Hayattan bir sürü beklentisi olmayan var mı? Bana göre yok. Hayatımıza şekil veren, kolaylaştıran ya da zorlaştıran bir sürü güç ve de çok farklı faktörler var. Olaya gerçekçilik gözlüğünden baktığımızda, sosyoekonomik hatta kültürel...

Hayattan bir sürü beklentisi olmayan var mı?
Bana göre yok.
Hayatımıza şekil veren, kolaylaştıran ya da zorlaştıran bir sürü güç ve de çok farklı faktörler var.
Olaya gerçekçilik gözlüğünden baktığımızda, sosyoekonomik hatta kültürel yönümüzü belirleyen unsurların başında, yaşadığımız coğrafya, toplumsal dinamiklerle birlikte, ülkenin yönetim biçimi, yöneticilerin becerileri gelmekte.
Sosyal konumumuzu özellikle de yaşam standardımızı hatta sağlığımızı da büyük ölçüde aile yapımız belirleyebilmekte.
Bize ne mi kalıyor?
Biz, mevcut temeller üzerinde ya bir iki kat daha çıkıyoruz ya da mevcut yapıyı yıkıp, darmadağın ediyoruz.
Evrende olup bitenlere, yaşamla ilgili konulara dogmatik açıdan baktığımızda, evrende en büyük güç, tabii ki Yaradan.
İşte bu yüzdendir ki, Ateistlerle Deislerin dışında kalan herkes kendi inancına göre Tanrı'ya ibadet ederek hem dünyevi hem de uhrevi olanaklara dönük bir sürü beklentisinin yerine gelmesi için Allah’a yalvar yakar olmakla meşgul.
Çok daha ilginci, yatırlardan, hatta yine insanın inşa ettiği yapıtlardan bile isteklerde bulunanlar var.
En çarpıcı ironi ise, televizyonlardaki ödüllü yarışmalarda, özellikle de spor karşılaşmalarında, yarışmacıların inançlarına göre dua ederek karşılaşmadan galip ayrılmak için Yaradan’dan destek istemeleri, mağlup olunca da ağlayıp sızlanıp dövünüp durmalarındaki saçmalık!
Bu durumda, Yaradan’ın galip geleni sevdiği, mağlup olanı günahkar olduğu için dışladığı ya da farklı dinlerden olan yarışmacıların galip gelenin dininin daha üstün olduğu anlamı mı çıkıyor?
Başarının çalışmaktan geçtiğini görmezden gelip, dualarla başarı kazanmanın hampacılığına soyunanların sürekli nal toplaması kadar doğal ne olabilir?
Bizim gibi geri kalmış ya da gelişmekte olan, demokrasiyi henüz bir yaşam biçimi olarak benimseyememiş ve de bu kültürü özümseyememiş toplumlarda, dünyevi beklentilerimizi yerelde ve genelde, siyaset temelli mevcut egemen güçlere dayamamızı da normal karşılamamız gerekiyor!
Siyasi anlamda Alanya özelinde MHP, Büyükşehir başta olmak üzere, ülke genelindeki iktidar olarak belli beklentilerimiz olan güç ise AK Parti.
Aslında, geneldeki beklentilerimizi bırakıp, yereldeki beklentilerimizi sıralamaya kalksak, birkaç cilt kitaplık malzeme sıralayacak üretkenliğe sahip bir toplumuz!
Ağzımız torba değil ki büzsünler!
Herkes herşeyi bildiğine ve de birçok projeden söz edebildiğine göre biz de “Alanya merkezde kentsel dönüşüm şart. Binalar oldukça eski.
Alanya’daki yapıların önemli bir bölümü, beldelerdeki yapıların oldukça gerisinde. Alanya için çok ciddi bir imar planlaması yapılmalı. Bu planla, Alanya’ya yeni yollar, yeşil alanlar ve de otoparklar kazandırılmalı" diye bir sürü öneride bulunabiliriz.
Bence, Alanya özelindeki sorunlara dönük olarak, mevcut çiçeği burnunda Belediye Başkanımız Sayın Adem Murat Yücel, Belediye Meclis üyeleri, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Menderes Türel ve meclis üyeleri belli bir uyum içinde çalışırlarsa, çok daha ciddi projeler üreteceklerine yürekten inanıyorum.
Daha doğrusu inanmak istiyorum.
Alanya’da yaşayan herkes gibi ben de, bu dönem, siyasi karşıtların demagoji ve hamasete dayalı ilkelliklerinden uzak, Alanya’ya hizmet etmeye dönük çok ciddi bir çaba içine girecek siyasetçilerle, hep birlikte başarıdan başarıya koşulacak bir sürecin yaşanmasını istiyorum.