30 yıl oldu, terör belasından kurtulamadık. Neden? Çünkü, terörden beslenen mihraklar var. Onlar bizim için bela olan terörden besleniyorlar. Kimi silah, eroin gibi yasak işlerin dalaveresini çeviriyor, kimi un satıyor, yağ, peynir gibi yiyecek...
30 yıl oldu, terör belasından kurtulamadık. Neden? Çünkü, terörden beslenen mihraklar var. Onlar bizim için bela olan terörden besleniyorlar. Kimi silah, eroin gibi yasak işlerin dalaveresini çeviriyor, kimi un satıyor, yağ, peynir gibi yiyecek satıyor, kimileri de çifte maaş alarak semiriyor ve diğerleri. Böyle bir ortamda bu belanın kalkmasını kim ister? Geçmişte 33 askeri şehit ederek süreci sabote ettiler, daha sonra Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis şehit edilerek yine süreç baltalandı. Kim bilir bizim bilemediğimiz başka ne gibi sabotajlar yapılmıştır? Oslo’da bazı görüşmeler yapılmış, bu görüşmelerin içeriği bazılarınca açıklanmış ve süreç yine akim kalmıştı. Son günlerde, öyle bir hava yaratıldı ve tüm halkımız bu havanın başladığı gibi olumlu bir şekilde sona ermesini büyük bir umutla beklemektedir. Başbakan, “Terörle mücadele, politikacı ile müzakere” düsturuna bağlı kalarak, BDP ile müzakereye hazır olduğunu defaetle ifade etmiştir. Bu cümleden olarak bu partinin üç milletvekilinin APO ile görüşmelerde bulunmak üzere İmralı adasına gitmelerine izin verildi. Bu kişiler gittiler, APO'nun süreç ile ilgili mektuplarını Kandil’e ve Avrupa’ya ilettiler. Bakalım, ne gibi sonuçla karşılaşacağız. Heyet APO ile görüşme yaparken, oturumda yapılan konuşmalar tutanakla kayıt altına alınmış, doğrusu da budur zaten. Şu durumda her şeyin gizli yürütülmesinin gerektiği de bir zorunluluktur. Bu tutanağın bir nüshası, gizli bir el tarafından bir gazeteciye servis edilmiş, gazetede mal bulmuş mağribi sür manşetten yayınlayarak, sürecin önüne bir bomba koymuş gibi ortalığı karıştırdı. Böyle kritik bir dönemde gazetecilik mi önemlidir, yoksa memleketin yararları mı önemlidir? Başbakan haklı olarak, "Böyle gazetecilik yerin dibine batsın" diyerek sitemle karışık kızgınlığını ortaya koymuştur. CHP Genel Başkanı,Kemal Kılıçdaroğlu, muhalefet görevini yaparak, "Gazeteci görevini yapmıştır" diyerek övmüştür. O zaman sormazlar mı? Ey Kılıçdaroğlu, sen memleketin başındaki bu belanın devamından mı yanasın, yoksa bu oluşumdan partin için bir yarar mı umuyorsun? Anaların göz yaşının akmasından, eşlerin dul kalmasından, albayrağa sarılı şehit tabutlarının gelmesinden mi yanasın? Bunun cevabını bir yıl sonra sandıktan alırsın. Bu millet, iyiyi, kötüyü ayırt edecek kadar bilinçlidir ve kılı kırk yararak oyunu vermektedir. Bu özelliğini bir çok seçimde ortaya koymuştur. Hatırlatırım.