Yüzde on barajı yüzünden seçimlere bağımsız adaylarla giren BDP'nin, seçimden başarıyla çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Seçim gününe kadar, bağımsız adaylardan bazılarının, Kürt halkının talepleriyle ilgili çıtayı...
Yüzde on barajı yüzünden seçimlere bağımsız adaylarla giren BDP’nin, seçimden başarıyla çıktığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Seçim gününe kadar, bağımsız adaylardan bazılarının, Kürt halkının talepleriyle ilgili çıtayı sürekli yükseltmeleri, tehdit dolu, tahrik edici çıkışlarının Türk toplumu tarafından ciddiye alınmaması, ülkenin geleceği bakımından çok olumlu bir gelişmeydi.
BDP’nin Türk soluyla ve de kendilerinden farklı siyasi görüşlere sahip bazı Kürt aydınlarını içlerine almaları, sanırım BDP’nin Türkiye partisi olma yolunda ilk adımları gibi algılanabilir!
Bu algının nasıl bir seyir izleyeceği, BDP’lilerin TBMM’de izleyeceği politikalarla netlik kazanacak.
Seçim meydanlarındaki hamasi çıkışları normal karşılamak mümkün.
Sayın Başbakan da balkon konuşmasında, bu konunun altını özellikle çizerek, herkesle helalleşmek istediğini yani bir nevi özür dilediğini net bir biçimde ortaya koyarak yepyeni bir beyaz sayfa açtığını söyledi!
Sayın Başbakan, BDP’lilerin tehdit, şantaj ve agresifleşmesi karşısında, ölçülü de olsa tepkisini ortaya koyarken, seçim sonrasında aynı çizginin sürdürüldüğünde çok daha sert önlemlere başvurabileceğinin sinyallerini ve de mesajlarını verdiği kanısındayım.
İnşallah bu mesajlar BDP tarafından doğru okunur ve ülke genelinde, bir barış ortamı yaratılarak, terör belasından bir an önce hem Türk, hem de Kürt halkı kurtulur.
BDP, umarım parlamentodaki mevcut milletvekilleriyle birlikte, salt Kürtlerin partisi olmaktan hızla uzaklaşıp, Kandil ve İmralı güdümünde illegaliteye dayalı olarak, terör örgütü güdümünden çıkıp, legal bir parti olarak Türk ve Kürt halkının evrensel beklentilerini hayata geçirmek için, uzlaşmacı ve de gerçekçi politikaları benimseyerek tüm Türkiye’yi kucaklamaya çalışır.
Aksi halde, Türkiye’de Türk ve Kürt çatışmasının tavan yapması bir yana ülke kan gölüne dönebilir.
Böyle bir durumda, hem Türkler, hem de Kürtler büyük zarar görür.
Böylesine çirkin ve tehlikeli bir durumu da, ne Türklerin ne de Kürtlerin benimsemesi mümkün olamaz.
Kürt halkının önemli bir bölümünün terör örgütünün baskısından bıktığını bilmek için kahin olmaya gerek yok.
BDP ya kendisini yenileyip özgürleşerek her şeyi parlamento zemininde çözmeye çalışıp sokak eylemlerinden ve terör örgütünden elini eteğini çekecek, ya da her tür tepkiye razı olacak!
Umarız, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı kimliğinde tüm etnik yapılar bir arada, kardeşçe yaşama akılcılığını ve gerçekçiliğini göstererek, ülkenin kalkınmasına ve halkın refah seviyesinin hızla yükseltilmesine katkıda bulunurlar.