DEĞERLİ okurlar, içimden ne yazmak, ne de ülkem ve ülke insanımla ilgili bunca olumsuzluğu değerlendirmek geliyor. Millet olarak kafayı yemek üzereyiz! Bunca felaketin üst üste gelmesi olacak şey mi? Okyanusun ortasında büyük bir girdabın...
DEĞERLİ
okurlar, içimden ne yazmak, ne de ülkem ve ülke insanımla ilgili bunca olumsuzluğu değerlendirmek geliyor.
Millet olarak kafayı yemek üzereyiz!
Bunca felaketin üst üste gelmesi olacak şey mi?
Okyanusun ortasında büyük bir girdabın içinde sürükleniyor gibiyiz.
Sorunların sorumlusunun kim olduğunu aramak da bir çözüm değil.
Tüm sorunların sorumlusu biziz.
Yani, hepimiz.
Özeleştiriden ve empatiden uzak, bir sürü nedene dayalı olarak ortaya koyduğumuz kutuplaşmaların içinde çatışıp duruyoruz.
Sorunlara çözüm bulma yerine, suçluyu bulma adına, birbirimizi suçlamakla meşgulüz.
Kimsenin kimseye güveni kalmadı.
Herkes birbirini potansiyel suçlu olarak görmeye başladı.
İki buçuk milyona yakın Suriyeliyi dana besler gibi besliyoruz. Kendi gençlerimiz üniversiteye girmek için can atarken, Suriyeli gençler istedikleri okullara girebileceklermiş!
Yüz yıllar boyu egemenliğimiz altındaki Arapları asimile etme yerine Araplar bizi asimile edip, kendi kültürlerini aşıladı.
Son yıllarda çok daha güçlü bir biçimde Araplaşıyor, kara çarşafla sarmaş dolaş oluyoruz.
Siyasetçiler mi?
Hala koltuk sevdasıyla yanıp tutuşuyor, birbirlerini suçlama, karalama ve hakaret etmekle meşguller.
Millet kan ağlarken, her gün bunca şehit verirken, hainler olmadık rezilliklere imza atarken, hala ülkede başkanlık sistemi tartışılıyor.
Aymazlığın ve sorumsuzluğun bu kadarı da görülmüş şey değil.
Batının göçmen almamasını eleştirirken "Biz enayi miyiz?" diyen Başbakanımız, bu yaklaşımıyla enayilik yaptığımızı itiraf etmiş olmadı mı?
Erdoğan, Rusya’ya, ABD ve AB hatta Birleşmiş Milletler'e posta atarak, Kasımpaşalılığını göstermeye çalışıyor.
Ortadoğu ülkelerinin içişlerine ne diye karışıyoruz?
Suriye, Mısır, Libya ve Irak’taki iktidar kavgasından bize ne?
Erdoğan dünyada yüzlerce devlet ve devlet adamı varken, kalktı Birleşmiş Milletler'in statüsünü yani 5 daimi üyenin durumunu eleştirmeye başladı.
Ortadoğu'yu hatta dünyayı biz mi düzelteceğiz?
İçimden yazmak gelmiyor demiştim ama gene de yazdım.
İyi ki yazdım.
İçimi, içimdeki sıkıntıları dışa döktüm!
Yeter mi bilmiyorum.
Yetmezse, tenha bir yere gidip "Yeeeeettttteeeerrrr” diye bas bas bağıracağım.