ALANYA'NIN vazgeçilmezliği yüzyıllarca önce başlamış. Kleopatra, sevgilisiyle buluştuğu kumsalı hatırına; korsan, ona haydutluk yapmasına fırsat veren coğrafi konumu yüzünden; çağın egemeni de Anadolu'ya giriş kapısı olarak...

ALANYA'NIN

vazgeçilmezliği yüzyıllarca önce başlamış. Kleopatra, sevgilisiyle buluştuğu kumsalı hatırına; korsan, ona haydutluk yapmasına fırsat veren coğrafi konumu yüzünden; çağın egemeni de Anadolu'ya giriş kapısı olarak gördüğünden Alanya'yı iyi bellemiş olmalıdır...

1333’te Seyyah İbn Batuta Alanya’ya bir iki mil uzaklıktaki sefa bahçesinde, “boyalı siyah saçları ile deniz kenarında oturmakta olan” şehrin emiri tarafından kabul edildiğini söylemektedir. Batuta sıcak kanlı insanların haşişe düşkünlüğünden de bahseder. Yani Alanya, şehre gelenlerin büyük bir konukseverlikle ağırlandığı bir keyif yeridir, bir ahir zaman "Citta Slow"udur...

Yine Antik çağdan beri verimli doğasını insanın, maalesef talanına sunarak ona geçim sağlamıştır. Sedir ağaçları zamanının en kıymetli emtiası olarak nice kavgalara neden olmuş, bu toprakları yurt edinen nice zenginler yaratmıştır.

Belki de, Torosların engellemesiyle ancak denizden ulaşılabilen Alanya, konuklarını karşılarken sergilediği o muhteşem güzelliğiyle nefesleri kesmiştir. Kendi yağıyla kavrulan, bir ada sosyolojik yapısındaki Alanya, doğasının yanında sürpriz insan ilişkileri de sununca çok çekici olmuştur...

Alanya'nın en önemli miladı olarak gördüğüm turizm hareketleri çekirdek yapıyı bozamamış ama yeni insan göçüyle şehrin profilini zamanla değiştirmiş. Yeni gelenler, değişen Türkiye'nin de etkisiyle farklı arzlar sunmuş, değişik yaşam biçimleri pompalamış. Hele son yıllarda Alanya her nabza göre şerbetin, kepçelerle(!) dağıtıldığı, herkese ayrı mutluluk iksirinin içirildiği bir belde olmuş...

Büyükşehirden kaçıp yerleşenler, küçük ölçekteki kent benzeri yapısıyla Alanya'da kendini iyi hissetmiş. Yabancı ve yerli gençlik sınırsız eğlencesiyle, karşı cinsle kolayca ilişki kurabilmesiyle, eriştiği yasaklı maddelerle şehri favori mekan tutmuş.

Şehrin genel görüntüsündeki tatil beldesi rehaveti insanları kuralsızlığa itmiş, düzeni delmek onları rahatlatmış olmalı. Şehrin çekirdek sahipleriyle ilişkisini iyi tutanlar, yeni Alanyalı aidiyetleriyle mutlu yaşam sürmüşler. Tutamayanlar da zaten kendi hemşeri gettolarındaki ilişkilerle kavrulup gitmiş.

Geldikleri yerde kendini kanıtlama fırsatı bulamayanlar, şehirdeki boşluğu iyi görüp belli yerlere gelmişler. Bu insanlar, herhangi bir değer üretmeseler de şehirdeki yaygın magazin basını ya da sosyal medya aracılığıyla önemli konumlara oturtulmuş. Dolayısıyla büyük tatminlere ulaşmışlar...

Şehirde yerleşik olmaya karar verenler gibi, bir süreliğine tayinle gelenler de Alanya'da vazgeçememişler. Çünkü yerel medya ve sosyal medyanın güce tapınma yarışı kendilerini önemli hissetmelerine neden olmuş. Şehirdeki güç kavgalarına alet olduklarını anlamamışlar ya da anlasalar bile büyük bir başka projenin uygulayıcısı olarak işlerine bakmışlardır...

Son olarak; ölüm ilanları anonsunda bile "...'nin eşrafından" diyerek herkesin önemli kılındığı bir beldeden neden hoşlanılmasın ki? Giderayak bile olsa!