Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis, Skai televizyonuna yaptığı açıklamalarda Türkiye ile ilişkiler, Ege'deki gerilim başlıkları ve İsrail'le yürütülen işbirliği konusunda Atina'nın tutumunu anlattı. Gerapetritis, Yunanistan'ın dış politika ve savunma ortaklıklarını üçüncü ülkelerin taleplerine göre belirlemeyeceğini savunurken, İsrail ile özellikle savunma ve teknoloji alanlarında sürdürülen ilişkilerin devam edeceğini söyledi.
TÜRKİYE İLE GERİLİM MESAJI
Türkiye'nin son dönemdeki tutumuna ilişkin Avrupa Birliği kurumları ve üye ülkeleri bilgilendirdiklerini belirten Gerapetritis, olası bir gerilim artışında Yunanistan'ın müttefiklerinden somut destek isteyebileceğini ifade etti. Atina'nın farklı senaryolara karşı hazırlıklı olduğunu söyleyen Yunan Bakan, olası bir krizde ülkesinin sahada karşılık vermeye hazır olduğu mesajını verdi. Bununla birlikte kontrolsüz bir tırmanmaya yol açabilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini de vurguladı.
12 DENİZ MİLİ TARTIŞMASI NEDEN ÖNEMLİ?
Gerapetritis'in açıklamalarının en öne çıkan bölümlerinden biri Ege'deki karasularının genişliği oldu. Yunan Bakan, Atina'nın karasularını 12 deniz miline kadar genişletme hakkından vazgeçmediğini ve böyle bir adımı tek taraflı bir egemenlik hakkı olarak değerlendirdiklerini söyledi. Uluslararası Deniz Hukuku çerçevesinde devletlerin karasularını 12 deniz miline kadar belirleyebilmesine ilişkin düzenleme bulunurken, Ege'nin kendine özgü coğrafi yapısı nedeniyle konu Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süredir temel anlaşmazlık alanlarından biri olmayı sürdürüyor.
Ege'de iki ülkenin ana karalarının yanı sıra çok sayıda ada ve adacığın birbirine yakın konumda bulunması, karasuları ve diğer deniz yetki alanlarının belirlenmesini daha karmaşık hale getiriyor. Türkiye, Yunanistan'ın Ege'de karasularını tek taraflı biçimde genişletmesine karşı çıkıyor ve denizin yarı kapalı yapısı ile iki kıyıdaş ülkenin hak ve çıkarlarının birlikte dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Atina ise 12 deniz miline kadar genişleme imkanını uluslararası hukuktan kaynaklanan bir hak olarak değerlendiriyor.

DENİZ YETKİ ALANLARI ANLAŞMAZLIĞIN MERKEZİNDE
Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege dosyasında yalnızca karasuları değil; kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge, hava sahası, bazı adaların statüsü ve deniz yetki alanlarının sınırlandırılması gibi başlıklar da farklı tezlere konu oluyor. Yunanistan, esas hukuki uyuşmazlığın kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılması olduğunu savunurken Ankara, Ege'deki sorunların daha geniş bir çerçevede ve karşılıklı haklar gözetilerek ele alınması gerektiği görüşünü koruyor.
Bu tür deniz yetki alanı uyuşmazlıklarında diplomatik müzakereler, karşılıklı anlaşma veya tarafların mutabakatıyla uluslararası yargı mekanizmalarına başvuru seçenekleri öne çıkıyor. Tarafların hukuki tezlerinin farklı olması nedeniyle tek taraflı adımlar, askeri hareketlilik veya sert siyasi söylemler gerilim riskini artırabilirken, doğrudan iletişim kanallarının açık tutulması krizlerin büyümeden yönetilmesi açısından kritik görülüyor.
DİYALOG KANALLARI AÇIK TUTULACAK
Gerapetritis de sert mesajlarına rağmen Ankara ile diyaloğun devam etmesi gerektiğini belirtti. Türkiye ile iletişim kanallarının mevcut olduğunu söyleyen Yunan Bakan, iki ülke arasındaki görüşmelerin bir tercih değil zorunluluk olduğunu ifade etti. Atina'nın egemenlik konularını müzakere konusu yapmayacağını savunan Gerapetritis, Türkiye'nin gündeme getirdiği "gri bölgeler" ve adaların silahsızlandırılması gibi başlıkların da Yunanistan açısından görüşmeye açık olmadığını dile getirdi.

İSRAİL VE ARAP DÜNYASIYLA İLİŞKİLER
Yunanistan'ın İsrail'le ilişkilerine de değinen Gerapetritis, savunma ve teknoloji alanındaki işbirliğinin ülkesine katkı sağladığını savundu. Atina'nın İsrail'le ortaklığını sürdürürken Arap ülkeleriyle de stratejik ilişkilerini korumayı hedeflediğini belirten Yunan Bakanın açıklamaları, Doğu Akdeniz'deki güvenlik, enerji ve diplomasi dengelerinin Türkiye-Yunanistan ilişkilerinden bağımsız ele alınamayacağını bir kez daha ortaya koydu.
EGE'DE DİPLOMASİ VE CAYDIRICILIK BİRLİKTE YÜRÜYOR
Ankara ile Atina arasındaki ilişkilerde son yıllarda bir yandan siyasi diyalog ve ekonomik işbirliğini geliştirme çabaları sürerken diğer yandan Ege ve Doğu Akdeniz'deki temel görüş ayrılıkları devam ediyor. Gerapetritis'in son açıklamaları da Yunanistan'ın savunma ve diplomatik ortaklıklarını güçlendirme politikasını sürdürürken Türkiye ile doğrudan iletişimden vazgeçmek istemediğini gösteriyor. İki ülke arasındaki hassas başlıkların kalıcı biçimde çözülebilmesi ise karşılıklı müzakere, uluslararası hukuk çerçevesinde uzlaşma ve gerilimi artırabilecek tek taraflı adımlardan kaçınılmasına bağlı görülüyor.




