BİR Alanya sevdalısı duyarlılığıyla, Balıkçılar Barınağından (!) gelen kötü kokular üzerine yazdığım yazılarla ilgili olarak; S.S Alanya Su Ürünleri Kooperatifi'nden çekilen ihtarname (tekzip) metnini; 5187 Sayılı Basın Yasasının...
BİR
Alanya sevdalısı duyarlılığıyla, Balıkçılar Barınağından (!) gelen kötü kokular üzerine yazdığım yazılarla ilgili olarak; S.S Alanya Su Ürünleri Kooperatifi’nden çekilen ihtarname (tekzip) metnini; 5187 Sayılı Basın Yasasının ilgili hükümleri gereğince, noktasına virgülüne dokunmadan, (dün) aynen yayımladım.
… …
Yirmi beş yıldır bu gazetede köşe yazısı yazıyorum.
Bu süre zarfında, inanmadığım hiçbir konuyu, köşeme taşımadım.
Yalan yanlış, kulaktan dolma hiçbir bilgiye, köşemde yer vermedim.
Daha da önemlisi, hiçbir kurumun, hiçbir şahsın kalemi olmadım.
Şu ana kadar hiçbir kimse, inanmadığım bir bilgi ve düşünceyi bana dikte ettirtemedi.
… …
Alanya Balıkçı Barınağı ile yazdığım yazılarımda kullandığım her bir sözcüğün arkasındayım. Bu konuda ne yazdıysam odur.
Ancak ve ancak;
Ne bu konuyla ilgili yazılarımda, ne de diğer yazılarımda, hiçbir kimseye, hiçbir kuruma asla ve asla hakaret etmedim.
Tekzip metninde belirtildiği anlamda, hiçbir zaman, hiçbir kişi ve kurumun kişisel haklarına saldırıda bulunmadım, onları kamuoyu önünde küçük düşünücü hiçbir beyanım olmadı.
Olmadığı gibi, tam aksine, özellikle Barınakla ilgili yazılarımda, ilkelerimle bağdaşmayan bir yol izleyerek; elimdeki belge ve dokümanları açıp, saçmadım.
Balıkçılıkla uzaktan yakından ilgisi olmamasına rağmen, tahmin edilebilecek niyetlerle tekne sahibi yapılıp, Kooperatife üye(!) yapılan Turizmci zatın adını deşifre etmedim.
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nı ikna için, Bakanlığa, bu zatın verdiği ödünç paranın “kaynak olarak gösterildiğini” dillendirmedim.
Alidaş A.Ş’nin, Türkiye Denizcilik İşletmelerinden kiraladığı sınırlar içinde bulunan dükkânlara (ne vaatle) sarkıldığını(!); vaatlerin yerine getirilmemesine rağmen, sarkılan(!) bu alanın, hâlâ işgal edilmeye devam edildiğini yazmadım.
Yazmadığım ve dillendirmediğim, hoş olmayan, daha pek çok konunun olduğunun da bilinmesini isterim.
* * *
Şimdi;
Bu alanın, nasıl, neden ve hangi koşullarda kiralandığı, kime kiralandığı, neden kiralandığı, beni hiç ama hiç ilgilendirmiyor.
Yıllarca, balıkçılık sektörünü kredilendiren bir bankanın üst düzey yöneticiliğini yaptım.
Balıkçılığı da bilirim, bir balıkçı barınağında olması gereken koşulları da.
Balığı da bilirim, aşını balıktan kazanan balıkçıyı da.
Kime balıkçı dendiğini de bilirim, kime balıkçı denmediğini de.
… …
Kiralama işlemleri yasal olabilir. (Nitekim bu işlemin yasal olduğunu, tekzibe konu yazımda da belirttim.)
Buraya kadar her şey tamam.
Tamam olmayan konu şu.
Bu koyda balık yok ve balığı olmayan bu koy, her ne amaçla olursa olsun; BELEDİYE DIŞINDA, HİÇBİR KURUM VE KURULUŞA TESLİM EDİLEMEYECEK KADAR TURİSTİK ÖNEME HAİZ BİR KOY.
Sorun burada.
Sıkıntı burada.
Düğüm burada.
… …
Efendim, Belediye dışında bir kuruma kiralanırsa ne olur?
İşte bu olur.
Böyle bir ortamda insanlar, kurumlar birbirine girer.
Hoş olmayan oyunlar tezgâhlanır.
Hoş olmayan dedikodular yapılır.
Kişiler, makamlar, mevkiler yıpranır ve yıpratılır.
Alanya Turizmi sıkıntıya girer.
… …
Ya bir an için, çıkar duygularınızdan arının ve bir bakın!
Allah rızası için, kul hakkı için, elinizi vicdanınıza koyun bir bakın.
Alanya’nın en güzel yerlerinden biri olan koca bir alan, kırmızı beyaz şeritlerle, cinayet mahalli çevrelenir gibi çevrelendi.
Hoş bir görüntü mü bu?
İnin İskele’ye, dikilin bir kenara; gemiden inen turistlerin bu çirkin görüntüye nasıl baktıklarını, bu görüntüyü nasıl fotoğrafladıklarını görün.
Bu mekâna bir yudum çay içmek gelen herkesin içine oturuyor bu çirkinlik. Çayını içmeden kalkıyor.
İnsanlara reva mı bu?
* * *
Sizi bilmem kardeşim; ben bu görüntülerden rahatsız oluyor, utanıyorum.
Ortadoğu kentlerine özgü bu görüntüleri, Alanya’ya yakıştıramıyorum.
Aklıselim herkesi, göreve davet ediyorum.