Misafirlerimizden Ahmet İstanbul'da mimardı. Diran avukatlık yapıyordu ve Ermeni asıllıydı. Ahmet biraz gençti. Diran o yıllarda orta yaşlarını yaşıyordu. İstanbul'dan geleceklerini bize haber verdiklerinde benim emektar Land Rover...

Misafirlerimizden Ahmet İstanbul’da mimardı. Diran avukatlık yapıyordu ve Ermeni asıllıydı. Ahmet biraz gençti. Diran o yıllarda orta yaşlarını yaşıyordu. İstanbul’dan geleceklerini bize haber verdiklerinde benim emektar Land Rover arızalı, tamirhanede yatmaktaydı. Selçuk Doğan’ın uzun Suziki cipini emanet aldık. Bir akşamüstü Alanya’dan çıktık. O günün yol koşullarında çok yavaş yol alırken hava yolda kararmıştı. Kuşyuvası’nı aşıp Çökele yoluna saptığımızda da arabamız kara saplandı. Yeterli donanımımız olmadığından arabayı çıkaramadık. Çaresiz oradan eşyalarımızı yüklendik. Gecenin zifiri karanlığında paldır küldür Çökele’ye gelip semercinin manarına yerleştik. İlk gece yorgunlukla ateşin başında herkes uyuya kaldığından kimse bir şeyin farkına varmadı. Sabah kalktık Hacı’yla Necip, Ahmet’le Diran, Süleyman’la yine misafir Ahmet, bende yalnız ayrıldım. Ben planımız gereği Bodarya Deresi’nde ve Şahin Kayası’nda avlanacaktım. Bodarya Deresi bölgenin en soğuk yeridir. Dereye bir girdim ayaz tahammül edilecek gibi değil. yinede tahammül sınırlarımı zorlayıp sağlı sollu dürbünleyerek öğleyi yakaladım. Öğleyin bir şeyler yemek için azık torbamı açınca arkamdaki torbanın içinde domateslerin donduğunu gördüm. Onu da görünce hayatımda hiç üşümediğim kadar fazla üşüdüğümü hissettim ve geri döndüm. Öbür arkadaşlarımın avlarını bozar mıyım endişesiyle de bir yerlere sapmadan manara gelip ateşi yaktım. Ateşin başına uzandım. Derken arkadaşlarda birer ikişer geri döndüler. Hep toplanınca yemek soframızı kurduk. Yiyen yiyor, içen içiyor fakat misafirlerimizden Diran sık sık dışarı çıkıp giriyor. Buda o soğuk havada manarımızın ısınmamasına sebep oluyordu. Diran bir dışarı çıktığında Ahmet’e arkadaşınızın sorunu nedir diye sordum. Ahmet onun dedi bağırsaklarında sorunu var. Çok sık gaz çıkarır. Size saygısızlık olmasın diye dışarı çıkıyor. Hiçbir sorunu olmayan insanlarda bile sahilden hızlı bir şekilde yükseklere çıkınca basınç farkından gaz oluşur. Ben bunu bilirim. Bildiğim içinde o eylemi önce kendim oluşturarak, arkadaşlarımın rahat etmesine yardımcı olurum. Diran içeri girince arkadaş dedim, bun dağlara özgür olmak için çıkmıyor muyuz. Sen rahat ol. Haydi Necip arkadaşı karşılayalım diyip Diran’ın rahat etmesini sağladık. Tabi bizde kapıdan giren ayazdan kurtulduk. Gece manarda ateşin başında kaşık kalıbı yatıp herkes uykuyu yakalamaya çalışıyordu. O koşullarla alışık olmayan arkadaşlarımız horlamaları ile gaz çıkarmaları ile çeşitli sesler çıkarıyorlardı. Bu gibi durumlarda uykuyu bir kaçırırsan bir daha yakalamak zor olur. Uykusuz kalınca da geceyi takip eden bütün gün boyu dürbün çekmek zorlaşır. Bunu çok iyi bildiğimden av torbamı başaltı yapıp gözlerimi kapadım.
DEVAM EDECEK