Çocukluğumuzda; yaramazlık yapmamak, uslu ve utangaç olmak iyi meziyet sayılırdı. Büyüklerimizin ilgi ve sevgilerini kazanmak için uslu ve utangaçlık kartını kullanmak bize avantaj sağlardı. İlkokulu bitirme müzik sınavında; öğretmenim...
Çocukluğumuzda; yaramazlık yapmamak, uslu ve utangaç olmak iyi meziyet sayılırdı. Büyüklerimizin ilgi ve sevgilerini kazanmak için uslu ve utangaçlık kartını kullanmak bize avantaj sağlardı.
İlkokulu bitirme müzik sınavında; öğretmenim şarkı söylememi istedi. Gerçekten utanmış ve söyleyemem demiştim. Öğretmenim kızarak “çık dışarı” dedi. Kaldığımı düşünmüştüm ama geçirmişler, hem de “pekiyi” ile…
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği; hayırsever güzel insanlar Perihan ve Feridun Özdeş çiftinin sağladığı dernek binasında, Başkan Nilgün Özcan ve arkadaşları inanılmaz işler çıkarıyorlar. Okul öncesi çocuklara; Satranç, Drama, Piyano, Gitar, Dans, Resim gibi kurslar açmışlar. Öğrenciler ücretsiz Matematik, Fizik, İngilizce gibi derslerden ücretsiz faydalanabiliyorlar.
Türkiye’de çocuk eğitiminde korku ve disiplini ön koşul olarak alan anlayışa karşı; ÇYDD, sevgi ve hoşgörüyü yöntem olarak kullanıyor. Sizce hangi anlayış doğrudur?
Bir de; Müzik Öğretmeni Şehriban Kasapoğlu yönetiminde koro kurmuşlar. Arkadaşlar sen de katıl dediler. Dalga geçmeyin, bende ne ses ne de yetenek var dedim. Şehriban Hanım “kafanı yorma, senin boyun uzun, arkada durursun” dedi. Hani; irili ufaklı boş şişeleri yan yana koyup müzik yapanlar vardır, beni de şişelerden biri gibi görüyor diye, içimden geçirdim.
Merak bu ya; bir derse girmeye karar verdim. İlk izlenimim; defalarca yazdığım gibi: çocuk eğitiminde resim, beden ve müzik derslerinin çok önemli olduğu düşüncesinin haklılığıydı. Bu derslerde moral depolayan çocuklar için; matematik, fizik gibi dersler çocuk oyuncağıdır.
Şehriban Öğretmen derse, kültür-fizik hareketleriyle başlıyor. Boyun ve sırt kasları çalıştırılıyor. Dudak ve yüz kasları için; Mom mom mom, mum mum mum, mim mim mim gibi seslerle ısınma turları yapılıyor. Doğru nefes alma, onu tutma ve kontrollü nefesi bırakma, diyaframı çalıştırma her ders başı yapılan öncelikli çalışmalar. Kendinizi beden veya biyoloji ve hatta matematik dersinde sanabilirsiniz.
Rakamları kullanarak; 2-2-4; 2-2-4 veya 1-2-3, 1-2-3, 1-2, 1-2, 1-2, gibi ritim tutturabilirsiniz. Müziğin bir oran ve ölçü işi olduğunu anlayabiliyorsunuz. Müziğin bütün öğretilerle iç içe olduğunu görüyorsunuz. Basit bir soru; müziksiz dans yapılabilir mi? İşin içinde bir de felsefe var. Hayata on sefer gelinmiyor, fırsat buldukça göbek atın şarkı söyleyin öğüdü sizce felsefe değil midir?
Koro, ilk sınavını; ÇYDD’nin Banana Otelde 21 Şubat 2014 günü düzenlediği dayanışma yemeğinde verecektir. Neleri başarabildiğimizi merak edenlere duyururum. Arkadaşlar yapabiliyorsun diyorlar; içimden ben bile ha… diye geçiyor!
Koro sonrası düşüncelerimde inanılmaz farklar oluştu. Yakaladığım ilk fırsatta göbek atmazsam ne olayım… Kendimi Abdullah Yüce gibi hissediyorum dedim; arkadaşlar hele bir iki ders daha geçsin, sen kendini Zeki Müren gibi hissedersin dediler.
Öğrencilik yıllarımda Şehriban Kasapoğlu gibi öğretmenlerim olsaydı; inanın, bana Harvard Üniversitesi hafif gelirdi. Korodaki tüm arkadaşlar ve ben, sizi çok seviyoruz; sevgili öğretmenim…