Arınç'ın Alanya ile bağı uzun yıllara dayanıyor. Babası İbrahim Arınç, 1937-1940 yılları arasında Alanya’da jandarma komutanı olarak görev yaparken, Alanyalı Yönet ailesinden Sevdiye Hanım ile burada evlendi. Arınç da daha önce yaptığı açıklamalarda anne tarafından Alanyalı olduğunu ifade etmişti. Merhum annesi Sevdiye Arınç’ın adı Alanya’nın Hacet Mahallesi’nde bir sokak ve parka da verildi.
ARINÇ'TAN ALANYA AYRINTISI
Sosyal medya hesabından yaptığı uzun açıklamada Süleymancılar olarak bilinen oluşumu geçmişten beri tanıdığını söyleyen Arınç, cemaatin eski önde gelen isimlerinden, eski Ulaştırma Bakanı Ahmet Arif Denizolgun ile ilişkisini anlatırken Alanya'ya özel bir parantez açtı.
Arınç, Denizolgun ile aynı yıl milletvekili olduklarını belirterek, “Alanya’daki dostluklarımızı da zaman zaman dile getirdiğimiz olurdu ama bunu ayrıca belki bir canlı yayında açıklamak isterim” ifadelerini kullandı.
Arınç ayrıca 2011 seçimleri döneminde dönemin AK Parti Genel Başkanı'nın bilgisi dahilinde Denizolgun ile üç veya dört kez özel görüşme gerçekleştirdiğini, bu görüşmelerde AK Parti’ye destek istediğini ancak sonuç alamadığını anlattı.
“SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ KONUSUNDA TİTİZ DAVRANILSIN”
Arınç, Adalet ve İçişleri bakanlarının operasyonun herhangi bir dini cemaat veya tarikata karşı yürütülmediği, iddia edilen suçları işleyen kişilere yönelik olduğu yönündeki açıklamalarına güvendiğini belirtti.
Buna karşın soruşturmanın yürütülüş biçimine yönelik eleştirilerde bulunan Arınç, soruşturmanın gizliliği ve masumiyet karinesinin korunması gerektiğini savundu.
Sosyal medya ve basında soruşturma aşamasındaki kişilerin peşinen suçlu ilan edilmemesi gerektiğini belirten Arınç, adil soruşturma ve yargılanma hakkının temel bir hak olduğunu kaydetti. Arınç, “Savcılarımız, kolluk kuvvetlerimiz, hâkimlerimiz ne olur soruşturmanın gizliliği konusunda çok titiz davransınlar. Hukukun gereğini yapsınlar ve sonucunu hepimiz alkışlarla karşılayalım” dedi.
Arınç'ın açıklamasına ilişkin haberlerde de eski TBMM Başkanı'nın özellikle soruşturmanın gizliliği ile masumiyet karinesi üzerinde durduğu aktarıldı.
“CEMAAT MENSUBU OLMADIM”
Süleymancılar olarak bilinen yapıyı uzun yıllardır tanıdığını belirten Arınç, kendisinin hiçbir dönem cemaat mensubu olmadığının da altını çizdi.
Hukuk Fakültesinde okuduğu yıllarda Kemal Kaçar ile tanıştığını anlatan Arınç, Türkiye'nin farklı şehirlerinde cemaat mensuplarıyla ilişkilerinin bulunduğunu söyledi. Yapının geçmişte Kur'an eğitimi faaliyetleri yürüttüğünü belirten Arınç, cemaat ve tarikatların toplumsal ve sosyolojik yapılar olduğunu savundu.
Arınç, soruşturma nedeniyle bütün bir dini grubun suçlanmasına da karşı çıkarak, hukuka aykırı eylemleri bulunduğu tespit edilen kişilerin ise kim olduklarına bakılmaksızın yargılanmaları gerektiğini ifade etti.
“AK PARTİ'Yİ DESTEKLESEYDİ OPERASYON OLUR MUYDU?”
Arınç açıklamasının en çarpıcı bölümlerinden birinde kendisine yöneltildiğini belirttiği, “Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi, böyle bir operasyon olur muydu?” sorusuna da değindi.
Bu soruya devletin vereceği cevabın açık olması gerektiğini söyleyen Arınç, AK Parti’yi destekleyip desteklememesine bakılmaksızın hiçbir cemaat veya tarikata peşin hükümle yaklaşılmaması gerektiğini savundu.
Arınç, buna karşılık kanunlara göre suç oluşturan bir fiil varsa devletin bunun üzerine gitmesinin zorunlu olduğunu belirterek Adalet ve İçişleri bakanlarından bu hassasiyetin korunmasını istedi.
CEMAAT İÇİNDEKİ AYRIŞMAYA DA DEĞİNDİ
Arınç, açıklamasında Süleymancılar ile AK Parti arasındaki ilişkilerin geçmişine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Mesafenin açılmasının iki kardeşten birinin AK Parti’den milletvekili olması, diğerinin buna karşı çıkmasıyla başladığını ileri süren Arınç, daha sonraki yıllarda yaşanan anlaşmazlıkların kuzenler arasındaki mal varlığı tartışmasına dönüştüğünü söyledi.
Bu mücadelede taraf olunamayacağını belirten Arınç, hukuka aykırı işlemler varsa soruşturulması gerektiğini ancak soruşturmada adı geçen kişilerin hüküm verilmeden suçlu gibi gösterilmemesi gerektiğini dile getirdi.
SORUŞTURMADA NE OLMUŞTU?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın ilk aşamasında 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmiş, 17 ilde operasyon düzenlenmişti. Gözaltına alınan 38 kişiden aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 32 kişi tutuklanırken 6 kişi hakkında adli kontrol uygulanmıştı.
Başsavcılık kaynaklarına dayandırılan açıklamalarda soruşturmanın MASAK raporundaki mali tespitler üzerine başlatıldığı, şüpheliler hakkında suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu'na muhalefet kapsamında iddialar bulunduğu bildirildi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek de 13 Ağustos'taki açıklamasında operasyonun herhangi bir dini görüşe veya cemaate karşı yürütülmediğini, soruşturmanın “tamamen mali yapılanmaya” ilişkin olduğunu söylemişti.
İlk operasyonun ardından soruşturma kapsamında yeni dalgalar da gerçekleştirildi. 25 Ağustos'ta kamuoyuna yansıyan üçüncü dalgada 54 kişi hakkında gözaltı işlemleri yürütülürken bazı şirketler hakkında kayyum tedbirleri uygulandı.




