Araç kiralama, rent a car hizmetleri son zamanlarda önemli ticaret sektörleri arasında yerini almıştır. Ortaya çıkışı turizm sektörünün gelişimi ile ilgilidir. Uluslararası güç kaynaklarının tekelinde yaygınlaşan rent a car işletmeciliği, zamanla yerel bazda da önemli mesafe kat etmiştir. Turizm bölge, alan ve merkezlerinde turistik hizmet sektöründeki payı giderek artmıştır. Günümüzde yerel halkın da ihtiyaçlarına cevap verir derecede önem kazanmıştır. Aracı olmayan, anlık ihtiyaç duyanlar için de gereklidir.

Kolay bir sektör gibi algılanmaktadır ancak ofis ayarlamak, yeterli sayıda araç bulundurmak hatırı sayılır derecede maddi imkân gerektirmektedir. Sıfırdan iş kurmak elbette güçtür ama bu güçlüğü artıran yasal sorunlar da beraberinde gelmektedir. Taksitlerini ödeme gücünü elde etmeden bankaya yaklaşmak mümkün değildir. Yüksek faiz ve enflasyon maliyetleri sürekli artırmaktadır. Araç fiyatları almış başını gitmiştir.

Faaliyetteki araç kiralama şirketleri, özellikle yerelde çalışan ve yabancı turistlerle birlikte yerel halka da hizmet veren firmalar, küçük esnaf niteliğindedir. Masrafların altından kalkamamaktadırlar. Tek araç için yıllık MTV, ticari araçlar için yıllık TÜVTÜRK muayenesi, egzoz muayenesi, on bin kilometrede bir yapılan servis (ki bu rakama çok hızlı ulaşılmaktadır), yıpranan lastikler; yıllık gelir vergisi ve kiralamada yüzde 20 KDV işletmecileri işi bırakma noktasına getirmektedir. Bazen çoklu, çifte vergi uygulamalarıyla esnafın geliri adeta erimektedir. Her yanı risk yüklüdür. Önerilen yönetmelik incelendiğinde, orta ve küçük kapasiteli esnafın kepenk kapatmaya zorlandığı görülmektedir.

Küçük çapta, tek telefonla yürütülebilen bir hizmet sektörüdür. Araç alma gücü olmayan dar gelirli vatandaşlar, küçük esnaf, işçi ve memur anlık ihtiyaç duymaktadır. Halkın içinde yaşamayan merkez bürokrasinin, iş yapayım derken kaş yapayım derken göz çıkarma eğilimi düşündürücüdür. Ticareti yasayla düzenlemek ve denetlemek yerine yasaklamak da mümkündür; ancak esnaflık, tüccarlık her babayiğidin harcı değildir. Piyasada kalabilmek güçtür.

Hiçbir tüccar, kârsız ve masraflı bir işi ayakta tutamaz. Korsan gelişen sektörler yasayla ve teşvikle kontrol altına alınabilir. Ancak gelir kaynaklarının önü kapatılarak gider yükü altında bırakılan hiçbir esnaf ayakta duramaz. Bu durum yalnızca esnafın iflası gibi görünse de aslında devletin de zayıflamasını ifade eder. Vatandaş yıkılırsa devlet de zayıflar. Çünkü devletin giderleri, esnafın ödediği dolaylı veya dolaysız vergilerle karşılanmaktadır. Kâr marjını aşan vergiler vatandaşa ağır yük olmaktadır. Rent a car işletmeleri gibi diğer esnaf grupları da benzer sıkıntılarla karşı karşıyadır. 450 bin lira maaşla geçinemeyen vekil örneği düşünüldüğünde durum daha iyi anlaşılmaktadır. Yetki belgesi ve lisans uygulamalarına itiraz edilmez; bunlar güven oluşturur.

Yeni rent a car yönetmeliği öngörüsünde 5 yaş sınırı iyi gibi görünse de 2 yaşında olup 100 bin kilometreyi aşan araçlar bulunmaktadır. Hibrit ve elektrikli araç tercihleri müşteri talebine ve alım gücüne bağlıdır. Depozito garantisi sözleşmeyle düzenlenir. Yurt dışına çıkacak yabancı bir müşteriye on beş günlük depozito süresini anlatmak her zaman kolay değildir. Yasa, tacir ile müşteri haklarını karşılıklı korur görünse de iki kişi arasındaki sözleşmeye aşırı müdahil olmamalıdır. Para kazanıp vergi ödemek kolay değildir.

Yabancılar için fiyat yerine güven daha önemlidir. Yerel halka yüzde 20 KDV ağır gelmekte, rent a car hizmetlerinde mağduriyet yaşanmaktadır. Araç kiralama firmalarına yönelik teşvik desteği de bulunmamaktadır. Yönetmelik, yerel işyeri ve yerli müşteriye uygun şekilde düzenlenmelidir. Aksi halde sektör tekelleşmeye sürüklenir ve yerel vatandaş hizmet alamaz. Bu durum sektörü merdiven altına kaydırır.