Mevsimin sıcakların önünde oluşundan mıdır nedir vurulan domuz çok kötü durumdaydı. Keneler domuzun kasıklarında bir yumruk iriliğinde toplanmışlardı. Öyle olmasına rağmen dostumuz pantolonunun yan cebinden çıkardığı bıçağıyla...

Mevsimin sıcakların önünde oluşundan mıdır nedir vurulan domuz çok kötü durumdaydı. Keneler domuzun kasıklarında bir yumruk iriliğinde toplanmışlardı. Öyle olmasına rağmen dostumuz pantolonunun yan cebinden çıkardığı bıçağıyla domuzun içini açtı. Çıplak ellerini bileklerine kadar onun içine sokup iç organlarıyla birlikte yine iki yumruk iriliğinde toparlanmış olan trişinleride dışarıya çıkardı. Kafasını kesti. Dişleri için kesinlen kafa bir tenikede kaynatılıp dişlerinin çıkması sağlandı. Hüseyin Kan, Ahmet Uğurlu, Metin Atalay, yeğenim Kerim, ben, Sülo, Hacı ve şimdi adını hatırlayamadığım bir çok Guzyakalı arkadaş dostumuzu memnun etmenin mutluluğunu müşterek yaşadı.
Bir gün sonra dostumuza keçi avlıklarını gösterebilmek için plan yaptık. Sabahında aynı grup erkenden kalktık. İki Land Rover ile yavaş yavaş Kuşyuvası’nı aştık. Sıksık durarak dostumuzun Kuşyuvası’nı bütün haşmetiyle görmesini sağladık. Elmalısu’ daki piknik yerinde misafirimizi ağırlayabilirdik fakat o avcıydı, avcı gibi ağırlanmalıydı. Elmalısu’daki kasaptan aldığımız etleri de alıp Çökele düzlüğünü bulduk. Çökele düzlüğü insanı büyüleyecek kadar güzeldi. Kocaman Çökele’de sanki bir karış toprak görmek mümkün değildi. Öbek öbek yoncalar mor çiçekleriyle bal arılarına davetiye çıkarmışlardı. Yabani orkideler rengarenk boyunlarını bir tarafa eğmiş güzelliklerini sergiliyorlardı. Küçücük saplı yabani laleler toprağa serilmiş bir halıyı anımsatıyorlardı. Yabani karanfiller uzun saplarıyla ayrı bir görüntüdelerdi. Misafirimiz bu kadar renk armonisinde adeta coştu. Çocuklar gibi o çiçekten o çiçeğe koştu. Tatmin olamadı, eşine hediye çiçeklerden bir taç yaptı. Yoruldu. Ona yeğenim Kerim yoncalardan, taze eğrelti otlarından bir yatak yaptı. Onun üzerine uzanıp uyudu. Bizde hep beraber müşterek çalışarak aldığımız etlerden bir avcı kavurması yaptık. Çökele çeşmesinin başlında oluşturduğumuz kocaman bir dairenin ortasına yerleştirdiğimiz savın üstünden yemeğimizi paylaşırken sanki sacın üstündeki pişmiş eti değil tüm mutlulukları paylaşıyorduk.
Yemekte sohbet ettiğimiz Plumbe’nin fikirlerine göre insanlık evrimleşmesini avcılığa borçluydu. Eğer ilkel insanlar avlanmak için arayışlara girmeseler bir çok şey gelişemez, evrimleşemez, yerinde sayardı. İlk çağlarda yaşamış insanların yiyecek toplamak, avlanmak için yapmış oldukları keşifler, yapmış oldukları araç gereçler bütün icatlar için bir ivme noktası oluşturmuştur. Avcılık insanlara bulmanın, keşfetmenin, icat etmenin başlangıç noktası olmuştur ve insanoğlu buldukça bir yenisinin arayışı içine girmiş ve bu günlere gelinmiştir. Eğer insanın içindeki avlanma duygusu olmasa bunların hiçbiri gerçekleşemezdi diyordu dostumuz.
DEVAM EDECEK