1 Mart 2019 da Macaristan ana muhalefet partisi Jobbik'in eski Genel Başkanı Vona, "Avrupa Birliği üyesi olsa da olmasa da Türkiye ve Türk kültürü Avrupa kültürünün önemli bir parçası. 21. yüzyıl Türkiye'nin yüzyılı olacak." demişti. Türkiye ekonomik, siyasi, toplumsal depremler yaşıyor. 21.yüzyıl "Türk Yüzyılı" olur mu bilinmez ama 20. Yüzyılda bir "Türk Mucizesi" yaşanmıştır. Türk İstiklal Savaşı sırasında Atatürk hem İtilaf Devletleri ve onların taşeronları hem de içerdeki işbirlikçileri ile mücadele ederken; asıl var olma alanımız olan Türk Milletinin eğitim alanını da planlamıştır. Ankara’da açılan BMM ve onun bakanları milletin hayatını ve varlığını korumak için milli eğitim işlerine özel bir çaba göstermişlerdir.
23 Nisan 1920’de BMM açıldıktan sonra 2 Mayıs 1920 tarihinde İcra Vekilleri Heyetinin (Bakanlar Kurulu) on bir vekâletinden biri de “Maarif Vekâleti” olmuştur. Ülkenin en sıkıntılı döneminde maarif(eğitim) mevzusu hayati bir önem taşımıştır. BMM’nin 9 Mayıs1920’de okunan İcra Vekilleri Heyeti programında, milli şuuru geliştirme, kendine güven duyma, girişim gücüne sahip olma, kendi bünyemize uygun programlar geliştirme gibi bugünkü modern eğitimde kullanılan temel ilkelere yer verilmiştir.
Ankara Hükümeti’nin İcra Vekilleri Heyeti Programında eğitim ve öğretimle ilgili stratejisi şöyle belirlenmiştir:
1-Türk Eğitimi bir yandan milli diğer yandan dini hale getirilecekti.
2-Eğitim Türk çocuklarına hayat kavgasında başarılı kılacak kuvvetleri, dayanakları kendi varlıklarında bulduracak güç, girişim, kendine güven gibi nitelikler verecek, onlarda üretici düşünce ve bilinç uyandıracaktır.
3- Öğretim tüm okullarda çağın bilimsel ve sağlık kurallarına uygun olarak yeniden düzenlenecek, buna uygun programlar geliştirilecektir.
4- Ders kitapları milletin doğasına, ülkenin coğrafi ve iklim koşullarına, tarihsel ve toplumsal geleneklerine uygun bilimsel nitelikte olacak, bu doğrultuda yazdırılacaktır.
5- Halk kitlesinden yaşayan Türkçe sözcükler toplanarak, dilimizin büyük bir sözlüğü meydana getirilecektir.
6- Milli ruhu geliştirecek tarihsel, toplumsal ve edebi eserler uzmanlarına yazdırılacaktır.
7- Eski eserleri kütüğe geçirmek ve korumak için gerekli önlemler alınacaktır.
Eğitime özel bir anlam yükleyen Atatürk, Eskişehir-Kütahya savaşları yenilgisi sonrası Sakarya Meydan Muharebesi hazırlıkları yapılırken eğitime millî bir yön vermek amacıyla Ankara’da 15 Temmuz 1921 tarihinde I. Maarif Kongresi’ni toplamıştır. Yunan Ordusu’nun Ankara yakınlarına Polatlı’ya kadar sokulduğu, top seslerinin Ankara’da duyulduğu, BMM’nin Ankara dışına taşınmasının tartışıldığı günlerde Atatürk, yurdun her tarafından gelen 200 kadar erkek ve kadın öğretmeni bir araya getirerek Milli eğitim politikasının temel amaçlarının belirlendiği Maarif Kongresini düzenlemiştir.
Eğitimi bağımsızlık savaşı kadar önemseyen Atatürk, kongrenin açılış konuşmasında; “Asırlardan beri idaredeki büyük ihmalin, devlet bünyesinde açtığı yaraları tedavi için bundan böyle en büyük gayretlerin eğitim alanında olması lazımdır.” diyerek öğretmenlere ve ülkeyi yönetenlere eğitim konusunda hedefler göstermiştir. Dönemin mevcut koşuları göz önünde tutulduğunda 1921 Maarif Kongresi, eğitim tarihimizde yeni bir dönemin başlangıcıdır.
Atatürk'e göre Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük hazinesi Türk gençliği olacaktır. Bu nedenle Türk gençliğinin millî bir eğitimden geçirilmesi, milli duygularla donatılması bir zorunluluktur. Atatürk, çocuklarımıza verilecek eğitim ve öğretim konusunda şöyle diyordu:
"Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara özellikle varlığı ile, hakkı ile, birliği ile taarruz eden genel olarak yabancı unsurlarla mücadele gereğini ve millî düşünceleri boğmaya çalışan her karşı fikre şiddetle ve özveri ile savunmanın gereği öğretilmelidir. Yeni neslin bütün ruhî güçlerine bu özellikler ve yeteneğin verilmesi önemlidir."
6 Şubat 2023'te memleketimizi etkileyen büyük bir deprem sonrası uzaktan eğitim kararı alınmıştı. Önce pandemi şimdi deprem nedeniyle eğitim öğretime ara verildi. 28 Ekim 2022'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, "Türkiye Yüzyılı " vizyonunu açıklamıştı. Sıcak savaşta bile eğitim öğretimden ödün vermeyen Atatürk ve yaşanılan deprem felaketi sonrası eğitim öğretime verilen önem! Tarihe geçeceğiz, bu kati. Ama nasıl ve ne ile?
Sibel DULUM