Dilan DÜNDAR

ALANYA 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dün görülen 2'nci duruşmaya mağdur olan site sakinleri, sanıklar ve avukatlar katıldı. Bilirkişi raporlarının istenmesine ve duruşmanın 14 Temmuz 2020 tarihine ertelenmesine karar verildi. İstanbul Barosu Avukatı Sedat Durna, İstanbul Barosu Avukatı Gökhan Cindemir ve Çimtur sakini Sabiha Meral Gülenler adliye çıkışında Dim TV’ye (dimtv.tv) süreçle ilgili açıklamalarda bulundular.  İstanbul Barosu avukatı Sedat Durna, “Alanya ülkemizin cennet köşesinden bir yer. Dünyanın dört bir yanından insanlar yüklü miktarda dövizle tatil yapmak için Alanya’ya geliyorlar. Müvekkillerimizin çoğu emekli, Türkiye’nin dört bir yerinden gelip Alanya’da mülk edinmiş emekli maaşıyla ve birikimiyle, hayatının emeklilik evresini Alanya’da tatil yaparak, dinlenerek geçirmek istemişler. Birçoğu da dövizle devre mülk alıp ciddi paralar ödemişler. Fakat özellikle 2016 yılı öncesi 10-15 yıl Çimtur Devremülk Tatil Sitesi çok kötü yönetilmiş ve değişik suçlara alet edilmiştir. Site hesaplarından farklı yerlere sendikalara şirketlere paralar aktarılmıştır. Bunu bu kadar somut konuşabiliyoruz. Çünkü bugün bu davanın ilk duruşması ve yargılaması görüldü. Alanya 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bu iddiaların hepsi bilirkişi raporu ile kanıtlanmış durumdadır. Müvekkillerin hayatlarının önemli aşamasında emeklilik ikramiyeleri ve maaşları gibi önemli birikimleriyle oluşturdukları, dövizle satın aldıkları bu devri mülkle tatil yapamadıkları gibi onlardan yüklü miktarlarda aidatlar alınmış ve bu aidatlarda hiç edilmiş, kötüye kullanılmıştır. Hizmet ilişkisi ve güveni kötüye kullanma suçuna alet edilmiştir. Bu konular bilirkişi raporlarında tespit edilmiş ve yargılanmasına başlandı. Türkiye’nin dört bir yanından 134 müvekkillimiz geldi ve bu yargılanma sürecine dâhil oldular. Katılma talebinde bulunup şikâyetlerini dile getirdiler. Mahkeme heyeti yargılamaya başladı. Diliyoruzki Alanya’da değerli müvekkillerimiz ve kat malikleri önemli bir toplumsal bilinçlenme ve toplumsal aydınlanma hak arama mücadelesini örgütlenerek başlatmış durumdalar. Siteye aidat ödemeyen fakat site yönetimini yıllarca elinde tutarak ve birçok suça bulaştıran site yönetimini, yöneticilik görevini kötüye kullanma suçundan yargılanıyor. Bu kişilerin ödemedikleri aidat borçları da takip altındadır. Ödemedikleri aidatlar için de tahsil yoluna gidildi.  İcra takibi açıldı ve kesinleşti. Bu takipler neticesinde devre mülklerin bir kısmı müvekkiller tarafından satın alındı. Adliye önünde gerçekten çok önemli bir imece örneği ve dayanışma örneği sergilendi” şeklinde konuştu
‘KÖTÜ NİYETLİ ÇABALAR BİZE ENGEL OLAMAZ’
Örgütlenmenin önemine vurgu yapan avukat Sedat Durna, “Mülkiyeti kanunu site yöneticiliklerine ve apartman yöneticiliklerine tüzel kişilik hakkı vermiyor. Biz avukatların,  hukukçuların da anlam veremediği bir uygulama,  bu nedenle biz alacaklı malikler üzerine burada alacağa mahsusen hacizli devirleri satın alamadık. Bunun alternatifi olarak biz bir kooperatif kurduk. Buradaki maliklerin ve müvekkillerin birçoğu bu kooperatifin payda hissedarı, bu insanlar örgütlenerek güzel bir hak arama mücadelesine girerek kooperatifi hızlı şekilde kurarak site borçlarını ve aidat borçlarını ödemeyen şirketin devrelerini icra satışında ihaleyle satın aldılar. Şirketin kötü niyetli çabaları bu alacağımıza ve tahsiline engel olan girişimleri, çabaları yine son vermedi. İhalenin feshi davası açıldı ama diliyoruz ki Ocak ayında 2. duruşması gerçekleşecektir. Fakat o davada da sonuç çıkmayacak. Çünkü dediğimiz gibi 500’e yakın vekâlet var. Bu kadar insanın emeği hakkı ve birikimi yıllarca kötüye kullanılmıştır. İnsanlar bu güzel yerde cennet köşesi Okurcalar’da yüklü miktarlarda paralar verdikleri halde her yıl aidat ödedikleri halde gelip tatil yapamamışlardır. Geldikleri zaman içeri girmemişler veya çok mekruh kullanılmaz, sağlığa elverişsiz halde buralar terk edilmiştir.
‘ÇİMTUR DAVASI HAKSIZLIĞA GALİP GELECEK’
Çimtur Devremülk Tatil Sitesi’nde amaç buranın devre mülk olarak tutulması değil arsanın değerlendirilmesi, otellere satılması belki farklı yabancı yatırımcılara satılması söz konusu olduğunu düşünüyoruz. Bunu biz nereden anlıyoruz? Aidat borçlarını ödemeyen fakat yönetimi elinde tutan firma yetkilisi Çimtur Sitesi’nin  bir riskli yapı olduğunu, 6306 sayılı kanun kapsamına girdiğini iddia etti ve yıkım kararı çıkarmaya çalıştı. O yönden de ayrıca bir idari yargı süreci devam etmekte ve yürütmeyi durdurma kararı alındı. Bu riskli yapı mevzuatı, 6306 sayılı kanunu kötüye kullanma söz konusu oldu. Alanya 3. derece deprem bölgesi ve buradaki yapılar 2 katlı gayet sağlam ve zemin olarak da sağlam yapılardır. Sırf bina yaşının 20’den fazla olması nedeniyle ufak tefek sorunlar yaşadık. Riskli yapı kararı konuldu fakat biz yargı eliyle iptalinin gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Alanya’da bu kadar insanla, ülkemizin bu cennet köşesinde 2016 yılından beri hak arama mücadelesi veriyoruz. Birlikte kenetlendik. Çimtur bir müvekkil grubu değil STK’dır. Çimtur bir hak ve adalet arama ve arzu etme platformudur. Umuyorum ki Türkiye’de adaletsizliğe haksızlığa uğrayan herkes için bu bir örnek olur. İnsanlar Çimtur’u görüp, Çimtur’dan esinlenip Türkiye’nin her yerinde başta kadın cinayetlerine, kadınların uğradığı zulme haksızlığa olan mücadelesine örnek olur ve Çimtur davasının tarihe geçeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı. 
‘MADDİ MANEVİ MAĞDUR EDİLDİK’
Çimtur devre mülk sahibi sakinlerinden Sabiha Meral Gülenler, ise şunları söyledi: “Birlikte çok ciddi mücadeleler veriyoruz. Biz ciddi şekilde mağdur edildik. Düzenli olarak aidatlarımızı verdiğimiz halde evlerimiz girilemez durumda ve hiçbir hizmet verilmeyecek denilerek çok pervasızca tavırlarla karşılaştık. Yönetimi aldıktan sonra öğrendik ki bizim aidatlarımızla kendilerine oteller yapmışlar. O otellerden paralar kazanmışlar. Riskli yapı olduğunu iddia ederek binalarımızı yıkmaya çalıştılar. Ben mühendisim ve riskli yapının nasıl tespit edileceğini ben birebir biliyorum.  İnşaat mühendisleri odası ile görüştüm. Binalarda kullanılan betonların kalitesini güya test ediyorlar, test yapan firmalar bile kendi adamları. Bu kadar düzmece durumlarla karşı karşıya kaldık. Kullanılan malzemenin C10, C12 olduğunu söylüyorlar fakat normal şartlarda kullanılan betonu kaldırıma dahi kullanamazsınız. Raporlar zaten o doğrultuda çıktı. Bu şekilde yapıldıysa o binaların ayakta durması zaten mümkün değil. Alınan karot örneklerini yanlış test cihazları ile kırdılar ve yanlış olduğunu ısrarla söylememize rağmen kırım işlemine davam ettiler. O kırım hatalı diye tespit ettirdikten sonra tekrar karot alınması gerekiyor dediler. Yani sağlam binamızı ellerinden gelse yıkacaklar hem de sadece karot örneği almak için yapacaklardı. Her anlamda çok vahim durumlarla karşılaştık. Duygusal, maddi ve manevi tecavüze uğradık. Ama asla yılmayacağız.” 
‘KENTSEL DEĞİL RANTSAL DÖNÜŞÜM’
İstanbul Barosu Avukatı Gökhan Cindemir ise, “Bu insanların mücadelesi çok önemli, Türkiye’ye örnek teşkil ediyor. Çünkü bu kentsel dönüşüm yönteminin, yani sitelerin borçlandırarak hibe şeklinde devri mülk sahiplerinden alınarak kentsel dönüşüm ile yıkım sürecinin başlatılması bir yöntem olarak gözükmektedir. Dolayısıyla Türk kamuoyu için bu davanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Büyük sermayedarlar buralara göz dikmiş durumdalar. Büyük kapital diyor ki ‘siz buralardan çıkın biz buraya otel yapalım’, bunu nasıl yapacaklar? Kentsel dönüşüm yöntemini bulmuşlar. Çok rant olan yerlerde bunu kullanıyorlar. Dolayısıyla kamuoyuna belirtiyoruz ki örgütlü bir şekilde ilerlenirse insanlar haklarına sahip çıkarlarsa zamanın da aldıkları yerlere sahip çıkıp haklarını koruyabilirler” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi