerin milyarda biri kadar bile değildir. (73)
- Propagandada en önemli unsur iddia ve tekrardır. Mesela turp suyunun çocuklar için önemli bir gıda olduğu devamlı olarak tekrarlanırsa, birçok annenin bebeklerine turp suyu içirmeye başladıkları görülecektir. Propaganda daha ziyade gençlere yöneltilmelidir. Çünkü gençler bir otoriteye itaat etmek eğilimindedirler. İddia, tekrar, konu seçimi, düşman tespiti, istihbarat, yalan ve isimlerin değiştirilmesi propagandanın önemli kurallarıdır.
Bu yaklaşımların, o günün koşullarının bir ürünü olduğunu düşündüğümüzde, bugünün devrimcileriyle ülkücülerinin hala bu tür bir anlayışı benimsediklerini söylememiz tabii ki mümkün değil!
Şahsen ben, bugünkü devrimcilerle ülkücülerin bambaşka bir çizgiye taşındıklarına inanıyorum.
Daha doğrusu inanmak istiyorum.
Tabii ki bazıları, ezberlerinden kurtulamamış olsalar da, büyük bir çoğunluğun yeni arayışlar içinde olduklarını biliyor ve de görüyorum.
Bunun en somut örneği de, MHP Genel Başkanını yani liderini eleştiren, tabanda MHP’lilerle, Ülkücü gençler var.
Aslında, geçmişte benimsemiş olduğumuz sol ya da sağ çizgiler bugün anlamını büyük ölçüde yitirdi.
Sol temelde yoksulluk üzerine bina edilirken, bugün solcuların önemli bir bölümü ya burjuva ya da küçük burjuva.
CHP’nin ağırlıkta olduğu illere ya da ilçelere baktığımızda bunu somut olarak görebiliyoruz.
Yoksullar AK Parti'ye ya da MHP’ye oy verirken, zenginler CHP’yi tercih ediyor.
Ankara’da Çankaya, İstanbul’da Kadıköy ve diğer zengin semtlerde oylar CHP’ye akıyor.
Demek ki, dünlerin konjonktürel tercihleriyle, bugünkü hayatın gerçekleri aynı olmadığına göre, her alanda olduğu gibi düşünsel açılım ve yaklaşımlarımızda da, ciddi anlamda gelişim ve değişimlerin olduğunu rahatlıkla iddia edebiliriz.
Tüm bunlar dünlerde kaldı.
Mevlana’nın dediği gibi, artık eski ezberlerimizi bir tarafa bırakıp, bugünün gerçekleriyle yüzleşip, farklı şeyler söylemeliyiz.