BU ülkede, sadece Türk futbolu dibe vurmuyor. Her alanda bir erozyon, yozlaşma, bozulma ve de kokuşma söz konusu. Bu ülkeyi yönetme iddiasıyla yola çıkmış, toplumu yönlendirecek, şekillendirecek, kalkındırıp aydınlatacak, her bakımdan topluma...
BU
ülkede, sadece Türk futbolu dibe vurmuyor.
Her alanda bir erozyon, yozlaşma, bozulma ve de kokuşma söz konusu.
Bu ülkeyi yönetme iddiasıyla yola çıkmış, toplumu yönlendirecek, şekillendirecek, kalkındırıp aydınlatacak, her bakımdan topluma örnek olacak siyasetçilerimize bir bakın.
Birbirlerine demediklerini bırakmadıkları gibi, birbirlerine olmadık hakaretleri yapmanın yanı sıra, birbirlerini vatan haini olarak ilan edebiliyorlar.
Futbol kulüplerinin başkanlarına bakın.
Onların da siyasetçilerimizden bir farkı yok.
Toplumun her kesiminde çok ciddi ve de tehlikeli bir kutuplaşma var.
Siyasi partilerin ve de futbol takımlarının taraftarları birbirine düşman.
Kimsenin kimseye güveni kalmadı.
Herkes birbirine kuşkuyla bakıyor.
Vatan millet sevgisi hikaye oldu.
İstedikleri yerde ve istedikleri zaman, ülkenin her yerini yangın yerine çevirmek için bekleyen özel timler var.
Bu ülkede her tür kimlik üzerinden çatışma çıkartmak kadar kolay bir şey yok.
Kanarya severlerle sevmeyenler diye, ortaya bir tartışma açsanız, bunun üzerinden bile bir kutuplaşma ve çatışmanın çıkarılması mümkün!
Lafa gelince, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” diye bas bas bağırırız.
Aslında Türk’ün Türk’ten başka düşmanı yok.
Türk futbolunun dibe vurması, büyük ölçüde futbol takımlarımızın iyi yönetilememesinden kaynaklanıyor.
Yöneticilerimizin çoğu yönetici değil.
Futbolcularımızın önemli bir bölümü cahil cühela.
Ömürlerinde göremeyecekleri kadar büyük paralar ve akıllarının ucundan bile geçmeyecek ölçüde şöhrete ulaşmanın hazımsızlığıyla sapıtıyorlar.
Takımlarımızın taraftarları ise taraftar değil.
Galatasaray’ın son Dortmund karşılaşmasında sözde taraftarın yaptıkları akıl alacak şey mi?
Aynı rezilliği Trabzonspor’un taraftarları da yaptı.
Bu kafayla gidersek Avrupa kapıları yüzümüze kapanacak.
Çok daha tehlikeli olanı, Avrupa’ya gidecek güçte takımımız kalmayacak.
Bırakın son yıllardaki karşılaşmalarda taraftarların rezilliklerini, çoğu takımımızın sözde taraftarları, kulübün para cezası alması, sahanın kapatılması, maçların seyircisiz oynanması, çok daha kötüsü takımın hükmen yenilmesi için ellerinden geleni yapmakla meşguller.
Bütün takımların sözde taraftarları kendilerini takımın sahibi sanıp, her türlü rezilliği yapma hakkını kendilerinde görebiliyor, Teknik direktörü, futbolcuyu bırakın, kulüp başkanını bile belirleme saçmalığı içine girebiliyorlar.
Zaman zaman, bu köşede, demokrasinin bir yaşam biçimi ve de kültür işi olduğundan söz etmeye çalışıyorum.
Toplum olarak, klasik şark kurnazlığıyla, batının entrika geleneği arasında sıkışıp kalmanın açmazı içindeyiz.
Böylesine yozlaşmış, bozulmuş ve kokuşmaya başlamış bir toplumsal dokudan, ancak böyle bir yapı çıkar!