Lider olmanın en büyük özelliklerinden birisi ileriyi görebilmek, geleceği doğru yorumlamaktır. 1970'li yılların başıydı, Alanya ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı fakat turizm gözle görülür bir gelişme içindeydi. Ben de dahil...

Lider olmanın en büyük özelliklerinden birisi ileriyi görebilmek, geleceği doğru yorumlamaktır. 1970'li yılların başıydı, Alanya ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayalı fakat turizm gözle görülür bir gelişme içindeydi. Ben de dahil olmak üzere bir çok tanıdığım Alanya için turizmin daha verimli ve daha önemli bir sektör olacağı görüşündeydi.Müftüler Caddesi'nde bulunan Mehtap Otel'in lobisinde, tanıdığım bazı büyüklerim hararetli bir tartışmanın içindeler. Büyük bir fabrika ve bununla birlikte bir limanın yapılmasından, Alanya'ya binlerce çalışanın geleceğinden, 12 ay gelir temin edileceğinden, Alanya ekonomisinin büyüyeceğinden bahsediyorlar. Yaşça onlardan küçük olmam nedeniyle konuşmalarının arasına giremediğim için üzülmüştüm.Akşam üzeri otelimizin bir dönem sürekli konaklayanı olan 'Kont Mustafa' lakaplı rahmetli Mustafa Uyar geldi ve beni düşünceli görünce "Neden canın sıkkın?" diye sordu. Ben de duyduklarımı anlattım. Kont Mustafa elini omzuma koydu ve "Sen canını sıkma, bizim Deniz Bey bu işe karşı çıkıyor, bu bölgenin fabrikaya değil, ormanı ve denizi koruyan konaklama tesislerine, kısacası turizme ihtiyacı var diye düşünüyor" dedi. "Bu Deniz Bey kim?" dedim. Kont Mustafa da, Deniz Bey'in CHP'nin önemli bir ismi olduğunu, şu anda ODTÜ'de görev yaptığını anlatınca ben de biraz rahatladım ve "Umarım başarılı olur" dedim.O yıllarda her türlü kağıt ve kağıt ürünleri çok önemliydi. Ekonomi gelişiyor, kağıda olan ihtiyaç katlanarak artıyordu. İzmit'te bulunan SEKA fabrikasından başka ciddi kağıt üreten fabrikamız yoktu, döviz darlığı vardı, her türlü kağıt yurtdışından büyük bedeller ve zorluklarla ithal ediliyordu. Hükümetler yeni bir kağıt fabrikası kurulması için çalışmalara başlamıştı. Bu devasa fabrikanın yer seçiminde ulaşım ve hammadde temininin önemli olduğunu herkes biliyordu. Hammadde ormandı, bir de yük gemilerinin yanaşacağı yakın bir liman olmalıydı ve bu yer bulundu. Fabrika İncekum (Fuğla) yöresine, liman da Alanya'nın ortasına yapılacaktı. Tersane'nin biraz güneyinden doğuya doğru bir dalgakıran inşa edilecek ve bir liman oluşacaktı.Sonra bu projenin yeri değiştirildi, fabrika Taşucu'na kuruldu, liman olarak da Mersin Limanı kullanıldı.Akdeniz'de deniz turizmi, özellikle iç turizm Antalya, Alanya ve Side'den önce Doğu Akdeniz'de başlamıştır. Kız Kalesi, Taşucu, Erdemli, Boğsak, Susanoğlu,Samandağ plajlarında 45-50 yıl öncesinde çeşitli illerden gelen insanlar deniz, kum ve güneşle tanıştılar. Son 40 yılda ise Alanya, Side, Kemer, Belek turizmde hızla ilerlediler, Alanya da buraların öncüsü oldu.Peki yukarıda saydığım Doğu Akdeniz bölgeleri turizmde niçin Batı Akdeniz'in gerisinde kaldı? Denizi, kumu, güneşi, doğal zenginlikleri, tarihi zenginlikleri hiç de Batı Akdeniz'den geri kalmadığı gibi, bazı başlıklarda daha zengindiler. Neden Alanya turizmde bu denli hızlı büyüyüp, gelişti?Bana göre en önemli nedenlerden birisi, yukarıda anlattığım fabrikanın hikayesine bağlıdır.Son 30-35 yılda Alanya'da başta ALTİD olmak üzere bütün kurumlara ve işletmecilere, turizmden gelir elde eden herkese hatırlatmak istedim. Ormanlarınız yok olmadıysa, deniziniz Mersin ya da İzmit Körfezi gibi olmadıysa, turizmde bir marka olup bunun tadını çıkarıyorsanız, o gün bu fabrikanın başka bir yere yapılması için çabalayanlara, başta Deniz Bey'e ve arkadaşlarına en azından bir teşekkür borcunuz var. Bahsedilen Deniz Bey, ilerleyen yıllarda CHP'nin lideri olacak olan Deniz Baykal’dan başkası değildir.NOT: Bu satırların yazarı ne CHP'nin üyesidir, ne de taraftarıdır. Anlattığım Alanya'nın yakın tarihinde yaşanmış bir olaydır ve bu olaya tanıklık yapan, hayatta olan bir çok tanıdığım vardır. Bunu tarafsız bir şekilde anlatmak istedim. Tarihin tarafsız ve doğru yazılması gerektiğini düşünüyorum.