Bu hafta esnafla oturdum, dinledim. Her biri umutsuz, her biri tükenmiş. Eylül, Ekim aylarını soruyorum; yüzleri düşüyor. "Umudumuz yok" diyorlar. Haklılar! Çünkü bu yıl Alanya'ya gelen turist profili Alanya'ya yakışmıyor. Elinde üç kuruşla gelen, 10 dolarlık tişörte 3 dolar teklif eden, pazarlığı adeta işkenceye çeviren bir turist kitlesi var. Cebinde 100 dolar taşımayan insanları getirmekle övünenlere sormak lazım: Siz bu şehri, bu esnafı ne hale getirdiniz?

Borç batağında boğulan esnaf, kirasını ödeyemiyor. Toptancılar paralarını tahsil edemiyor, her gün dükkânlarda gerginlik yaşanıyor. Hacizler kapıda, esnafın morali dipte. Ağlayan esnaflar gördüm; intiharın eşiğinde olanlar var. Bu tabloyu yaratmak, ancak plansızlıkla, umursamazlıkla olur. Madem esnafa nefes aldırılmayacaktı, neden çorap söküğü gibi mağazaların açılmasına izin verildi? Dükkan dükkan yan yana, ama müşteri yok! Bu mudur vizyon? Bu mudur turizm politikası? Kâğıt üzerinde turist sayısı artıyor ama çarşılarda kepenkler kapanıyor.

Söz konusu meseleye herhangi bir siyasi parti perspektifinden yaklaşılmaması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Çok eskilere dayanıyor bugün ki tablo! Alanya'nın dört bir yanında "Güzel Alanya" ifadesi yer almakta ve bu tanımlamanın doğruluğunu inkâr etmek mümkün değildir. Nitekim Alanya, eşsiz doğal ve kültürel güzellikleriyle öne çıkan bir turizm kentidir. Ancak tüm bu güzelliklerin gölgesinde kalan önemli bir sorun bulunmaktadır: Yerel esnaf ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. Bugün restoranlar bomboş. Garsonlar boş masaların arasında volta atıyor, mutfaklarda tencereler kaynamıyor. Elbette her şey dahil sisteminin büyük etkisi var. Sokaklarda turist görünüyor ama kasalar boş.

Şunu kabul etmek lazım: Alanya turizmi yalnızca otelcilikten ibaret değildir. Oteller dolu görünebilir ama çarşıda yaprak kımıldamıyor. Otelciler kazanıyor gibi görünse de aslında onlar da günü kurtarıyor. Çünkü turist oda fiyatından başka bir şeye para harcamıyor. Bu iş "ucuz turist getir, oteli doldur" anlayışına bırakılırsa, geriye yıkılmış bir esnaf ve hayalet dükkanlarla dolu sokaklar kalır.
Daha da kötüsü, Alanya'nın marka değeri her geçen yıl eriyor. Bir zamanlar Avrupa'dan gelen kaliteli turistin tercih ettiği bir tatil beldesiydik. Son 5-10 yıldır cebinde beş kuruşu olmayan turistin uğrak yeri olduk. Bu mu başarı? Bu mu övünülecek bir tablo?

Çok açık söylüyorum: Eğer acil bir planlama yapılmaz, Avrupa'dan nitelikli turist yeniden bu şehre çekilmezse, bu Eylül sonu esnafın yarısı kepenk kapatacak. İflaslar zincirleme gelecek, icralar sokakları dolduracak. Esnaf batarsa, Alanya'nın ruhu da batar. Çünkü bu şehir yalnızca otellerden ibaret değildir; sokaklarıyla, çarşısıyla, esnafıyla vardır.

Türkiye'nin geldiği nokta işte budur: Kendi esnafını yok eden, kendi turizmini tüketen bir ülke… Çok üzgünüm... Sevgiler.