SEVGİLİ okuyucular, aşağıda anlatılanlar dosdoğrudur. Meraklılarına detaylı bilgi verilir. Şırnak ilimizin bir ilçesinde bulunan lisede görev yapan bir öğretmenin anlattıkları aynen şöyledir: 'Tek başıma kalmama rağmen ve aydınlatmanın...
SEVGİLİ
okuyucular, aşağıda anlatılanlar dosdoğrudur. Meraklılarına detaylı bilgi verilir. Şırnak ilimizin bir ilçesinde bulunan lisede görev yapan bir öğretmenin anlattıkları aynen şöyledir: “Tek başıma kalmama rağmen ve aydınlatmanın dışında elektrik tüketmeme rağmen her ay 100 (Yüz) Türk lirası elektrik faturası ödüyorum. Elektrik faturası sadece batıdan gelen memurlar tarafından ödenmektedir. Görev yaptığım lisenin sınıf mevcutları otuzun üzerinde iken sınıflarda okula gelen öğrenci sayısı 5 veya 6’yı geçmemektedir. Okul müdürü her gün sınıfları dolaşarak “Aman ha kimseyi yok yazmayın, kimseye zayıf not vermeyin” diye her gün tembihlerde bulunur. Duyduğumuza göre bu öğrenciler ülkemiz içerisindeki kamplarda eğitim alıyorlarmış. Halkta ise hep şu söylenmektedir: “Bize söz verilmiştir. Seçimlerden sonra özerklik verilecektir. Hele bir vermesin de görelim, savaşırız.” Evet anlatılan aynen böyledir.
Yine, Yeni Çağ Gazetesinin köşe yazarlarına bölgeden gönderilen mektuplarda benzer konulara defalarca yer verildi. Bölgede görev yapan, bölge dışından gelen memurların evlerinin işaretlendiği, çocuklarının hangi okula hatta hangi sınıfa devam ettikleri, eşi çalışan yani devlet memuru olanların hangi dairede çalıştıklarının belirlendiği defalarca yazıldı çizildi. Sanırım benzer mektuplar daha çok Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa vs. yağdırılmıştır. Oralara gönderilmemesi mümkün değil. Şayet oralarda görev yapan bir kamu personeli olsam her fırsatta yetkilileri bilgilendiririm.
Sayın devlet yetkilileri, görevlileri her kimse lütfen ne oluyor, neler olup bitiyor, bu işlerin sonu nereye gidecek? Biz bu vatanı sokakta bulmadık. Anlaşılan seçimlerden sonra inşallah yanılırım ama pek iyi şeylerin olmayacağının garantisi var mı? Her gün kendi başına gelin güvey olan bu haydutlara nereye kadar tahammül edeceğiz. Vali atıyor, Kaymakam atıyor, vergi topluyor, kimlik kontrolü yapıyor vs vs. Bunlar nereye kadar gidecek? Bu işlerin sorumlusu kimdir. Bu gidiş pek hayra alamet değildir beyler.
“Aman açılım zarar görmesin” diyerek bu densizliklere ne kadar tahammül edeceğiz. Terörle müzakere yapılmaz, mücadele edilir. Saldırgan ancak kendi yöntemleri ile etkisiz hale getirilir. Devlete uzanan eller kırılır, uzanan diller koparılır. Oyun kuralı ile oynanır. Başkalarını suçlayarak bir yere varılmaz, bir şey elde edilmez. Oturduğumuz makam neyi gerektiriyorsa lütfen onu yapalım. Aksi ise sadece kendimizi kandırmak olur. Bu kandırmaca da bir yere kadar olur. Zira durum çok vahim, Allah korusun diyerek lütfen duyarlılık diyorum.