Metropol Araştırma Şirketi, Prof. Dr. Özer Sencar, Prof. Dr. İhsan Dağlı, Prof. Dr. Doğu Ergil, Dr. Sıtkı Yıldız ve Dr. Vahap Coşkun'a yaptırdığı 'Türkiye'de darbeler ve darbe yargılamaları” başlıklı araştırma için...

Metropol Araştırma Şirketi, Prof. Dr. Özer Sencar, Prof. Dr. İhsan Dağlı, Prof. Dr. Doğu Ergil, Dr. Sıtkı Yıldız ve Dr. Vahap Coşkun’a yaptırdığı “Türkiye’de darbeler ve darbe yargılamaları” başlıklı araştırma için 27 ilden toplam 1209 kişi ile telefonla görüşmüş. Deneklerin yüzde 69.6’sı kentte, yüzde 20’si ilçede, yüzde 10.4’ü köyde oturuyor. Yine deneklerin yüzde 33.9’unun aylık ücreti 501-1000 lira, yüzde 20’si 1001-1500 lira gelire sahiptir. Yine deneklerin yüzde 33.5’i kadın, yüzde 13.6’sı emekli, yüzde 16.3’ü işçi, yüzde 32.4’ü ilkokul, yüzde 29.2’si lise ve yüzde 19.3’ü üniversite mezunudur. Bu şekilde çeşitli sosyal gruplarla yapılan soruşturmada kişilere “28 şubatın gerçekleşmesinin baş sorumlusu kimdir?” diye sorulmuş, alınan cevap yüzde 33.6 evet ile TSK. Yüzde 43 Evet ile Süleyman Demirel, Yüzde 32.3 Evet ile Necmettin Erbakan, yüzde 37.2 Evet ile sermaye grubu ve yüzde 41.2 Evet ile medya olduğu belirlenmiş. Bir başka soru “28 Şubat’la ilgili isimler yargılanmalı mı?” şeklinde. Yüzde 53.5 evet ile S.Demirel, %50.3 evet ile İ.Hakkı Karadayı, % 54.7 evet ile sivil uzantıların yargılanması isteniyor. “Demirel, 28 şubatta sivil iktidarın mı, yoksa askerin yanında mı durmuştur?” diye sorulan soruya yüzde 53.2 askerin yanında, yüzde 17.9 iktidarın yanında olduğu kanaati beyan edilmiş. Bir enteresan soru da şudur. “Siyasetçiler yeterince dirayetli olsalardı darbe olmazdı görüşüne katılıyor musunuz?” Yüzde 74.3 katılıyorum, yüzde 21.8 katılmıyorum cevabı verilmiş ki, örneğin 28 nisan e-muhtırasına karşı AKP iktidarının dik duruşu sonunda askerin geri adım atması güzel bir örnek değil midir? Sorular ve alınan neticeler çok ama ben ancak önemli olanlarını almaktayım. Örneğin, “Genel olarak değerlendirdiğinizde darbelerin Türkiye’ye faydası mı, zararı mı olmuştur?” sorusu. Yüzde 82.4 gibi büyük bir çoğunluk darbelerin zararlı olduğunu ifade etmiştir. Bir başka soru “Darbecileri yargılamak bir intikam mıdır, yoksa hukukun gereği midir?” şeklinde. Yüzde 71.4 gibi büyük bir çoğunluk “Hukukun gereğidir” demiş. Böylece “Bu yargılama intikamdır” diyenlere de enfes bir cevap değil midir? Öteden beri Türk halkının da istediği ancak bir türlü yapılamayan, belki hazırlanan anayasaya konulması umutlanan “Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığına bağlanmalı mı?” sorusuna ise yüzde 35.4 hayır diyenlere karşılık, yüzde 50.5 kişi bağlanmalı cevabını vermiştir. Ve bir başka soru. “12 eylül ve 28 şubatın yargılanması demokrasinin güçlenmesine katkı sağlar mı?” şeklinde. Yüzde 30.3 kişi “katkı sağlamaz” demiş ama diğer taraftan yüzde 61.4 kişi ise “demokrasiye katkı sağlar” cevabını vermiş. Böylece kafalarınızı fazla karıştırmamak için bu sual ve cevapları burada kesiyorum. Ancak, bir başka araştırma şirketinin yani Polimark’ın nisan ayında 26 şehirde 5150 kişi ile yaptığı, “Bugün seçim olsa partiler hangi oyları alırlar?” sorusuna verilen cevaplar ise şöyledir: AKP yüzde 52.4, CHP 24.5, MHP 11.4 ve BDP 7.4 oy alır. Türk halkı yine AKP’yi birinci yapmıştır, hatta oyunu arttırmıştır. Öteden beri hep yazıyorum, Türk halkı artık çok değişmiştir, lafa değil icraata bakıyor. Onun için partiler yalnız iktidarın yaptıklarını karalamak yerine, dağarcığındaki plan ve projelerini ortaya koymalı. Yani, yarın iktidar olduğunda bu memlekete, bu millete neler verecektir, nasıl verecektir sorularına cevap vermelidir. AKP, cumhuriyetin 100. yıldönümü olan 2023 yılını hedef göstermiş, bu zaman içinde nerelerde neler yapacağını deklare etmiştir. İhracatın 500 milyar dolar, Türkiye’nin 10. zengin devlet olacağını, ülkenin hızlı trenlerle ve otoban yollarla donanacağını programlamış ki, yükselişinin sebebi budur beyefendiler…