Akdeniz Manşet'in aktardığı habere göre, Birleşik Emekliler Sendikası Antalya Şube Başkanı Ahmet Hilmi Kancı tarafından paylaşılan yeni bir analiz, dar gelirli ve emeklilerin yaşadığı ekonomik tabloyu gözler önüne serdi. Raporda, 2000 yılından 2026 yılına kadar olan süreçte asgari ücretin temel tüketim, döviz, altın ve konut kiraları karşısındaki erimesi detaylandırıldı. Özellikle Antalya ve İstanbul gibi büyükşehirlerde maaşların tamamının doğrudan barınma masraflarına gittiği vurgulandı.
2005 yılında Türk Lirası'ndan altı sıfır atılması dönemini de kapsayan çalışma, milyonlarca vatandaşın maruz kaldığı maddi sıkışıklığı somut verilerle ortaya koyuyor. Analizin en çarpıcı kısmını ise 2020 yılından itibaren hızla yükselen konut kiraları oluşturuyor. Türkiye genelinde 2026 yılı itibarıyla ortalama ev kirasının 29 bin 500 TL seviyesine ulaştığı belirtiliyor.
MAAŞ KİRAYA YETMİYOR
Rapordaki verilere göre, 2026 yılı için belirlenen 28 bin 75,50 TL'lik net asgari ücret, ortalama bir evin aylık kirasını bile karşılamıyor. Çalışanların ve emeklilerin gelirlerinin tamamını barınmaya ayırmaları durumunda bile kira borcunun ancak 0,95 oranında ödenebildiği ifade ediliyor. Temel harcama kalemlerindeki kayıp altın fiyatları üzerinden de örneklendirildi. 2000 yılında asgari ücretle 14 gram altın alınabilirken, bu rakamın 2026 yılında dramatik bir düşüşle 4,5 grama kadar gerilediği bildirildi.
EKONOMİK SIKINTILAR AİLE YAPISINI NASIL ETKİLİYOR?
TÜİK verilerine dayandırılan raporda, ekonomik krizin toplumsal dokuya olan etkilerine de yer verildi. 2002 ile 2025 yılları arasındaki süreci kapsayan verilere göre, maddi zorluklar sebebiyle evlenme oranlarında düşüş yaşanırken boşanma vakalarında artış gözlemlendi. Özellikle Antalya ve Alanya gibi turizm odaklı bölgelerde artan yaşam maliyetleri, yerel halkın ve emeklilerin barınma krizini daha da derinleştiriyor. Turizm göçü ve yüksek konut talebinin, bu bölgelerdeki kira ortalamalarını Türkiye genelinin çok daha üzerine taşıdığı biliniyor.
Raporun sonuç bölümünde değerlendirmelerde bulunan Ahmet Hilmi Kancı, sosyal güvenlik sisteminin yeni bir anlayış ve kaynak yaratılarak acilen baştan ele alınması gerektiğini savundu. Kancı, yıllarını devlete ve topluma hizmete adayan emeklilerin maaşlarının bütünüyle kiraya gitmesi nedeniyle beslenme ve giyinme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamalarının matematiksel olarak imkansız olduğunu dile getirdi. Emeklilerin sorunlarının sadece seçim dönemlerinde hatırlanmasının kamuoyunda bıkkınlık yarattığını belirterek eleştirilerini sonlandırdı.





