Dönüşte uçağa çıkıp birkaç gündür yaşadıklarımı şöyle bir filtre edince nenemin dilinden hiç düşürmediği her olayı hayra yor sözüne takılıyorum. Çok beğendiğim bir tüfeğe sahip oluyorum, yine çok beğendiğim İzmirli Şevket...
Dönüşte uçağa çıkıp birkaç gündür yaşadıklarımı şöyle bir filtre edince nenemin dilinden hiç düşürmediği her olayı hayra yor sözüne takılıyorum. Çok beğendiğim bir tüfeğe sahip oluyorum, yine çok beğendiğim İzmirli Şevket Usta’nın hasta olup çalışamaması bizi buralara İstanbul’a, İstanbul’un Küçükpazar’ına taşıyor. Burada ekmeğini demir ve çelik parçalarını eyeleyerek kazanan bir gönül adamıyla karşılaşıyoruz. Bu gönül adamı ki üstünde taşıdığı iktidar tarihin bütün hükümdarlarını kıskandıracak bir iktidar. Çünkü onun iktidarı kutsal saydığı emeğinin karşılığından başka hak etmediklerine uzanmayıp, mutluluğuna gölge düşürmeyen bir hükümdarın iktidarı. Çünkü onun iktidarı ordusu yalnız tecrübe ve bilgi, silahı sadece kutsal saydığı emeği olan vakurluk ve sahil gönüllülük kuralıyla yönetilen bir imparatorluğun iktidarı ve bunlar sayesinde aynen bizi fethettiği gibi her gün sayısız gönülleri fetheden bir imparatorun iktidarı. Böyle bir güce, böyle bir iktidara saygı duyulmazda ne yapılır. Emperyalizmin güler yüzü global sermayenin pençesine düşmüş, yozlaşmış, kirlenmiş dünyada insanlar küçücük metalar için birbirinin gırtlağına sarılırken hiç düşünmeden birbirinin canına, malına kastediyorken kutsal saydığı emeğinin karşılığına razı olarak tertemiz kalmış bu asil ve güzel insan sevilmez mi. Onu tanımamıza sebep olan avcılık sevilmez mi? Evet Turgut Usta’yı tanımak gerçekten bir şerefti, mutluluktu. Onu tanımak sayısız Simit Caron tüfeğe sahip olmaktan daha efdaldı. Efdal kelimesi beni aldı anneme taşıdı. Eczanemi açtığım gün annemin hayır dualarını almak için elini öptüğümde beni hep kara köpeğim diye seven annem benim bütün ticari hayatımı şekillendiren bir tek cümle kurmuştu. “Karaköpeğim, helal bir haram karışmış binden her zaman efdaldır” bunu hiç unutmadım. Şimdi de aynı şeyi Turgut Usta haykırıyordu. Avcılığa ilk başladığım yıllarda çocukluğumda Oba Karakocalı’daki Nizam Ali’si, Gorucu Belenindeki Abdulkerimler Ocağı, Avsallardaki Avcılar Ocağı, askerde Yılmaz Albay, Cihanbeyli’de Arpacı, Bayırkozağacı’na Çölen, Sinanhocalı’da Delibaş, Dim’de Hacı hepsinde ortak olan insan sevgisi, paylaşım, gönülleri fethetme lezzetini almış olmaları. Bütün bunları bir bir yaşarken uçakta yardımcı pilotun Antalya havaalanına inmek için alçaldığımız anonsu. Turgut Usta’ya gez arapacık koydurduğum Simit Caron’u bizim çetin avlıklara daha fazla dayanabilsin diye sonradan Sapadereli Cin Ali Usta’ya da bir bütün kundak çektirdim. Namluyu yarım açık burakan spor kundaktan sonra bütün kundakta ona çok yakıştı. Bütün bunlar sayesinde yivli tüfeklerimin içinde en çok sevdiğim tüfeğim Simit Caron’dur. (Efdal: Muteber, iyi, daha muteber, daha iyi.)
DEVAM EDECEK