2013 yılında ülkemizde huzurun geleceği, PKK terör örgütünün gündemden düşebileceği ve artık şehit tabutlarının gelmeyeceği bir yıl olacağı hususunda büyük bir beklenti içindeyiz. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarından...
2013 yılında ülkemizde huzurun geleceği, PKK terör örgütünün gündemden düşebileceği ve artık şehit tabutlarının gelmeyeceği bir yıl olacağı hususunda büyük bir beklenti içindeyiz. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarından ve girişimlerinden bu kanıya varmış bulunuyoruz. Haksız da sayılmayız. Çünkü 30 yıldan beri bu beladan kurtulmak için Türk’ü de, Kürt’ü de az mı dua ettik hala ediyoruz da. Bu sürecin kimlerle beraber sürdürüleceği ve nasıl bitirileceği konusunda belirsizlik var gibi düşünüyorum. Çünkü bu işin baş aktörlerinin başın da BDP gelmektedir. Onlar ise “Fırsat bu fırsat” diyerek, asla olması mümkün görülmeyen şartlar ileri sürmektedirler. Bu konuda haksız da sayılmazlar. Bilinmektedir ki, bu partinin Kürt halkının derdi ile yaşamı ile hatta geçimi ile en ufak bir ilişkisi yoktur. Onlar için terör örgütünün silahının gölgesinde efelenmek vardır, seçimde halkı PKK ile korkutarak seçim kazanmak vardır. İmralı’da müebbet hapis cezasına mahkum bulunan APO’yu da bu gayeleri için kullanmaktadırlar. Bakınız, Grup Başkan Vekili Ağrı Milletvekili Pervin Buldan, Manisa İl Kongresi’nde öyle söylemde bulunmuş ki, bunlarla değil anlaşmak, konuşmak bile insanı çileden çıkartmaya yetmektedir. Bu bayan, grup başkan vekili olduğuna göre sözleri partisini bağlamaktadır. İşte o deyiş: “Bundan sonra da hiçbir zaman ilkelerimizden taviz vermeyeceğiz. Bu halk, Kenan Evren zulmüne boyun eğmeyen, Tansu Çiller döneminde diz çökmeyen bir halktır. Biat etmeyen bu halk AK Parti döneminde de Recep Tayyip Erdoğan’a diz çökmeyen ve boyun eğmeyen bir halktır. Çünkü, Recep Tayyip Erdoğan’ın Kenan Evren, Tansu Çiller’den hiçbir farkı olmadığının altını çizmek istiyorum. İmralı da Öcalan ile görüşmelerin sağlanmasında en önemli etken cezaevlerinde yaşanan açlık grevleridir. Bu gün İmralı Ceza Evi’nde sayın Öcalan’la bir görüşme gerçekleşiyorsa, bu yine hem ceza evinde direnen arkadaşlarımızın, hem de halkımızın vermiş olduğu mücadele sonucudur. İmralı’daki tecrit halkımızın mücadelesi ile kırılmıştır. Türkiye de barış, İmralı’daki Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasıyla sağlanır. Bu ülkeye barış, Sayın Öcalan özgür olduğu gün gelir diyoruz. Sayın Öcalan PKK’nın lideri değil mi? Sayın Öcalan PKK’lıların, gerillaların başkanı değil mi? İmralı Ceza Evi bizim kırmızı çizgimizdir, asla ve asla vazgeçemeyeceğimiz bir insan yatıyor diyoruz.”
MİLLET AFFETMEZ
İşte, bu partinin kırmızı çizgileri. Abdullah Öcalan, PKK’nın lideri olduğu süreçte Türk asker ve polislerinden binlerce şehit ve gazinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olduğu gibi belki bunlardan daha çok Kürt çocuklarının ölümüne sebep olmuştur. Böyle eli kanlı teröristlerin başı olan bir kişinin, hangi gerekçe ile olursa olsun serbest bırakılmasına hiçbir hükümet cesaret edemez. Aksi takdirde bu millet Türk olsun, Kürt olsun o kişiyi serbest bırakan hükümeti affetmez. Acısının nasıl çıkarılacağı da tarihi gerçeklerde görülmektedir. DSP, MHP, ANAP koalisyon hükümetini oluşturan partilerin 2002 seçiminde başlarına gelenler canlı örnektir. Ders almak istemeyenlere hatırlatırım. Çünkü BDP hep ipe un serer, yüz verirsen astarını da ister… Bu kadar aykırı davrananlara rağmen biz barışın sağlanmasında, ülkeye huzur gelmesinde, halkımızın refahının artmasında hükümetin cesaretle adım atmasını bekliyoruz. Çünkü artık bıçak kemiğe dayanmıştır.