ABD Dışişleri Bakanlığı, 17 Eylül 2026'da Suudi Arabistan’a yönelik yaklaşık 24,3 milyar dolar değerindeki olası F-35 satışına onay verdi. Açıklanan paket, 48 adet konvansiyonel kalkış ve iniş kabiliyetine sahip F-35A Lightning II savaş uçağı ile 49 adet Pratt & Whitney F135-PW-100 motorunu kapsıyor. Motorların 48’inin uçaklara takılı, birinin ise yedek olarak planlandığı bildirildi. ABD’nin açıklamasındaki “olası satış” ifadesi, işlemin henüz uçakların teslimatına dönüşmüş kesinleşmiş bir sözleşme olmadığına işaret ediyor.

İtalya'da Antalyalı firmanın TIR'ına silahlı saldırı
İtalya'da Antalyalı firmanın TIR'ına silahlı saldırı
İçeriği Görüntüle

PAKET YALNIZCA SAVAŞ UÇAKLARINDAN OLUŞMUYOR

Satış paketinde uçak ve motorların yanı sıra güvenli haberleşme sistemleri, hassas seyrüsefer ve kriptografik ekipman, elektronik harp veri tabanı desteği, yedek parçalar, bakım ve lojistik hizmetleri, eğitim ekipmanları, simülatörler, yazılım ve teknik dokümantasyon gibi unsurlar da bulunuyor. Bu nedenle açıklanan 24,3 milyar dolarlık tutarın yalnızca 48 uçağın satın alma bedeli olarak değerlendirilmemesi gerekiyor; ABD’nin Yabancı Askeri Satışlar sistemi büyük platformların ilk yıllardaki işletme, eğitim ve destek ihtiyaçlarını da paket içerisine dahil edebiliyor.

ONAY SATIŞIN TAMAMLANDIĞI ANLAMINA GELMİYOR

ABD’de bu tür büyük savunma satışları Foreign Military Sales (FMS) adı verilen hükümetler arası sistem üzerinden yürütülüyor. Dışişleri Bakanlığı'nın satışa ilişkin değerlendirmesinin ardından Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı aracılığıyla Kongre'ye resmi bildirim yapılıyor. Suudi Arabistan gibi ilgili özel grupların dışında kalan alıcılar için mevzuatta 30 günlük resmi Kongre inceleme süresi bulunuyor. Bu süreç tamamlanmadan nihai Teklif ve Kabul Mektubu'nun (Letter of Offer and Acceptance) alıcı ülkeye sunulması mümkün değil. Dolayısıyla mevcut karar önemli bir aşama olmakla birlikte, nihai sözleşme, ödeme takvimi, üretim ve teslimat aşamalarından önceki resmi prosedürlerden biri niteliğinde.

FMS sisteminde açıklanan tahmini satış değerleri de nihai fatura olarak görülmüyor. Paketlerin kapsamı; alıcının son ihtiyaçları, bütçesi, destek hizmetleri ve imzalanacak anlaşmalar doğrultusunda şekillenebiliyor. Bu nedenle 24,3 milyar dolarlık toplam değeri uçak sayısına bölerek doğrudan bir F-35 “birim fiyatı” çıkarmak yanıltıcı olabilir. Sistem, uçağın yanında eğitimden yedek parçaya ve teknik desteğe kadar uzun bir ihtiyaç listesini kapsayabiliyor.

İSRAİL'İN NİTELİKSEL ASKERİ ÜSTÜNLÜĞÜ DEĞERLENDİRİLİYOR

Suudi Arabistan’a yönelik işlemin bir başka önemli boyutunu ABD yasalarındaki İsrail’in “Niteliksel Askeri Üstünlüğü” olarak tanımlanan QME düzenlemesi oluşturuyor. ABD Silah İhracatı Kontrol Yasası kapsamında İsrail dışındaki bir Orta Doğu ülkesine savunma sistemi satışında, işlemin İsrail’in bölgedeki niteliksel askeri üstünlüğünü olumsuz etkilemeyeceğine ilişkin değerlendirme hazırlanması gerekiyor. ABD Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı'nın güncel prosedürlerinde bu yükümlülüğün Suudi Arabistan için de geçerli olduğu açıkça belirtiliyor.

BÖLGEDE DAHA ÖNCE DE F-35 SATIŞI GÜNDEME GELDİ

Benzer bir süreç 2020 yılında Birleşik Arap Emirlikleri için yaşanmıştı. Dönemin ABD yönetimi, BAE'ye 50'ye kadar F-35 Lightning II uçağı için yaklaşık 10,4 milyar dolarlık olası satış dahil olmak üzere toplam 23,37 milyar dolar değerinde gelişmiş savunma sistemi paketini Kongre'ye bildirmişti. ABD Dışişleri Bakanlığı daha sonra Kongre'nin inceleme süresinin sona ermesinin, tek başına uçakların hemen teslim edileceği anlamına gelmediğini; Teklif ve Kabul Mektupları üzerindeki çalışmaların ayrıca sürdüğünü açıklamıştı. Bu emsal, Suudi Arabistan dosyasındaki mevcut onayın da uzun bir tedarik sürecinin aşamalarından biri olduğunu gösteriyor.

ABD-SUUDİ ARABİSTAN SAVUNMA İLİŞKİLERİNDE YENİ AŞAMA

Washington yönetiminin satış için kullandığı gerekçeler arasında Suudi Arabistan’ın ülke savunmasının güçlendirilmesi, mevcut ve gelecekteki tehditlere karşı caydırıcılığının artırılması ve ABD ile diğer müttefik kuvvetlerle müşterek çalışabilirliğinin geliştirilmesi bulunuyor. ABD yönetimi ayrıca Kasım 2025'te Suudi Arabistan'ı “NATO üyesi olmayan önemli müttefik” statüsüne aldığını açıklamıştı. Bu statü NATO üyeliği veya NATO'nun kolektif savunma güvencesi anlamına gelmiyor; ancak iki ülke arasındaki savunma ve güvenlik iş birliğinin siyasi çerçevesini güçlendiren bir unsur olarak değerlendiriliyor.

F-35 KÖRFEZ'DEKİ HAVA GÜCÜ DENGESİNDE ÖNEMLİ

F-35, düşük görünürlük özellikleri, gelişmiş sensörleri ve ağ merkezli görev kabiliyetleri nedeniyle yalnızca klasik bir savaş uçağı tedariki olarak değerlendirilmiyor. Suudi Arabistan açısından böyle bir platformun envantere alınması; pilot eğitimi, üs altyapısı, bakım zinciri, güvenli veri sistemleri, yazılım desteği ve teknik personel yetiştirilmesi gibi uzun vadeli hazırlıkları da gerektiriyor. ABD açıklamasında Riyad'ın yeni ekipmanı silahlı kuvvetlerine entegre etmekte önemli bir zorluk yaşamayacağı değerlendirmesine yer verilirken, paketteki geniş eğitim ve lojistik destek kalemleri de entegrasyon sürecinin yalnızca uçak teslimatından ibaret olmadığını ortaya koyuyor.

SÜREÇTE BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Bundan sonraki aşamada Kongre'nin yasal inceleme süreci ve hükümetler arasındaki FMS görüşmeleri belirleyici olacak. Sürecin ilerlemesi halinde nihai ihtiyaçlar ve satış şartları Teklif ve Kabul Mektubu üzerinden şekillenecek; ardından sözleşme, üretim, eğitim, altyapı hazırlığı ve teslimat programları gündeme gelecek. Bu nedenle mevcut açıklama, Suudi Arabistan’ın 48 F-35'i teslim aldığı ya da teslimat tarihinin kesinleştiği anlamına gelmiyor. Açıklanan karar, Washington'ın söz konusu kapasitenin Riyad'a satışına yönelik resmi dış askeri satış prosedüründe kritik bir eşiğin geçildiğini gösteriyor.

Kaynak: Haber Merkezi