Değerli okurlar. Yarından sonra ülkenin ve ülke insanımızın kaderini belirleyecek bir seçimle yüz yüzeyiz. Ben de, toplumun önemli bir kesimi gibi, bu seçimi saçma buluyorum. Belli bir olgunluk ve gerçekçilik içinde bir koalisyon hükümeti...

Değerli okurlar.

Yarından sonra ülkenin ve ülke insanımızın kaderini belirleyecek bir seçimle yüz yüzeyiz.

Ben de, toplumun önemli bir kesimi gibi, bu seçimi saçma buluyorum.

Belli bir olgunluk ve gerçekçilik içinde bir koalisyon hükümeti kuramayan siyasetçilere de oldukça tepkiliyim.

Hele hele bu seçimde, 7 Haziran seçimlerinde görmediğimiz, geçmişte yaşadığımız, onlar ne veriyorsa ben iki mislini veriyorum saçmalığına ve de çirkinliğine benzer bir biçimde, oy kaygısına dayalı vaatler hatta rüşvetlerin abartılı boyutlara varması düşündürücü!

Her parti bol keseden atıp tutup olmayacak vaatlerde bulunmaya başladı.

Yıllar boyu böyle bir yola tevessül etmeyen AK Parti’nin de aynı tutarsızlık içine girmesi hiç de hoş değil.

Biz millet olarak ortak akıl ve kolektif bilinç içinde hareket etme yerine “BEN” diye başlayan bir bencillikle, ümmetçi bir toplum geleneğinden gelme alışkanlıkla “TEK ADAM” yaklaşımı içinde hareket ediyoruz.

Bu yüzden de, bu seçim, ülkemiz ve ülke insanımızın geleceği için çok önemli olmasına karşın, seçime fazla ilgi duyamıyorum.

Alanya’da seçime katılan siyasi partilerin birçok etkinliği oldu.

Bu etkinliklere sağlık sorunlarım nedeniyle katılamamanın üzüntüsü içindeyim.

Tabii ki, süreci alanda yakından takip etmekle, medyadan takip etme arasında fark var.

Ama günümüzün gelişmiş teknolojisi ve büyük imkanları sayesinde bu fark, öyle abartılacak gibi değil.

Bu konuya değinmemin nedeni, kimi etkinliklere, parti yöneticileri ve de kimi adaylar davet etmesine karşın, bu davetlerin hiçbirine katılamadığımın bilinmesini istemem!

Seçim sonuçlarının olumlu ya da olumsuzluğunun, yönetimde istikrarın, temsilde adaletin sağlanıp sağlanamamasına bağlı olduğu söylenir.

7 Haziran seçiminde temsilde adalet tamam olmasına karşın, yönetimde istikrarı sağlayacak bir tablo oluşmadı.

Bence, bizim gibi uzlaşma kültüründen yoksun toplumlarda, temsilde adalet olmasa da, yönetimde istikrarın çok daha önemli olduğuna inananlardanım.

İşin en çarpıcı yanı ise, belli dönemlerde, yönetimde istikrar sağlanıp, ülke belli bir kalkınma sürecine girdiğinde istikrarı sağlayan parti, iki dönemden fazla iktidarda kalınca, muhalefet hırçınlaşıp, meydanlara çıkıp protestolara başlayarak, çok çirkin suçlama, karalama ve hakaretlerle dolu bir siyaset anlayışıyla toplumsal kutuplaşma yaratılıyor.

Bu, tek parti döneminde Cumhuriyet Halk Partisi'ne, sonrasında Demokrat Parti ve Anavatan Partisi'ne dönük yapıldı.

Türkiye'ye sınıf atlatan rahmetli Özal ve ailesine yapılmayan kalmamıştı!

- DEVAM EDECEK -