HER şeyden önce Ülkücü-Milliyetçi Hareket'in ülkesi ve milleti için yemini vardır. Bizim yeminlerimiz yalnızca Allah'a ve onun uğruna şahadet içindir. Katoliklerin papazlara verdikleri yeminlere benzemez. Kurt taklidi yapanlardan olmadığımız...

HER

şeyden önce Ülkücü-Milliyetçi Hareket'in ülkesi ve milleti için yemini vardır.

Bizim yeminlerimiz yalnızca Allah’a ve onun uğruna şahadet içindir.

Katoliklerin papazlara verdikleri yeminlere benzemez.

Kurt taklidi yapanlardan olmadığımız gibi, özbeöz bozkurt soyundan gelenler olarak, Gazi Atatürk’ün izinde, Başbuğumuzun yolunda, liderimizin emrinde olan 48 yıllık dualı hareketimizin neferleriyiz.

Bizlerin olmazsa olmazları kalın çizgilerle çizilmiş, ülkemizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda yönünü belirlemektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi, 11-12 Şubat tarihleri arası Konya’da yapmış olduğu MYK, MDK ve milletvekillerinden oluşan heyetle, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin başkanlığında toplanarak geniş kapsamlı bir istişare toplantısı gerçekleştirdi.

Bu toplantıda, 16 Nisan'da yapılacak Anayasa Referandumu sürecinde izlenecek yol üzerine değerlendirmeler yapılırken, neden “Evet” denildiğine dair konu üzerine çalışma yapanlar, katılımcı heyete bilgilendirmelerde bulundu.

İstişare toplantısının sonunda MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, “Biz herkesin kararına hürmetkârız. Referandum bahanesiyle kutuplaşmanın şiddetlenmesini doğru bulmuyoruz. Ancak biz parti olarak 'Evet' diyeceğimizi söylüyor, bunu savunuyoruz. Bizim bu ülke için yeminimiz vardır, vazgeçilemeyecektir. Bu nedenle 16 Nisan'da 'Evet' diyoruz. Evet diyecek, mahkemelerin tarafsızlığını sağlayacağız. Evet diyecek, 18 yaşındaki gençlerimizin önünü açacağız. Evet diyecek, büyüyen ve nüfusu artan Türkiye'nin 600'e çıkan milletvekili sayısını destekleyeceğiz. Evet diyecek, TBMM seçim dönemi ile Cumhurbaşkanı seçim dönemini beş yılda bir ve aynı günde yapacağız. Evet diyecek, Gazi Meclis'in Yasama yetkisini güvenceye alacak, daha da etkinleştireceğiz. Evet diyecek, Meclis'in denetim fonksiyonlarını güçlendireceğiz. Evet diyecek, devlet yönetimindeki fiili zorlama ve açmazı bitirecek, siyaseti toplum sözleşmesinin sınırlarına çekeceğiz. Evet diyecek, Yasama, Yürütme ve Yargı arasındaki hatları kalın olarak çizeceğiz. Evet diyecek, ilk kez Cumhurbaşkanı'na cezai sorumluluk getireceğiz. Evet diyecek, Yürütme'yi tek elde toplayıp devletteki karmaşa ve kafa karışıklığını sonlandıracağız” sözleri ile neden “Evet” dediğimizin özetini tüm kamuoyuna beyan etmiştir.

MHP olarak yapmış olduğumuz uyarılarda Cumhurbaşkanı yetkisiz yetkili gibi kanunsuz emirler verip uygulatamasın.

Bugünkü anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanı yaptığı bütün icraatlarından sorumlu tutulacak, gerektiğinde Yargı önüne çıkarılabilecektir.

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri sürecinde ortaya koyduğumuz bütün bu gerekçeler, bugün teker teker karşılık bulmuştur.

Dün ne diyorsak, bugün de aynı şeyi söylüyoruz.

Tıpkı dün söz verdiğimiz gibi, bugün de anayasanın ilk dört maddesine dokundurtmadık.

Cumhurbaşkanının anayasal sınırlarını belirledik.

Dün çözüm ortaklığına ve HDP ile yapılan bölücü anayasaya "Hayır" diyorduk, bugün MHP’nin imzası bulunan milli üniter yapının korunduğu anayasaya "Evet" diyoruz.

Rahmetli Başbuğumuz da milliyetçi cephe hükümetlerine, devletin içerisinde bulunduğu kaos ortamını bertaraf edebilme adına girmişti, devletin ve milletinin yanında yer almıştı.

O zamanda Rahmetli Başbuğumuza türlü eleştiriler de bulunan, Türkeş' siz MHP hayali görenler, bugün de devletin bekası ve milletin refahı için "Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben" diyen Liderimiz Devlet Bahçeli' ye alçakça saldırıyor.

Herkes şunu iyi bilsin ki...

Liderini bilmeyen, teşkilatını tanımayan, doktrinden bihaber olanları ülkücüler unutmayacaktır.

Bugüne kadar ne dediyse haklı çıkan, ne yaptıysa devlet ve millet aşkıyla yapan liderimize türlü hakarette bulunanları ise affetmeyecek, ipeğimizin altındaki çeliği unutturmayacağımızı herkes iyi bilmelidir.

Ne mutlu Türk'üm diyene!