Geçenlerde dört arkadaş balık avına çıktık. Çekiyoruz, balon balığı. Çekiyoruz yine balon balığı, üstelik oltalarımızın yarısı da, biz balığı çekerken koparılmış. Demir alıp birkaç yeri daha denedik, hep aynı şey. Oltaları...
Geçenlerde dört arkadaş balık avına çıktık.
Çekiyoruz, balon balığı. Çekiyoruz yine balon balığı, üstelik oltalarımızın yarısı da, biz balığı çekerken koparılmış. Demir alıp birkaç yeri daha denedik, hep aynı şey. Oltaları atar atmaz balon balıkları saldırıyor. Kimisi misinayı kesip kaçıyor, kimisi kayığa geliyor. Avladıklarımızı denize atmaya niyetleniyorduk. “Sakın ha!” dedi Tahsin Kaptan. Attığın balık yine gelir oltana. Üstelik bunların kökünü kurutmak lâzım. Yoksa başka balık kalmayacak bu sularda.”
Tahsin Kaptan bir bakıma çok haklı.
Akdeniz, Cebelitarık Boğazı ile Atlantik Okyanusu’na ve Kızıldeniz’e, dolayısıyla, Hint Okyanusu’na bağlı. Buradaki değişimlere açık bir deniz. Küresel ısınma nedeniyle, bu iki giriş yolundan birçok balık türü Akdeniz’e giriyor. Akdeniz’de yaşadığı bilinen 650 tür balığın 90 tanesini bu yeni türler oluşturmakta. Kızıldeniz’den gelip de bizim sularımıza yerleşen balık türü sayısı otuzun üzerinde. İskenderun’dan Muğla’ya denizlerimiz bu balıkların işgali altında. İskenderun Körfezi’nde avlanan balıkların % 20’sini yabancı kökenli balıklar oluşturmakta. Balon balığı bunlardan yalnızca bir tanesi ama en hızlı üreyeni ve hiçbir ticari değeri yok.
Parlak renkli, yakışıklı bir balık balon balığı. Sardalya kadar olanından tutun da, dört beş kiloya kadar olanını avlamak mümkün sularımızda. Ama bu balık zehirli! Etinde bulunan letrodotoksin (TTX) maddesi yüzünden kas felcine ve nefes darlığına neden olmaktadır. Sonuç, çoğunlukla solunum yetmezliğine bağlı ölüm… Özel bir yöntemle ayıklanması gerekiyor ki, bunu balıkçılar bile pek bilmiyor.
Japonya’da çiğ olarak tüketilen balon balığını yalnızca diplomalı aşçılar hazırlayabiliyor. Diploma sınavı da şöyle: Aşçı, kendi hazırladığı balon balığını yiyor. Ölmezse, diplomayı alıyor. Ölürse, atalarına kavuşuyor. Japonya’da gıda zehirlenmesi sonucu meydana gelen ölümlerin % 60’ı balon balığı zehirlenmesinden.
Evet, kıyılarımız balon balığından sokara, denizanasına, Kızıldeniz’den gelen balıkların istilası altında. Balonların artışının, orkinosların tükenme noktasına gelmiş olması gösteriliyor. Bu balığı pek seven orkinoslar Akdeniz’de azaldıkça, ters orantılı olarak onlar da çoğalıyor. Akdeniz’de yapılan usulsüz ve kota dışı orkinos avcılığını önlemek içinse, henüz pek bir şey yapılabilmiş değil.
Şimdi, garip bir şey var: Taşıdıkları zehir nedeniyle, yakalanması ve karaya çıkarılması 2/1 numaralı ticari amaçlı Su Ürünleri Avcılığını düzenleyen tebliğin 17. maddesinin 3. bendi ile yasaklandığı için sahil güvenlik tarafından teknede balon balığı bulunduğunda da cezai işleme tabi. Ağ atmışım, hem ağımdaki balıkları yemiş, hem ağımı parçalamış, yakalandığı ve teknede bulundurulduğu için balıkçıya ceza… Oysa uzmanlar balon balığının çoğalmasını önleme yollarından birinin, üreme mevsimi olan bahar ve yaz başı aylarında yoğun olarak avlanması olduğunu ileri sürüyorlar. Ama avlarsan ceza alırsın haaaa!
Balıkçılar kooperatiflerinin bu bağlamda önlem alınması için girişimde bulunmaları gerek. Yoksa yakın bir zamanda kıyılarımızın lezzetli balıkları yerine “tavada balon balığı” yemek zorunda kalabiliriz.