​SON günlerde gerek ulusal gerekse yerel basında yankı bulan bir haber, Alanya sokaklarında kulaktan kulağa yayıldı: "Belediyeye icra mı geliyor?" Şehrin geleceği adına endişe verici olan bu "icra" kelimesi, doğal olarak Alanya halkında ciddi bir tedirginlik yarattı.

​Geçtiğimiz Şubat ayında Belediye Başkanı Sayın Osman Tarık Özçelik ile gerçekleştirdiğim özel röportajda, tam da bu konuyu, yani kamuoyunda çokça tartışılan SGK ve Vergi Dairesi borçlarını sormuştum. Başkan Özçelik, her zamanki şeffaflığıyla rakamları tek tek önümüze koydu. Bugün gelinen noktada, o verileri tekrar okuduğumuzda resim çok daha netleşiyor.

​Belediyenin mali tablosuna baktığımızda aslında "yönetilemez" bir durum yok, aksine "yönetilen bir borç" disiplini var.

Mevcut yönetim döneminde SGK ve Vergi ödemeleri aksatılmadan yapılıyor. Alaiye Su, Alkent ve Beton şirketlerinin tek kuruş borcu yok.

Göreve gelindiğinde 602 milyon TL olan piyasa borcu, 31 Aralık 2025 itibarıyla yaklaşık 100 milyon TL seviyelerine çekilmiş durumda. Esnafa, tamirciye, tedarikçiye olan borçlar temizleniyor.

GES projesi için 80 milyon TL, emekli personel tazminatları için 69 milyon TL ödenmiş. YİKOB borcu ise tamamen kapatılmış.

​Peki, tablo bu kadar disiplinliyken neden hala "icra" ve "haciz" kelimelerini konuşuyoruz?

​İşte zurnanın zırt dediği yer tam burası: SGK’ya 843 milyon TL, Vergi Dairesi’ne 654 milyon TL civarında bir geçmiş dönem borç stoku var. Belediye yönetimi bu borçları inkâr etmiyor, aksine ağustos ayından beri yapılandırma talep ediyor.

​Ancak Ağustos’tan bu yana bu talebe cevap verilmiyor! Cevap verilmediği için de belediyenin kasasından fazladan 65 milyon TL faiz çıkıyor. Aralık ayında 50 milyon TL vergi ödeyen, ocak ayından itibaren hem cari borcunu hem de eski borç taksitlerini ödemeye başlayan bir kuruma, devletin ilgili organları neden "yapılandırma" kapısını kapatıyor?

​Burada durup sormak gerekiyor: Eğer Alanya Belediyesi yönetimi bugün iktidar bloğunda bir partide olsaydı, bu yapılandırma talebi aylarca bekletilir miydi? Yoksa bir gecede imzalar atılıp "belediyemizin önünü açıyoruz" müjdesi mi verilirdi?

​Devletin kurumları arasındaki bu iletişim kopukluğunun faturası, aslında Osman Tarık Özçelik’e değil, Alanya halkına kesiliyor.

Borcun faizi arttıkça, bu şehrin yoluna, parkına, sosyal yardımına gitmesi gereken milyonlarca lira havaya savruluyor.

​Belediye yönetimi tüm engellere rağmen borç ödemeye, piyasaya güven vermeye devam ediyor. Ancak bir kurumu sürekli "icra kıskacında" tutmaya çalışmak, sadece o kurumu yönetenleri yıpratmaz; o şehrin huzurunu ve hizmet kalitesini baltalar.

​Sonuç olarak; Alanya Belediyesi görevini yapıyor, borcunu kabul ediyor ve ödeme iradesini ortaya koyuyor.

Şimdi sıra Ankara’da. Devletin kurumları siyasi görüş farkı gözetmeksizin, Alanya’nın hakkı olan o yapılandırma imzasını atmalıdır. Aksi takdirde bu durum, hizmete engel olma çabasından başka bir anlam taşımayacaktır.

​Esen kalın...