Türkiye genelinde satışa sunulan belirli bir beyaz peynir partisinde 'Listeria monocytogenes' bakterisi saptandı. Tarım ve Orman Bakanlığı, halk sağlığını tehdit eden bu tespitin ardından ilgili ürünlerin piyasadan toplatılmasına karar vererek üretici firmaya idari para cezası uyguladığını duyurdu. Yaşanan bu gelişme üzerine TMMOB
Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu, gıda denetim süreçlerinin yürütülme şekline ve kamuoyunun aydınlatılmasına dair önemli açıklamalarda bulundu.
ŞEFFAFLIK VE BİLGİLENDİRME EKSİKLİĞİ
Geniş kitlelerin tükettiği bir markada bu düzeyde bir riskin ortaya çıkmasının denetim mekanizmalarının hayati önemini kanıtladığını aktaran Manavoğlu, sadece idari ceza kesmenin yeterli olmadığını vurguladı. Tüketicilerin riskli ürünler hakkında hızlı ve eksiksiz bilgilendirilmesi gerektiğinin altı çizildi. Toplatma kararı alınan ürünlerin parti numaralarının, marka bilgilerinin ve kararın gerekçelerinin şeffaf bir şekilde duyurulması gerektiği bildirildi. Düzenli olarak yayımlanmayan mikrobiyolojik analiz ve pestisit kalıntı sonuçlarının, hem vatandaşın bilgi edinme hakkını engellediği hem de sektördeki güven ortamını zedelediği ifade edildi.
LİSTERİA BAKTERİSİ HANGİ KOŞULLARDA YAŞAR?
Doğada toprak ve su gibi ortamlarda yaygın bulunan Listeria monocytogenes bakterisi, buzdolabı sıcaklığı olan 4 derecede bile hayatta kalıp yavaşça çoğalabilme özelliğiyle dikkat çekiyor. Ürünlerin sadece soğuk zincirde tutulmasının güvenliği sağlamaya yetmediğini belirten uzmanlar, mikroorganizmanın ancak 70 derecenin üzerindeki ısıl işlemlerde ve doğru pastörizasyonla yok edilebildiğini açıklıyor. Özellikle pastörize edilmemiş çiğ süt, bu sütten yapılan yumuşak peynirler, iyi pişmemiş et ürünleri, şarküteri malzemeleri ve iyi yıkanmamış sebzelerde bulaşma riski ciddi oranda artıyor.
RİSK GRUPLARI İÇİN HAYATİ TEHLİKE
Sağlıklı bireylerde enfeksiyon mide bulantısı, ateş ve kas ağrısı gibi belirtilerle atlatılabilirken, hassas gruplarda tablonun çok daha ağır olduğu aktarıldı. Hamile kadınlar, yenidoğan bebekler, ileri yaştaki bireyler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde bu bakterinin menenjit, sepsis, erken doğum, düşük ve hatta ölüme yol açabildiği açıklandı. Güvenilir gıdaya erişimin bu gruplar için yaşamsal bir hak olduğu vurgulandı.
KAMUDA GIDA MÜHENDİSİ İHTİYACI
Gıda güvenliğinin tarladan sofraya kadar kesintisiz uzanan bir süreç olduğuna işaret eden Manavoğlu, kamu kurumlarında görevli gıda mühendisi sayısının yetersizliğine değindi. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde daha fazla uzman personel istihdam edilmesi gerektiğini belirten Şube Başkanı, denetimlerin sadece şikayet geldiğinde değil, önleyici ve proaktif bir yaklaşımla yapılması gerektiğini aktardı.
Antalya merkezli yapılan bu uyarılar, tarım ve turizm kaynaklı tüketimin yoğun olduğu Akdeniz Bölgesi'nde gıda güvenliği standartlarının ne kadar yakından takip edildiğini gösteriyor. Tüketicilerin sağlığı, bağımsız ve bilimsel temelli denetim mekanizmalarıyla güvence altına alınmayı bekliyor.




